(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ordunun personel sayısını yeniden artırma kararı, Ukrayna savaşının dördüncü yılı aşılırken Moskova’nın uzun süreli bir çatışmaya ne ölçüde hazırlandığı tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Putin’in 28 Eylül’de imzaladığı kararnameyle Rus Silahlı Kuvvetleri’nin yetkili personel sayısı 15 bin 500 artırılarak 2 milyon 441 bin 630’a, askeri personel sayısı ise 1 milyon 550 bin 500’e çıkarıldı. Bu, 2026 içinde yapılan dördüncü artış oldu. Al Jazeera’nın aktardığına göre mart ayından bu yana yapılan dört düzenlemede toplam artış 47 bin 860 kişiye ulaştı.
Tek başına 15 bin 500 kişilik son artış, Rus ordusunun büyüklüğü düşünüldüğünde savaşın seyrini değiştirecek ölçekte görünmeyebilir. Ancak dikkat çekici olan, Moskova’nın asker sayısını yıl içinde art arda yükseltmesi. Bu nedenle son karar yalnızca kendi başına değil, Rusya’nın Ukrayna savaşı sürerken ordunun insan gücünü ve askeri kapasitesini korumaya yönelik daha geniş bir çerçeve içinde değerlendiriliyor. Al Jazeera’ya konuşan Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi eski direktörü Andrey Kortunov ise son düzenlemeyi doğrudan stratejik bir değişiklikten ziyade teknik bir karar olarak değerlendirdi.
Rusya’nın askeri hazırlığındaki değişim yalnızca personel sayısıyla sınırlı değil. Moskova’nın 2027 bütçe planı, savaşın ekonomik ağırlığının önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Reuters’ın Rus hükümet belgelerine dayandırdığı haberine göre 2027’de savunma harcamalarının 17,1 trilyon rubleye, yaklaşık 202,6 milyar dolara çıkarılması planlanıyor. Bu rakam, başlangıçta öngörülen 13,5 trilyon rubleye göre yaklaşık yüzde 27’lik artış anlamına geliyor ve Ukrayna savaşının başladığı 2022’den bu yana planlanan en yüksek savunma harcamasını oluşturuyor. Üç yıllık dönemde toplam savunma harcamasının ise yaklaşık 50 trilyon ruble olması bekleniyor.
Bu artışın Rusya ekonomisi açısından da önemli sonuçları bulunuyor. Reuters’ın aktardığı bütçe belgelerinde Rusya’nın 2026 bütçe açığı tahmininin gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3,2’sine yükseltildiği, daha önce bu oranın yüzde 1,6 olarak öngörüldüğü belirtiliyor. Devlet borcunun GSYH’ye oranının da 2026’daki yüzde 19,9 seviyesinden 2027’de yüzde 21,7’ye çıkması bekleniyor. Moskova’nın artan savunma harcamalarını karşılayabilmek için daha fazla borçlanmaya ve yeni vergi düzenlemelerine başvurması planlanıyor.
Savaşın bütçe üzerindeki etkisi sosyal harcamalarda da kendisini gösteriyor. Reuters’ın 29 Eylül tarihli haberine göre 2027 bütçe planında sosyal politika harcamalarının yüzde 7, eğitim harcamalarının yüzde 6, sağlık harcamalarının ise yüzde 6,8 azaltılması öngörülüyor. Ekonomi başlığı altındaki, altyapı ve tarım gibi alanları da kapsayan harcamalarda ise yüzde 7,4’lük düşüş planlanıyor. Böylece Rusya’nın bütçe önceliklerinde askeri harcamaların ağırlığı daha belirgin hale geliyor.
Bu tablo, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı kısa vadede sonlandırmaya yönelik bir hazırlık içinde olduğunun kanıtı olarak okunamaz. Aynı şekilde Moskova’nın doğrudan Avrupa ülkeleriyle savaşa girmeye karar verdiği sonucuna ulaşmak da mevcut verilerin ötesine geçer. Ancak asker sayısındaki artış, yüksek savunma bütçesi ve önümüzdeki yıllara yayılan askeri harcama planları, Rusya’nın savaş ekonomisini ve askeri kapasitesini korumaya yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü gösteriyor.
Avrupa açısından tartışmanın daha hassas hale gelmesinin nedeni ise Ukrayna savaşının NATO-Rusya ilişkilerini zaten ciddi biçimde germiş olması. Nitekim 30 Eylül’de Rusya’nın NATO’ya gönderdiği bir mesajda Kaliningrad’ın izole edilmesine yönelik olası bir girişimin nükleer silah kullanımı da dahil olmak üzere ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuldu. NATO ise Rusya’nın nükleer söylemini sorumsuz olarak nitelendirerek tatbikatlarının savunma amaçlı olduğunu savundu. Bu gelişme, askerî kapasite artışının yalnızca Ukrayna cephesiyle sınırlı olmayan daha geniş bir güvenlik tartışmasının parçası haline geldiğini gösteriyor.
Bununla birlikte, Rusya’nın asker sayısını artırması otomatik olarak Avrupa’da yeni bir savaşın başlayacağı anlamına gelmiyor. Ordunun büyütülmesi; Ukrayna’daki kayıpların telafisi, mevcut birliklerin rotasyonu, sözleşmeli asker sisteminin desteklenmesi ve uzun süreli savaş ihtimaline karşı personel kapasitesinin korunması gibi farklı amaçlarla bağlantılı olabilir. Nitekim son kararname yeni askerlerin hangi yöntemle temin edileceğini veya doğrudan yeni bir seferberlik başlatılacağını açıklamıyor.
Dolayısıyla bugün ortaya çıkan tablo, “Rusya Avrupa ile savaşa hazırlanıyor” şeklinde kesin bir sonuçtan ziyade, Moskova’nın askeri kapasitesini küçültmek yerine büyütmeye devam ettiğini gösteriyor. Ukrayna savaşının uzaması, savunma harcamalarının rekor seviyelere taşınması ve personel sayısındaki artış, Rusya’nın güvenlik politikasında uzun süreli askeri hazırlığın ağırlığını koruduğuna işaret ediyor. Asıl kritik soru ise bu kapasite artışının yalnızca Ukrayna’daki savaşın devamı için mi kullanılacağı, yoksa Avrupa-Rusya geriliminin daha doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşmesini sağlayabilecek yeni bir aşamaya mı evrileceği. Şu aşamada eldeki veriler ilk seçeneği doğrularken, ikinci senaryo ise tartışılan ancak gerçekleştiği doğrulanmamış bir ihtimal olarak kalıyor.






















