Cumartesi, Eylül 19, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Esat Aytan yazdı I Bir çanta bir de omuz

Çocuğumuzun sırtına bir çanta veriyoruz. O çantanın içine kitapları biz koyuyoruz ama ağırlığını belirleyen, yanına iliştirdiğimiz kaygı mı, güven mi?

19/09/2026 10:09
Okuma süresi: 8 dk. okuma
A A
Esat Aytan yazdı I Bir çanta bir de omuz
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Esat Aytan

Esat Aytan

48 köşe yazısı

(The Turkish Post) – ESAT AYTAN  

İlk günün sabahını hatırlıyorum: kapının önünde durmuş, sırt çantası omuzlarında biraz fazla büyük duran bir çocuğa bakıyordum. O an içimde iki cümle aynı anda konuştu. Biri “hadi, geç kalıyorsun” diyordu; öteki “bir daha hiç bu kadar küçük olmayacaksın” diyordu. Ebeveynlik çoğu zaman bu iki sesin arasında yürümektir. Biri bizi ileri iter, diğeri olduğumuz yere mıhlayıverir.

Okul, takvimin en dürüst kurumudur. Eylül ayı geldiğinde hiçbir şeyi erteleyemezsiniz; zilin sesi bir davet değil, bir çağrı olmuştur. Ama o zilin çocuğun kulağında nasıl çınladığını biz belirleriz. Kimi çocuk için yeni defterlerin kokusu heyecandır, kimi içinse sabahın altısında başlayan bir mide ağrısı. Bu iki duygu farklı çocuklardan değil, çoğu zaman farklı evlerden doğar. Heyecan da, kaygı da bulaşıcıdır ve ilk taşıyıcısı bizleriz.

Not Bir Ölçüdür, Kimlik Değil…

Yıllardır veli toplantılarında aynı sahneyi izliyorum. Çoğumuz içeri girerken çocuğumuzun adını değil, numarasını soruyoruz. Oysa karneler bir fotoğraf gibidir; bir vakti resmeder, bir yaşamın resmi değildir. Akademik gelişim, çocuğun ne kadar bildiğiyle değil, bilmediğiyle karşılaştığında ne yaptığıyla ilgilidir. Zor bir sorunun karşısında pes etmeyen çocuk, sınavı kaybettiği gün bile bir şey kazanmıştır. Buna psikolojide dayanıklılık diyoruz; ben daha sade bir ad takmayı seviyorum: yeniden başlayabilme cesareti. İşte o cesaret bizim evlerde inşa edilir. Çünkü çocuk, hata yaptığında neyle karşılaşacağını bilir; bilmediği tek şey bizim tepkimizdir. Tepkimiz öfkeyse hata saklanır, saklanan hata öğrenmeye dönüşmez. Tepkimiz meraksa hata konuşulur, konuşulan hata bir basamak olur. …ve basamaklar aşıldıkça, istenilen zirveye anlamlı bir yolculuk başlamış olur.

Bize düşen, çocuğun sonucunu değil çabasını görmektir. “Aferin, çok zekisin” cümlesi kulağa hoş gelir. Ama aynı zamanda çocuğu bir etikete hapseder; etiketi kaybetmemek için zor olandan kaçmaya başlar. “Bunun üzerinde çok uğraştın, nereden başladığını anlatır mısın?” cümlesi ise ona bir yol tarif eder. Zekâ övgüsü bir varış noktası gösterir, çaba övgüsü bir yürüyüş öğretir. Birde şu var: çocuklar ne öğrendiğimizi değil, zorlandığımızda yanımızda kimin olduğunu hatırlar. Notlar silinir, o hatıra kalır.

En Büyük Zarar Okulda Değil, Evin Havasında Verilir…

Çocuğu en çok yaralayan şey öğretmenin kırmızı kalemi değil, eve döndüğünde karşılaştığı ilk sorudur. O soru “bugün ne öğrendin?” ise öğrenme bir meraktır. “Kaç aldın?” ise çocuk kendini bir sayı gibi hissetmeye başlar. Kapıdan giren çocuğa ilk beş dakikada sorduğumuz şey, onun dünyasında günün en önemli maddesini belirler. Ben o beş dakikayı küçük bir mutfak ritüeline çevirmeyi öneriyorum: bir bardak su, bir parça meyve, acele ettirilmeyen üç cümle. Çocuğun anlatmaya başlaması için ona alan açmak gerekir; bunun yolu da sorularımızı bir sorguya dönüştürmemekten geçer. Çocuk bazen hiçbir şey anlatmaz. Bu bir direnç değil, çoğu zaman bir yorgunluktur. Gün boyu kalabalık bir sınıfta kendi sesini duyurmaya çalışmış bir insandan, akşam yemeğinde bize özel bir gösteri yapmasını bekleyemeyiz. Sustuğu akşamların da bir dili vardır; yanında sessizce oturmak, o dili çözmeye çalışmaktan çok daha etkili olacaktır.

