Cuma, Eylül 18, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I İran, Irak ve Suriye’de neler oluyor?

Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak soru, tek bir ülkenin bölgeye hükmedip edemeyeceğinden çok, savaşların ardından ortaya çıkan yeni güç boşluklarının kimler tarafından ve hangi koşullarda doldurulacağı olacak.

18/09/2026 23:09
Okuma süresi: 4 dk. okuma
A A
Saldırı sonrası İran’dan İsrail’e balistik füze misillemesi
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Suna Yaman

Suna Yaman

322 köşe yazısı

(The Turkish Post) – SUNA YAMAN 

Ortadoğu’da savaşın doğrudan cephelerden taşarak siyasi, ekonomik ve toplumsal dengeleri yeniden şekillendirdiği bir dönem yaşanıyor. İran’ın bölgesel etkisi, Irak’taki siyasi yapı, Suriye’nin yeniden yapılanma süreci ve ABD ile İsrail’in bölgeye yönelik politikaları aynı denklem içerisinde değerlendiriliyor. Araştırmacı Mehmet Akif Koç’un Candan Yıldız’ın sorularını yanıtladığı programda yaptığı değerlendirmeler de bu değişimin yalnızca askeri gelişmeler üzerinden okunamayacağını ortaya koyuyor.

Koç’un yaklaşımında öne çıkan temel noktalardan biri, İran’ın bölgesel gücünün önemli ölçüde aşınmış olmasına rağmen Tahran’ın hâlâ oyunun dışında olmadığı. İran’ın özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini koruma çabası, ülkenin yalnızca askeri kapasitesini değil, ekonomik kırılganlığını da gündeme getiriyor. Koç, İran’ın içeride ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu ve Hürmüz üzerindeki baskının uzun vadede ülkeyi daha fazla yıpratabilecek bir sürece sokabileceğini belirtiyor.

Bu noktada “ABD ve İsrail’in bölge planları çöktü mü?” sorusuna tek kelimelik bir yanıt vermek yerine, ortaya çıkan tabloya bakmak gerekiyor. İran’ın askeri ve siyasi kapasitesine yönelik operasyonlar Tahran’ın bölgesel hareket alanını daraltmış olabilir; ancak İran’ın tamamen devre dışı kaldığını söylemek mevcut tabloyu açıklamak için yeterli değil. Tahran hâlâ Irak, Körfez ve bölgedeki diğer aktörlerle bağlantılı bir güç merkezi olmayı sürdürüyor. Üstelik bölgedeki gelişmeler yalnızca Washington ve Tel Aviv’in planlarıyla şekillenmiyor; İran, Türkiye, Körfez ülkeleri, Irak ve Suriye gibi aktörlerin kendi öncelikleri de denklemi sürekli değiştiriyor.

Irak bu açıdan kritik bir örnek oluşturuyor. Koç’un Irak ziyaretine ilişkin değerlendirmelerinde dikkat çektiği üzere, ülkedeki Şii toplum tek parça bir siyasi bloktan oluşmuyor. Sadr hareketi, Sistani çizgisi, farklı aşiretler ve diğer toplumsal yapılar arasında önemli ayrışmalar bulunuyor. Erbain yürüyüşü gibi milyonlarca insanı bir araya getiren dini organizasyonlar ise Irak toplumundaki güçlü Şii kimliğini gösterse de bu durumun bütün Şiilerin siyasi olarak aynı çizgide olduğu anlamına gelmediği görülüyor. Koç, Iraklılık bilincinin de özellikle bazı kesimlerde güçlü biçimde öne çıktığına dikkat çekiyor.

Bu ayrım, İran’ın Irak üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi açısından önemli. Irak ile İran arasındaki tarihi, dini ve siyasi bağlar güçlü olsa da Bağdat’ın kendi ulusal çıkarları bulunuyor. Dolayısıyla Irak’ı yalnızca İran’ın uzantısı olarak okumak, ülkedeki siyasi ve toplumsal çeşitliliği gözden kaçırma riski taşıyor. Son dönemde Irak topraklarından Suudi Arabistan’a yönelik İHA saldırılarının ardından Bağdat’ın soruşturma başlatması ve Türkiye’nin de saldırıları kınaması, Irak’ın bölgesel gerilimlerde kendi güvenlik dengelerini korumak zorunda olduğunu gösteren gelişmelerden biri oldu.

Suriye’deki tablo ise daha farklı bir aşamaya işaret ediyor. Esad yönetiminin devrilmesinin ardından ülke yeni bir siyasi düzen kurmaya çalışırken, Şam’ın hem Türkiye hem de bölgesel ve küresel aktörlerle ilişkileri yeniden şekilleniyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13-14 Eylül’de Şam’da gerçekleştirdiği temaslar da Ankara’nın Suriye dosyasındaki ağırlığının sürdüğünü gösteriyor. Fidan’ın Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile görüşmesi, güvenlik ve siyasi ilişkilerin yeni dönemin temel başlıkları arasında olduğunu ortaya koyuyor.

