Pazar, Eylül 27, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Esat Aytan yazdı I Boşluğun Ortasında Bir Pusula

Moral düşüklüğü yaşadığımda kendimi daha sert programlarla cezalandırmak yerine ritmime geri dönmeye çalışıyorum. Uyku, beslenme, hareket, gün ışığı ve güvenilir bir insanla kurulan temas; büyük hedefler kadar gerçek ihtiyaçlardır. Bunları lüks saydığım dönemlerde daha çabuk tükendiğimi gördüm. Kendime iyi bakmak, sorumluluklardan kaçmak değildir. Tam tersine, sorumluluklarımın altında ezilmeden kalabilmem için iç kaynaklarımı beslemektir.

27/09/2026 16:09
Okuma süresi: 6 dk. okuma
A A
Esat Aytan yazdı I Boşluğun Ortasında Bir Pusula
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Esat Aytan

Esat Aytan

49 köşe yazısı

(The Turkish Post) – ESAT AYTAN  

Ne yapacağını bilemediğin günlerde kendine yeniden yaklaşmak

“Yolunu kaybettiğini düşündüğün anlar, bazen kendine en dikkatle bakman gereken anlardır.”

Hayatımın bazı dönemlerinde önümde açık bir yol değil, birbirine karışmış ihtimaller gördüm. Ne yapmam gerektiğini bildiğimi sandığım anda içimde başka bir ses yükseldi; o ses bazen korku, bazen yorgunluk, bazen de başkalarının beklentisiydi. Bu yüzden yönünü kaybetmenin yalnızca kararsızlık olmadığını öğrendim. Yönünü kaybetmek; insanın kendi sesini, kalabalığın içinden seçememesi hâlidir. Böyle günlerde kendime verdiğim ilk izin, her şeyi hemen çözmek zorunda olmadığımı kabul etmek oldu.

Birçok insan, belirsizliği bir eksiklik gibi taşır. Oysa belirsizlik; çoğu zaman zihnin bize gönderdiği dürüst bir işarettir: Eski cevaplar artık yetmiyor, yeni cevaplar ise henüz olgunlaşmadı. Ben bu aralığı bir başarısızlık koridoru değil, yeniden tanışma alanı olarak görmeye çalışıyorum. Çünkü insan, en derin değişimlerini, bildiği şeylerin kesinliğini yitirdiği yerde başlatır. İçimdeki boşluk büyüdüğünde, ona aceleyle hedef doldurmak yerine önce hangi ihtiyacın ses verdiğini dinliyorum.

Belirsizliğin içinde acele ederken fark ettiğim bir başka şey de şudur: Her karar, aynı gün verilmek zorunda değildir. Ben kendime düşünmek için zaman tanıdığımda, önce duygularımın yüksek sesini azaltıyorum. Sessizleşen zihin, seçenekleri daha gerçek ölçüleriyle görebiliyor. Bir yolun bana ait olup olmadığını anlamak için yalnızca heyecanı değil, o yolun gerektirdiği emeğe karşı duyduğum isteği de yokluyorum. Çünkü geçici bir coşku ile sürdürülebilir bir yön, aynı şey değildir.

Karar veremediğim zamanlarda zihnim hep büyük sorulara saldırır: ‘Hayatımın doğru yönü ne?’, ‘Ya yanlış seçersem?’, ‘Neden hâlâ gerideyim?’ Bu soruların ağırlığı, çoğu kez hareket etme gücümü elimden almıştır. Sonra kendime daha küçük ve daha dürüst bir soru sorarım: ‘Bugün beni biraz daha canlı, biraz daha sakin kılacak şey nedir?’ Bu soru kusursuz bir gelecek vaat etmez; fakat ayağımı yere bastırır. Zihnimi berrak kılar. Büyük yönler, çoğu zaman küçük ve tekrarlanan temasların içinden belirir.

Kendi iç konuşmamı da dikkatle izliyorum. ‘Yetersizim’ dediğimde, aslında zorlandığımı; ‘Geç kaldım’ dediğimde, çoğu zaman başkalarının saatine baktığımı fark ediyorum. Duygu ile hükmü birbirinden ayırmak, bana nefes alanı açıyor. Kaygı, geleceğin mutlaka kötü olacağını kanıtlamaz. Yorgunluk, isteksiz bir insan olduğumu söylemez. Bir günün verimsiz geçmesi, bütün yolculuğumun değersiz olduğu anlamına gelmez. Kendime böyle cümleler kurdukça, içimdeki sert yargıcın sesi biraz daha insani bir rehbere dönüşüyor. …ve kendimi, beni keşfettiğim anların coşkulu kosturmasında görüyorum.

Belirsizliği Eyleme Dönüştürmek

Eğitim hayatında, iş yaşamında ya da kişisel ilişkilerde tıkandığımızda, çözümü yalnızca iradede aramaya eğilimliyiz. Ben bunun eksik bir bakış olduğunu düşünüyorum. Bazen sorun irade değil; dağınık bir ortam, sınırı belirsiz bir görev, dinlenmemiş bir beden veya konuşulamamış bir duygudur. Bu yüzden kendime ‘Daha güçlü olmalıyım’ demeden önce ‘İşim neden bu kadar zorlaştı?’ diye soruyorum. Sorunun yapısını görmek, kendimi suçlamaktan çok daha yapıcı bir başlangıç sunuyor.