Ödev: Birlikte Yapma Daveti, Denetleme Seansı Değil…

Ödev masası, birçok evde akşamın en gergin köşesidir. Oysa ödev çocuğun işidir; bizim işimiz, o işi yapabileceği ortamı hazırlamaktır. Ben kendi çocukluğumdan biliyorum… Annem ödevimi yapmazdı ama masamın lambasını mutlaka yakardı. O lamba bir yardımdı; bir gözetim değil. Çocuk kendi işini yapabildiği kadar büyür; bizim yaptığımız her şey, onun hesabından düşer…

Ödevi bitirmesine yardım etmek ile ödevi bitirmek arasındaki çizgi incedir ama bütün fark oradadır. Birincisi çocuğa eşlik eder, ikincisi onun yerine yürür. Eşlik ettiğimiz çocuk bir dahaki sefere tek başına kalkar; yerine yürüdüğümüz çocuk her seferinde bizi arar. Süreyi de küçümsemeyelim. Yirmi dakikalık bir mola, iki saatlik bir azardan daha verimlidir. Yorulmuş bir beyin öğrenmez; yalnızca katlanır.

Uyku, Ekran ve Hareket: Sıkıcı Ama Belirleyici…

Eğitim üzerine konuştuğumuzda hep yöntemlerden söz ediyoruz; en güçlü yöntemlerden biride biyolojidir. Uyku, öğrenmenin gece vardiyasıdır. Gündüz alınan bilgi, gece boyunca yerine yerleşir. Uykusuz bir çocuk derste değil, dirençte kaybeder. Bir saatlik geç yatma, ertesi gün iki saatlik ders kaybına denk düşer; bu hesabı kimse bize okulda göstermez. Ekran için de aynı soğukkanlılıkla düşünmek gerekir. Yasak bir duvar örer, duvarın ardı her zaman daha çekicidir. Anlaşma ise bir kapı bırakır. Saati birlikte belirlemek, odanın dışında bir yerde şarj etmek, yatmadan önceki son yarım saati ekransız bırakmak; bunlar büyük kurallar değil, küçük mimarilerdir. Evde kurduğumuz her düzen, çocuğun iç düzeninin provasıdır. Hareketi de lüks sayıyoruz. Oysa koşan çocuk, düşünen çocuğun hammaddesini üretir. Açık hava, top, bisiklet, yürüyüş… Bunlar ödül değil, dikkatin yakıtıdır. Ders çalışması için eve kapattığımız çocuk, tam da ders çalışmak için ihtiyaç duyduğu şeyden mahrum bırakılmış olunur.

Kaygımızı Çocuğun Sırtına Yüklemeyelim

Bazen fark etmeden kendi yarım kalmış hikâyemizi çocuğun defterine yazmaya çalışırız. Onun başarısını kendi yeterliliğimizin kanıtı saydığımız anda, çocuk bir öğrenci olmaktan çıkar; bizim taşıyıcımız olur. Çocuklar sözlerimizi değil hâlimizi okur. “Sen yeter ki elinden geleni yap” derken sesimiz titriyorsa, çocuk cümleyi değil titremeyi duyar. Onun kalp atışını hızlandıran şey sınav değil, bizim telaşımızdır. Kendi kaygımızı yönetmek, çocuğa verebileceğimiz en sessiz ama en kalıcı derstir. Sakinlik miras bırakılır; panik de öyle… Bir de karşılaştırma var: kardeş, kuzen, komşu çocuğu, sınıftaki “örnek” öğrenci. Karşılaştırma, öğrenmenin oksijenini keser. Çünkü çocuk kendisini bir yolun yolcusu gibi değil, bir yarışın gerisinde kalmış koşucusu gibi hissetmeye başlar. Kendi dünkü hâlinden bir adım ileri giden çocuk, alkışı hak eden çocuktur; başkasının bugünüyle kıyaslanan çocuk ise yalnızca utanç biriktirir.

Öğretmen Rakip Değil, Müttefiktir…

Okulla kurduğumuz dil, çocuğun okulda gördüğü muameleyi belirler. Öğretmeni bir tehdit gibi andığımız her cümlede, çocuk sınıfa bir savunma hattı kurar. Bir sorun duyduğumuzda ilk refleksimiz savunmak değil, merak etmek olmalı. “Bunu bilmem iyi oldu, evde ne yapabilirim?” cümlesi, hem öğretmeni, hem de çocuğu rahatlatır. Üstelik çocuk, yetişkinlerin birbirine güvenebildiğini görür; bu, ona anlattığımız her nasihatten daha güçlü bir öğretidir. Okul ve ev aynı çocuğun iki farklı yüzünü görür. İkisi konuşursa çocuk bütünlenir, susarsa arada kalır.