Koç’un daha önceki değerlendirmelerinde de Suriye’nin İran açısından neden stratejik olduğu üzerinde durulmuştu. Suriye, İran açısından yalnızca kendi sınırları dışındaki bir ülke değil; Lübnan, Hizbullah, Hamas ve İsrail’e yönelik bölgesel güç projeksiyonu bakımından önemli bir koridor işlevi görüyordu. Bu nedenle Esad yönetiminin kaybedilmesi, İran’ın bölgesel nüfuz zincirinde ciddi bir kırılma oluşturdu.

Ancak İran’ın Suriye’deki etkisinin gerilemesi, bölgede ortaya çıkan boşluğun otomatik olarak ABD veya İsrail tarafından doldurulduğu anlamına gelmiyor. Çünkü Suriye’nin geleceği aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik kaygıları, Körfez ülkelerinin ekonomik çıkarları, Rusya’nın kalan etkisi ve Şam yönetiminin kendi siyasi tercihleri tarafından belirlenecek. Bu nedenle Ortadoğu’daki yeni dönemi tek bir merkezden yönetilen planın sonucu olarak okumak yerine, birbirleriyle rekabet eden çok sayıda aktörün oluşturduğu karmaşık bir güç mücadelesi olarak değerlendirmek daha açıklayıcı görünüyor.

İran açısından asıl mesele ise savaşın askeri boyutundan daha uzun vadeli bir probleme dönüşüyor: İçeride ekonomik dayanıklılık. Koç’un son değerlendirmelerinde İran’ın ekonomik olarak ciddi biçimde zorlandığına dikkat çekmesi, savaşın Tahran açısından yalnızca füze ve hava savunma sistemleri üzerinden ölçülemeyeceğini gösteriyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol İran’a önemli bir stratejik koz sağlarken aynı zamanda bölgesel ve küresel ekonominin baskısını ülkenin üzerine çekiyor. Koç’un ifadesiyle bu durumun uzun süre devam etmesi İran’ı geçmişte Irak ve Suriye’nin yaşadığı uzun süreli yıpranma süreçlerine benzer bir riskle karşı karşıya bırakabilir.

Dolayısıyla bugün Ortadoğu’da ortaya çıkan tablo, “İran kazandı” ya da “ABD ve İsrail planını gerçekleştirdi” gibi iki kutuplu bir açıklamaya sığmıyor. İran önemli kayıplar yaşarken hâlâ bölgesel bir aktör olmayı sürdürüyor. Irak, İran’la yakın ilişkilerine rağmen kendi iç dengelerini korumaya çalışıyor. Suriye ise İran’ın eski nüfuz alanından çıkarak yeni bir siyasi ve güvenlik düzeni kurmaya çalışıyor. Türkiye de özellikle Suriye ve Irak üzerinden bu yeni bölgesel mimarinin doğrudan taraflarından biri olarak öne çıkıyor.

Ortadoğu’daki asıl değişim belki de burada yatıyor: Bölge artık yalnızca Washington, Tel Aviv veya Tahran arasındaki rekabet üzerinden şekillenmiyor. Irak’taki toplumsal ve siyasi parçalanma, Suriye’nin yeniden yapılanması, İran’ın ekonomik dayanıklılığı ve Türkiye’nin güvenlik öncelikleri aynı anda devreye giriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde belirleyici olacak soru, tek bir ülkenin bölgeye hükmedip edemeyeceğinden çok, savaşların ardından ortaya çıkan yeni güç boşluklarının kimler tarafından ve hangi koşullarda doldurulacağı olacak.

Etiketler: iranırakneleroluyorSunasuriyedeÜst ManşetYamanyazdı
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
Suna Yaman

Suna Yaman

Önerilen Haberler

Bahis soruşturması kulüp yöneticilerine sıçradı
Özel Haber

Mert Eren yazdı | Eryaman Coffee Lab’a narkotik baskını: 20 gözaltı

Mirza Ulubey yazdı | Ahmet Takan ve Gökhan Gerçek sahalara dönüyor
Haber Kulis

Mirza Ulubey yazdı | Ahmet Takan ve Gökhan Gerçek sahalara dönüyor

Tuna Cevher yazdı I Cop31 öncesi Türkiye için dikkat çeken tablo
Haber Yorum

Tuna Cevher yazdı I Cop31 öncesi Türkiye için dikkat çeken tablo

Suna Yaman yazdı I Deniz dronları dengeleri değiştiriyor
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Deniz dronları dengeleri değiştiriyor

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Suna Yaman yazdı I İran, Irak ve Suriye’de neler oluyor?
  • Mert Eren yazdı | Eryaman Coffee Lab’a narkotik baskını: 20 gözaltı
  • Mirza Ulubey yazdı | Ahmet Takan ve Gökhan Gerçek sahalara dönüyor
  • Şimşek’ten ‘fon krizi’ açıklaması: Sınırlı sayıda fonda kredi ve likidite problemi var

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.