(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Türkiye’nin yakın coğrafyasında uzun süredir süren savaş ve çatışmalara rağmen diplomasi trafiği hız kazandı. Güney Kafkasya’dan Karadeniz’e, Suriye’den Orta Doğu’ya kadar birçok dosyada barış ihtimali konuşuluyor. Ancak bu süreç, umut verici gelişmelerle kırılganlıkların iç içe geçtiği bir tablo sunuyor.
AZERBAYCAN–ERMENİSTAN: BARIŞA DOĞRU
Ermenistan ve Azerbaycan arasında yıllardır süren gerilim, son dönemde yumuşama sinyalleri vermeye başladı. Washington’da yapılan görüşmelerde, tarafların Zengezur Koridoru konusunda uzlaşmaya yaklaşması önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ermenistan, Zengezur Koridoru’nu ABD’ye 99 yıllığına işletme hakkı tanıyor. ABD, bu anlaşma ile bölgede Rusya ve İran etkisini azaltmayı amaçlayan yeni bir stratejik inisiyatif başlattı. Ancak, anlaşma Ermeni diasporası içinden köklü endişelere yol açıyor; bazı kesimler, bu sürecin Karabağ’daki Ermeni nüfusunu zor durumda bırakabileceğini ve Ermenistan’ın egemenliğini zayıflatacağını savunuyor. Sonuç olarak bu durum, hem bölgesel ticaretin hem de ulaşım hatlarının yeniden şekillenmesi açısından kritik öneme sahip. Ancak, sınırda hâlâ karşılıklı güvensizlikler ve kırılganlıklar sürüyor.
RUSYA–UKRAYNA: İSTANBUL’DA TEMKİNLİ ADIMLAR
Türkiye’nin arabuluculuğunda İstanbul’da yeniden başlayan görüşmeler, savaşın diplomasi masasına dönüş ihtimalini gündeme taşıdı. Esir değişimleri, tarafların “sınırlı güven adımı” olarak yorumlanırken, kalıcı ateşkes konusunda mesafe alınamadı. Ukrayna lideri Zelenski, Putin’le Türkiye’de görüşmeye hazır olduğunu açıklarken; Moskova daha temkinli davranıyor ve şartlı bir yaklaşım sergiliyor. Bu tablo, barış olasılığını gündemde tutsa da henüz kırılganlığın aşılamadığını ortaya koyuyor.
SURİYE: GÜVENLİK VE BELİRSİZLİK
Suriye’de savaşın şiddeti azalsa da ülke hâlâ parçalı ve kırılgan bir yapıya sahip. BM raporları, kuzeybatı ve kuzeydoğuda çatışmaların sürdüğünü, insani krizin derinleştiğini vurguluyor. Öte yandan ABD arabuluculuğunda Suriye ile İsrail arasında yürütülen görüşmeler yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Tarafların 25 Eylül’de güvenlik anlaşması imzalamaya hazırlandığı belirtiliyor. Ancak Suriye’nin iç dengeleri ve İsrail’in askeri hamleleri bu sürecin başarıya ulaşıp ulaşmayacağına dair ciddi soru işaretleri doğuruyor.
BÖLGE BARIŞINI İSRAİL Mİ BOZUYOR?
Bölge barışının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen İsrail, özellikle Golan’daki yerleşim politikası ve Şam’a yönelik saldırıları nedeniyle eleştiriliyor. Suriye’den Gazze’ye uzanan barış dinamiklerinde en acil ve insanı boyut, Gazze’de yaşanan insani dram olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler destekli Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC), Gazze’de resmi olarak kıtlık ilan etti; yaklaşık 514.000 kişi açlık sınırında, bu rakam Eylül sonunda 641.000’i bulabilir. Ayrıca İsrail, tampon bölge veya yardım noktalarındaki sivilleri hedef alan saldırılarıyla da eleştiriliyor. Askıya alınmış olsa da İsrail’in “Gazze Şehri’ni işgal etme planı” hâlâ gündemde; binlerce asker çağrıldı, operasyon hazırlanıyor.
Gazze sahnesinde insani felaket ve askeri operasyonlar iç içe geçiyor. Diplomasi bir çözüm sunmasa da insani yardım erişimi ciddi anlamda engelleniyor. Türkiye ve BM, bu girişimlerin barış çabalarını baltaladığını savunuyor. Gazze’deki gelişmeler yalnızca Filistin meselesiyle sınırlı kalmıyor; Lübnan, Suriye ve İran üzerinden tüm bölgeye yayılan istikrarsızlık yaratıyor. Buna karşın Washington, İsrail’i süreçten dışlamak yerine masada tutmayı tercih ediyor. Bu da “barışın öncüsü mü, bozucusu mu?” tartışmalarını derinleştiriyor.
ABD: OLUMLU AMA ÇIKAR ODAKLI TAVIR
ABD, Trump yönetimiyle birlikte “müreffeh bir Orta Doğu” vizyonu çizerek diplomatik süreçlere ağırlık veriyor. Hem İsrail hem Suriye ile iş birliğini savunan Washington, Türkiye’yi de bölgedeki başlıca aktör olarak konumlandırıyor. Ancak ABD’nin askeri varlığını İran ve Rusya etkisini dengelemek amacıyla sürdürmesi, barış politikalarının ne kadar “samimi” olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor.
BARIŞIN EŞİĞİNDE Mİ, YENİ ÇATIŞMALARIN KIYISINDA MI?
Türkiye’nin çevresinde eş zamanlı olarak birçok barış girişimi gündemde. Azerbaycan–Ermenistan hattında ilerleme sağlanırken, Rusya–Ukrayna ve Suriye–İsrail süreçleri temkinli bir iyimserlik yaratıyor. Ancak İsrail’in askeri adımları, Rusya’nın şartlı tutumu ve ABD’nin stratejik çıkarları bölgeyi hâlâ kırılgan kılıyor. Kısacası, “barış rüzgarları” esiyor ama bu rüzgarların kalıcı bir bahara dönüşmesi için daha çok mesafe kat edilmesi gerekiyor.