Her Çocuk Aynı Tohum Değildir

Biri hızlı öğrenir, çabuk unutur; biri yavaş öğrenir, derin kök salar. Hızlı olanı alkışlamak kolaydır; asıl marifet yavaş olanın cesaretini kırmamaktır. Mizaç bir kusur değil, bir yön tarifidir. İçe dönük çocuğu sınıfta parmak kaldırmaya zorlamakla, hareketli çocuğu saatlerce oturtmaya çalışmakla aynı hatayı yaparız… O’nu kendisi olmaktan vazgeçirmeye çalışırız. Oysa eğitim, çocuğu bir kalıba sokmak değil, içindeki biçimi dışarı çıkarmaktır. Kimi çocuk konuşarak öğrenir, kimi yazarak, kimi yaparak. Evde üç yöntemden birine mahkûm ettiğimiz çocuk, öğrenemediğini değil öğrenme biçiminin görülmediğini hisseder.

Hata, Öğrenmenin Ödediği Bedeldir…

Silgi kullanmaktan korkan çocuk, kalem kullanmaktan da korkmaya başlar. Mükemmeliyet bir erdem gibi görünür ama çoğu zaman cesaretin katilidir.

Evde hata yapılabilen bir alan bırakalım. Yanlış cevabı birlikte gülebileceğimiz bir şeye dönüştürebilirsek, çocuk okulda da denemekten vazgeçmez. Denemekten vazgeçmeyen çocuk, er ya da geç öğrenir; öğrenemese bile kendinden vazgeçmez.

İlk Haftalar Bir Adaptasyondur, Bir Yarış Değil

Eylül’ün ilk günlerinde çocuğun performansı değil, uyumu ölçülür. Yaz boyu geç yatan, serbest kalan, kendi ritmini kuran bir bedenin sabah yedide derse odaklanmasını beklemek, bir yolcudan uçağa bindiği anda saat farkını yenmesini istemek gibidir. Bu yüzden ilk iki haftayı bir geçiş süresi olarak görmek gerekir. O günlerde çocuğun ödevinin eksik olması, defterini unutması, sabahları biraz daha huysuz kalkması bir sorun değil, bir alışma belirtisidir. Biz sakin kalırsak o da kendini “uyumsuz” hissetmez. Küçük yaşta okula yeni başlayan çocuk için ayrılık, öğrenmeden önce gelir. Ağlayan bir çocuğa “ağlanacak bir şey yok” demek, duygusunu inkâr etmektir; oysa “ayrılmak zor geliyor, biliyorum” demek, onu yatıştıran tek cümledir. Duygusu adlandırılan çocuk sakinleşir; duygusu bastırılan çocuk büyütür. Ergenlikte ise tablo tersine döner. Orada çocuğun ihtiyacı yakınlık değil, saygı duyulan bir mesafedir. Kapısını çalmak, telefonunu karıştırmamak, arkadaşlarının yanında onu düzeltmemek; bunlar birer nezaket değil, birer güven yatırımına dönüşür. Ergen, kendisine güvenildiğini hissettiği ölçüde geri gelir. Aynı evde iki çocuk varsa ikisine de aynı davranmak adalet değildir. Adil olmak, her birine ihtiyacı olanı vermektir; eşit davranmak ise çoğu zaman birini görünmez kılar.

Küçük Ritüeller, Büyük Güven

Okulun ilk haftalarında yapılacak şeyler gösterişli değildir. Çantayı akşamdan hazırlamak, sabah telaşını azaltmak, kahvaltıyı bir savaşa çevirmemek, kapıda aynı cümleyi söylemek… Bunlar sıradan görünür; oysa çocuğun sinir sistemi tam da bu sıradanlıkla sakinleşir. Belirsizlik kaygıyı büyütür; öngörülebilirlik küçültür. Bir çocuğun sabahı neye benzediğini bilmesi, gün boyu karşılaşacağı zorluklara karşı zırhıdır. Çocuklar büyük konuşmaları değil, tekrarlanan küçük davranışları öğrenir. Ona ne söylediğimizden çok, her gün aynı saatte ne yaptığımızı kopyalar.

Son Söz: Yıl Sonunu Değil, On Yıl Sonunu Düşünün

Bu eğitim yılının sonunda değil, on yıl sonra ne hatırlayacağını sorun kendinize. Birinci olduğu günü mü, yoksa zorlandığı bir akşam kapısını çalıp yanına oturduğumuzu mu?

İkincisi daha ağır basar; çünkü birincisi bir sonucu anlatır, ikincisi kim olduğumuzu.

Zil çaldı… Çocuklarımız kapıdan içeri giriyor; biz de kendi kapımızın önünde duruyoruz. Bu yıl onlardan beklediğimiz şey yüksek bir not olmasın; kendine güvenen, merak eden, düştüğünde kalkmayı bilen bir insan olması olsun.

