(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Geçtiğimiz günlerde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde yaşanan bir olay sosyal medyanın gündemine oturdu. AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yeğeni Arif Dağhan’ı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile tanıştırdı. Zengin, “Kurada hemen göremeyeceğiz ama. Benim yeğenim de Arif Dağhan’ı da telaffuz etmek istiyorum. Benim yeğenim hiç olmazsa size bir selam versin. Kurada da adını görürüz” dedi.
Bu olay, kamu kurumlarındaki atama süreçlerini ve mülakat sisteminin adaletini yeniden tartışma konusu haline getirdi. Binlerce genç, yıllarca süren emeğinin karşılığını alamazken, bazı isimlerin doğrudan en üst makamlara sunulması, torpilin sistematik hale geldiğini gözler önüne serdi.
AVUKAT MERT AKDOĞAN’IN İNTİHARINI HATIRLATTI
AK Parti’li Özlem Zengin’in kura töreninde yeğenini Erdoğan’a tanıtması, sınavı geçtiği halde mülâkatta elenen ve canına kıyan Avukat Mert Akdoğan‘ı hatırlattı. Akdoğan’ın hayatını kaybetmesinin ardından İstanbul Barosu’ndan yapılan açıklamada, “Baromuz üyesi Av. Mert Akdoğan’ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Meslektaşımızın geçen sene girdiği hâkimlik – savcılık yazılı sınavında büyük bir başarı kaydederek 115’inci sırayı elde ettiği ancak sözlü mülakatta elendiği bilinmektedir. Meslektaşımızın yaşamının sona ermesinin muhtemel nedenlerinden birisinin, mülakat adı altında liyakate ve nesnel ölçütlere aykırı şekilde yapılan hakim – savcı seçimlerinin yol açtığı ağır haksızlık ve adaletsizlik olduğu düşünülmektedir” denilmişti.
SINAVDA BAŞARI, MÜLAKATTA HAYAL KIRIKLIĞI
Son yıllarda, yazılı sınavlarda yüksek puan alarak kamu kurumlarına atanma hakkı kazandığı halde, mülakat sürecinde elenen pek çok gencin hayalleri sistematik bir şekilde yok ediliyor. Torpil ve referans sisteminin belirleyici olduğu yönündeki iddialar artık sadece iddia olmaktan çıkmış durumda. Mülakat adı altında yapılan elemeler, aslında belirli isimlere kapı açma ve liyakat sahibi gençleri saf dışı bırakma operasyonuna dönüşmüş halde.
MÜLAKAT MAĞDURLARININ YAŞADIKLARI
Yıllarca emek vererek sınava hazırlanan bazı gençler, mülakatlarda elenmenin getirdiği umutsuzlukla hayatlarına son verdi. Son dönemde bu tür vakaların artış göstermesi endişe yaratıyor. Yüksek puan alarak umutlanan ancak torpil iddialarının gölgesinde elenen gençlerin depresyona girdiği, psikolojik destek almak zorunda kaldığı biliniyor.
Kamu kurumlarına giremeyen bazı yetenekli gençler, çareyi yurtdışında arıyor. Beyin göçü giderek artarken, gençler Avrupa ve Kuzey Amerika’ya yerleşerek mesleklerini oralarda sürdürmeye çalışıyor. Hukuk, öğretmenlik, akademisyenlik gibi alanlarda kariyer hedefleyen pek çok genç, atanamadığı için farklı işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Meslekleriyle ilgisi olmayan işlerde çalışmak zorunda kalmaları, kariyer planlarını ve hayallerini yıkıyor.
GENÇLER NE TALEP EDİYOR?
Gençler, torpil ve referansa dayalı değil, liyakate dayalı bir sistem talep ediyor. Mülakat sürecinin ya tamamen kaldırılması ya da daha şeffaf bir hale getirilmesi gerektiğini dile getiren gençler, bağımsız denetim mekanizmalarının devreye girmesi gerektiğini savunuyor.
Toplumun her kesiminde yankı bulan bu sistemsel sorun, geleceğe dair umutların sönmesine neden olurken, adalet ve liyakat konusundaki tartışmaları da beraberinde getiriyor.





















