(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL
Batık Maliyet Yanılgısı ve Tutarlılık İhtiyacı
Bir ilişki düşünün.
Aylar önce bitmesi gerektiğini herkes görüyor.
Belki siz de görüyorsunuz.
Ama devam ediyorsunuz.
Bir yatırım düşünün.
Zarar büyüdükçe satmanız gerektiğini biliyorsunuz.
Yine de bekliyorsunuz.
Bir proje düşünün.
Herkes bitmeyeceğini söylüyor.
Siz bir hafta daha, bir ay daha diyorsunuz.
Peki neden?
Genellikle cevap basittir:
Buraya kadar çok şey verdim.
Vazgeçmek Neden Kaybetmekten Daha Ağır Gelir?
İnsan bir karar verirken yalnızca geleceğe bakmaz.
Arkasında bıraktığı emeğe, paraya, zamana da bakar.
Oysa harcanan zaman geri gelmez.
Harcanan para geri gelmez.
Ekonomide buna “batık maliyet” denir.
Rasyonel olan, yalnızca bundan sonrası için maliyeti ve faydayı tartmaktır.
Geçmişte ne kadar verildiği, bu hesaba girmemelidir.
Ama insan zihni böyle çalışmaz.
Geçmiş, sanki gelecekteki kararın bir tarafıymış gibi hesaba dahil olur.
Ve çoğu zaman şu cümleye dönüşür:
“Bu kadar verdikten sonra şimdi bırakamam.”
Bir Uçak Hiç Kâr Etmeyeceğini Bilse Bile Neden Uçurulur?
1970’lerde İngiliz ve Fransız hükümetleri, Concorde adlı süpersonik yolcu uçağını geliştiriyordu.
Proje ilerledikçe ekonomik olarak tutmayacağı gitgide netleşti.
Maliyetler öngörülenin kat kat üzerine çıkmıştı.
Buna rağmen proje yıllarca durdurulmadı.
Çünkü o zamana kadar harcanan devasa miktar, projeyi durdurmayı siyaseten neredeyse imkânsız hale getirmişti.
Sonradan bu davranış biçimine, bizzat bu örnekten ötürü “Concorde yanılgısı” adı verildi.
Karar vericiler kötü parayı, iyi parayı kurtarmak için harcamaya devam ettiler.
Oysa iyi para orada değildi.
Yalnızca daha fazla kötü para vardı.
Emek, Kararı Nasıl Ele Geçirir?
Araştırmacılar Hal Arkes ve Catherine Blumer, insanların önceden yatırım yaptıkları bir seçeneğe, o seçenek artık en iyi seçenek olmasa bile bağlı kaldığını gösterdi.
Katılımcılara bir bileti çoktan almış olma hissi verildiğinde, kötü hava koşullarında bile geziye çıkmayı tercih ediyorlardı.
Bilet bedava verilenler ise aynı koşullarda çok daha kolay vazgeçebiliyordu.
Verilen para, kararın içine sızmış ve onu yönetmeye başlamıştı.
İnsan bazen artık kendisi için değil, geçmişte harcadığı emek için karar verir.
Vazgeçmek Neden Bir İtiraf Gibi Hissettirir?
Leon Festinger’in bilişsel çelişki kuramına göre insan, inançları ile davranışları çeliştiğinde rahatsızlık duyar.
Bu rahatsızlığı gidermenin en kolay yolu davranışı değiştirmek değildir.
Çoğu zaman inancı davranışa uydurmaktır.
Bir yolun yanlış olduğunu görmek, o yola girme kararının da yanlış olduğunu kabul etmek demektir.
Ve bu kabul, yalnızca bir hesap hatası değil, bir özgüven meselesi gibi hissedilir.
“Yanıldım” demek başkadır.
“Aptallık ettim” duygusuna kapılmak başkadır.
İnsan çoğu zaman ikincisinden kaçınmak için birincisini de söylemez.
Bunun yerine yola devam eder.
Çünkü yolun sonunda haklı çıkma ihtimali, şimdi durup yanıldığını kabul etmekten daha çekicidir.
Kaybetme Korkusu Neden Kazanma İsteğinden Güçlüdür?
Daniel Kahneman ve Amos Tversky’nin geliştirdiği beklenti kuramına göre insan, bir kaybı, eşdeğer bir kazançtan psikolojik olarak daha ağır hisseder.
Bu yüzden zarardaki bir pozisyonu kapatmak, kâr kaydeden bir pozisyonu kapatmaktan çok daha zordur.
Kayıp henüz “kâğıt üzerinde” olduğu sürece kişi kendini avutabilir:
“Satmazsam kaybetmiş sayılmam.”
Bu cümle matematiksel olarak yanlıştır.
Ama duygusal olarak bir sığınaktır.
Çünkü kaybı resmileştirmek, onu gerçek kılar.
Ve insan bazen kaybı büyütmeyi, onu kabul etmekten daha kolay bulur.
Ne Zaman Durmak Gerektiğini Nasıl Anlarız?
Batık maliyetten kaçınmanın tek yolu her şeyden hemen vazgeçmek değildir.
Israr bazen doğru seçimdir; sabır ile inat arasındaki çizgi çoğu zaman görünmez.
Ama zaman zaman kendimize sorabileceğimiz birkaç soru vardır:
Bugün bu yola hiç girmemiş olsaydım, aynı şartlarla şimdi girer miydim?
Devam etme kararımı geçmişe verdiğim emek mi, yoksa geleceğe dair gerçek bir umut mu besliyor?
Bu konuda hiç yatırımım olmayan biri, elimdeki bilgilerle ne yapardı?
Durursam kaybedeceğim şey ne, devam edersem kaybedebileceğim şey ne?
Bu sorular acıyı hemen dindirmez.
Ama en azından hangi sesin konuştuğunu ayırt etmeye yardım eder:
Geleceğin mi, yoksa geçmişin mi?
Bazen bir yoldan dönmek, o yola hiç girmemiş biri kadar cesaret ister.
Belki daha fazlasını.
Çünkü ilk adımda kaybedecek bir şey yoktur.
Dönüş adımında ise artık kaybedilmiş olanı kabul etmek gerekir.
Kaynaklar
Arkes, H. R., & Blumer, C. (1985). “The Psychology of Sunk Cost.” Organizational Behavior and Human Decision Processes, 35(1), 124–140.
Festinger, L. (1957). A Theory of Cognitive Dissonance. Stanford University Press.
Kahneman, D., & Tversky, A. (1979). “Prospect Theory: An Analysis of Decision Under Risk.” Econometrica, 47(2), 263–291.
Staw, B. M. (1976). “Knee-Deep in the Big Muddy: A Study of Escalating Commitment to a Chosen Course of Action.” Organizational Behavior and Human Performance, 16(1), 27–44.
Thaler, R. H. (1980). “Toward a Positive Theory of Consumer Choice.” Journal of Economic Behavior & Organization, 1(1), 39–60.
Arkes, H. R., & Ayton, P. (1999). “The Sunk Cost and Concorde Effects: Are Humans Less Rational Than Lower Animals?” Psychological Bulletin, 125(5), 591–600.
























