(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de ikinci el otomobil piyasasında son dönemde dikkat çeken bir tablo ortaya çıkıyor. Sosyal medyada paylaşılan bir görüntüde, otomobil pazarındaki yoğunluğa dikkat çekilerek “piyasadan para çekildiği” ve çok sayıda kişinin aracını satmaya çalıştığı ifade ediliyor. Ankara ikinci el otomobil pazarındaki dünkü görüntüler, ikinci el otomobil piyasasında yalnızca araç arzının değil, vatandaşların nakit ihtiyacının da belirleyici hale geldiği yönündeki tartışmayı yeniden gündeme taşıyor.
Ancak güncel veriler piyasadaki hareketliliğin tek başına “herkes otomobilini satıyor” şeklinde yorumlanamayacağını gösteriyor. Türkiye’de ikinci el otomobil devirleri ağustos ayında 608 bin 888 adet olarak gerçekleşti. Bu rakam temmuz ayındaki 588 bin 504 adedin yüzde 3,5 üzerinde ve 2026 yılının aylık bazda en yüksek seviyelerinden biri oldu. Buna karşılık ocak-ağustos döneminde ikinci el otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre geriledi.
Fiyat tarafındaki gelişme ise piyasanın başka bir yönüne işaret ediyor. arabam.com verilerine göre ikinci el araçların ortalama ilan fiyatı temmuz ayında 917 bin 614 TL iken ağustosta 913 bin 817 TL’ye geriledi. Bu, 2026 yılında ortalama ilan fiyatında ilk aylık düşüş olarak kaydedildi. Enflasyondan arındırıldığında ise reel fiyatlardaki aylık gerileme yüzde 2,21 oldu.
VavaCars’ın ağustos verileri de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Şirketin kamuya açık veriler üzerinden hazırladığı endekse göre ikinci el otomobil fiyatları ağustosta aylık bazda yüzde 0,2 düştü. Son bir yıldaki nominal artış yüzde 8,7’de kalırken, aynı dönemde enflasyon yüzde 31,51 oldu. Şirket, sıkı para politikası, krediye erişimin sınırlı olması ve yüksek finansman maliyetlerinin otomobil talebini baskıladığını belirtiyor.
Bu noktada “piyasadan para çekildi” ifadesinin arkasındaki ekonomik mekanizma önem kazanıyor. Otomobil, Türkiye’de uzun süredir yalnızca ulaşım aracı olarak değil, aynı zamanda önemli bir tasarruf ve yatırım aracı olarak da görülüyor. Fakat yüksek faiz ve kredi maliyetleri, otomobil satın almak isteyen kişinin finansmana ulaşmasını zorlaştırdığında piyasadaki alıcı gücü zayıflayabiliyor. Satıcıların araçlarını nakde çevirmek istemesiyle birlikte talebin aynı hızda artmaması, ilan sürelerinin uzamasına ve fiyatların daha fazla pazarlık konusu haline gelmesine yol açabiliyor.
Üstelik sıfır otomobil piyasasındaki kampanyalar da ikinci el araçların fiyatlama gücünü sınırlıyor. Markaların sıfır araç satışlarını desteklemek amacıyla uyguladığı kampanyalar, yeni otomobille ikinci el arasındaki fiyat farkını daraltabiliyor. Bu durumda ikinci el araç sahibinin yüksek bir fiyat talep etmesi zorlaşırken, alıcı da sıfır kilometre seçeneğini daha fazla değerlendirebiliyor. VavaCars da sıfır araçlardaki fiyat rekabetinin ikinci el otomobil fiyatlarının yukarı yönlü hareket alanını sınırladığını belirtiyor.
Dolayısıyla bugün otomobil pazarındaki hareketliliği yalnızca “araç bolluğu” üzerinden okumak yeterli değil. Bir tarafta satışa çıkarılan araçların artması, diğer tarafta kredi koşullarının sıkı olması ve tüketicinin harcama kararlarını daha fazla sorgulaması bulunuyor. Piyasada çok sayıda aracın bulunması, otomatik olarak çok sayıda güçlü alıcının bulunduğu anlamına gelmiyor.
Ağustos verileri de bu ayrımı açık biçimde ortaya koyuyor. İkinci el otomobil devirleri aylık bazda yükselmiş olsa da yıllık bazda gerilemiş durumda. Fiyatlar ise nominal olarak yataylaşırken reel olarak değer kaybediyor. Bu tablo, ikinci el otomobil piyasasında “satış var ama fiyatlama gücü zayıflıyor” şeklinde özetlenebilecek bir dönüşüme işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde piyasanın yönünü belirleyecek temel unsurların başında kredi koşulları, faiz oranları, sıfır otomobil kampanyaları, döviz ve enflasyonun seyri ile vatandaşın nakit ihtiyacı gelecek. Bu nedenle bugün bir otomobil pazarında görülen kalabalık, tek başına piyasanın canlandığını ya da çöktüğünü göstermiyor. Asıl önemli olan, satışa çıkarılan araçların karşısında ne kadar güçlü bir satın alma gücünün bulunduğu. Mevcut veriler, ikinci el otomobil piyasasında hareketliliğin sürdüğünü ancak fiyatlar üzerindeki baskının da belirginleştiğini gösteriyor.