Ve şunu unutmayalım: çocuğumuzun sırtına bir çanta veriyoruz. O çantanın içine kitapları biz koyuyoruz ama ağırlığını belirleyen, yanına iliştirdiğimiz kaygı mı, güven mi?

Ben kendi payıma kararımı verdim. Bu yıl omzuna yük değil, omzuna el koyacağım…

 

Etiketler: aytanbirçantadeEsatomuzÜst Manşetyazdı
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
Esat Aytan

Esat Aytan

Önerilen Haberler

Saldırı sonrası İran’dan İsrail’e balistik füze misillemesi
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I İran, Irak ve Suriye’de neler oluyor?

Bahis soruşturması kulüp yöneticilerine sıçradı
Özel Haber

Mert Eren yazdı | Eryaman Coffee Lab’a narkotik baskını: 20 gözaltı

Mirza Ulubey yazdı | Ahmet Takan ve Gökhan Gerçek sahalara dönüyor
Haber Kulis

Mirza Ulubey yazdı | Ahmet Takan ve Gökhan Gerçek sahalara dönüyor

Suna Yaman yazdı I Deniz dronları dengeleri değiştiriyor
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Deniz dronları dengeleri değiştiriyor

Popüler Haberler

Mert Eren yazdı I Karel Elektronik, pazartesi günü 180 kişiyle yollarını ayıracak

Mert Eren yazdı I Karel Elektronik, pazartesi günü 180 kişiyle yollarını ayıracak

Pusula Portföy’de kritik KAP açıklaması: Bazı fonlarda yatırımcı ödemeleri yapılamadı

Pusula Portföy’de kritik KAP açıklaması: Bazı fonlarda yatırımcı ödemeleri yapılamadı

Pusula’nın ardından Tera Portföy’de de alarm

Pusula’nın ardından Tera Portföy’de de alarm

Nedim Türkmen yazdı | Topkapı Üniversitesi’ne çizgi film uzmanı alınacak

Pusula Portföy Başkanı Muhammet Yarız tutuklandı

Amedspor, sahasında Trabzonspor’u mağlup etti

Merkez Hakem Kurulu: Amedspor-Trabzonspor maçındaki gol geçersiz sayılmalıydı

Nedim Türkmen yazdı | TMSF, BDY Group’un makam araçlarını satışa çıkardı: Milyonluk araçlar arasında yok yok

Nedim Türkmen yazdı | TMSF, BDY Group’un makam araçlarını satışa çıkardı: Milyonluk araçlar arasında yok yok

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

‘185 bin 760 doları ona verdim’ dedi, karşısına çıkınca tanımadı

‘185 bin 760 doları ona verdim’ dedi, karşısına çıkınca tanımadı

Esat Aytan yazdı I Bir çanta bir de omuz

Esat Aytan yazdı I Bir çanta bir de omuz

İran bankası Bank Mellat’ın Türkiye faaliyet izni kaldırıldı

İran bankası Bank Mellat’ın Türkiye faaliyet izni kaldırıldı

Hasan Atilla Uğur hakkında gözaltı kararı

Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Atilla Uğur’a ev hapsi

Ekonomi yönetimini eleştiren AK Partili Tayyar: Kabak tadı veriyor 

Şamil Tayyar’dan fon krizi çıkışı: Yakın tarihin en büyük finans dolandırıcılığı

“Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturmasında gözaltına alınan 40 zanlı tutuklandı

“Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturmasında gözaltına alınan 40 zanlı tutuklandı

Bahis soruşturması kulüp yöneticilerine sıçradı

Mert Eren yazdı | Eryaman Coffee Lab’a narkotik baskını: 20 gözaltı

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Mirza Ulubey yazdı | Ahmet Takan ve Gökhan Gerçek sahalara dönüyor

Mirza Ulubey yazdı | Ahmet Takan ve Gökhan Gerçek sahalara dönüyor

Mümtaz’er Türköne yazdı I Mehmet Şimşek’in elindeki zıvana pensesi

Şimşek’ten ‘fon krizi’ açıklaması: Sınırlı sayıda fonda kredi ve likidite problemi var

Kerim Rota’dan Mehmet Şimşek’e: Manipülasyonu biliyordunuz, neden 10 ay beklediniz?

Kerim Rota’dan Mehmet Şimşek’e: Manipülasyonu biliyordunuz, neden 10 ay beklediniz?

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • ‘185 bin 760 doları ona verdim’ dedi, karşısına çıkınca tanımadı
  • Esat Aytan yazdı I Bir çanta bir de omuz
  • İran bankası Bank Mellat’ın Türkiye faaliyet izni kaldırıldı
  • Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Atilla Uğur’a ev hapsi

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.