Zorlandığım anlarda çevremi düzenlemek de düşüncelerimi düzenlemeye yardım ediyor. Başlamayı bekleyen tek bir dosya, bildirimleri kapatılmış bir telefon ve belirlenmiş kısa bir çalışma süresi, dağınık bir günü daha taşınabilir kılıyor. Ben enerjimin sınırsız olmadığını kabul ettiğimde, onu gerçekten önemli olan işlere daha dikkatli ayırabiliyorum. Kendime koyduğum sınırlar beni daraltmıyor; aksine, karar yorgunluğunu azaltarak alan açıyor. Hayır dediğim her gereksiz yük, evet diyebileceğim bir önceliği görünür kılıyor.

Bu bakış bana basit, fakat etkili bir düzen kurduruyor. Önce kâğıda üç başlık yazıyorum: kontrol edebildiklerim, erteleyebildiklerim ve yardım isteyebileceklerim. Kontrol edebildiklerimin yanına yalnızca bugün yapabileceğim somut adımları ekliyorum; örneğin bir e-posta atmak, yirmi dakika çalışmak, bir randevu oluşturmak veya masamı sadeleştirmek. Erteleyebildiklerim, zihnimde sürekli çalan alarmı susturuyor. Yardım isteyebileceklerim ise bana her yükün tek başıma taşınması gerekmediğini hatırlatıyor. Netlik bazen mükemmel bir planla değil, yükleri doğru raflara yerleştirmekle gelir.

Motivasyon konusunda, yıllar içinde en çok değiştirdiğim inanç şuydu: Önce motive olup sonra harekete geçmeyeceğim. Çoğu gün harekete geçtikçe motivasyonun bana doğru geldiğini gördüm. İnsan, yapabildiğine dair kanıtı eylemin ardından toplar. Bu nedenle kendime çok küçük başlangıçlar veriyorum. Okumam gereken metnin yalnızca ilk sayfasını açmak, yürüyüş için ayakkabımı giymek ya da uzun zamandır ertelediğim konuşma için iki cümle not almak, zihnimin ‘başlayabilirim’ duygusunu yeniden kuruyor. Küçük adımı küçümsemiyorum; çünkü devamlılığın kapısını çoğu kez o aralıyor.

Destek İstemek de Bir Beceridir

Elbette her gün aynı güçte olmayacağımı da hesaba katıyorum. Bazı günler yalnızca temel sorumlulukları sürdürmek yeterli bir başarıdır. Kendime kapasitemin altını üstünü değil, o günkü gerçeğini sormak bana daha adil geliyor. Yüksek enerjili bir günün planını düşük enerjili bir güne uygulamak, sonra da kendimi suçlamak, ilerlemeyi kolaylaştırmıyor. Esneklik, hedeflerimi terk etmek değil; onlara ulaşırken insan olduğumu unutmamak anlamına geliyor.

Moral düşüklüğü yaşadığımda kendimi daha sert programlarla cezalandırmak yerine ritmime geri dönmeye çalışıyorum. Uyku, beslenme, hareket, gün ışığı ve güvenilir bir insanla kurulan temas; büyük hedefler kadar gerçek ihtiyaçlardır. Bunları lüks saydığım dönemlerde daha çabuk tükendiğimi gördüm. Kendime iyi bakmak, sorumluluklardan kaçmak değildir. Tam tersine, sorumluluklarımın altında ezilmeden kalabilmem için iç kaynaklarımı beslemektir. Bedenimin yorulduğu bir günde zihnimden olağanüstü performans beklememeyi öğreniyorum.

Karşılaştırma da, yön duygusunu en hızlı aşındıran alışkanlıklardan biri. Başkalarının görünür sonuçlarını kendi görünmeyen mücadelemle kıyasladığımda, emeğimin değerini kolayca unuttuğumu biliyorum. Her insanın zamanı, imkânı, desteği ve taşıdığı yük farklıdır. Bu yüzden kendime geçmişteki hâlimi ölçü almaya çalışıyorum. Geçen aya göre daha açık konuşabiliyor muyum? Dün kaçtığım bir adımın yanında, bugün biraz daha uzun kalabiliyor muyum? Gelişim bazen alkışlanacak bir sıçrayış değil, kimsenin görmediği bir dayanıklılık pratiğidir.

Yine de bazı dönemlerde insanın kendi başına kurduğu düzen yeterli gelmeyebilir. Uzun süren çökkünlük, yoğun kaygı, uyku ve iştah düzeninde belirgin değişim, günlük işlevleri sürdürememe ya da umutsuzluğun ağırlaşması, destek istemek için önemli işaretlerdir. Bu işaretlerin gerektirdiklerini yerine getirmeyi de, hayatıma gösterdiğim özen olarak görüyorum. Bugün ne yapacağını bilemeyen herkese şunu söylemek isterim: Kendini hemen toparlamak zorunda değilsin; önce kendine yaklaşman yeterli. Bir bardak su içmek, pencereyi açmak, bir sayfaya içinden geçenleri yazmak veya bir kişiye ‘Bugün iyi değilim’ demek küçümsenecek davranışlar değildir. Bunlar, yeniden hayata bağlanan ince fakat sağlam iplerdir. Ben yolumu her defasında bir anda bulmadım. Yol, durduğumda, dinlediğimde ve korkuma rağmen küçük bir adım attığımda önümde yavaş yavaş açıldı.

Belki bugün bütün cevaplara sahip olmayacağım. Fakat bugün kendime dürüst bir soru sorabilir, taşıyabileceğim kadarını seçebilir ve yarına küçük bir işaret bırakabilirim. Bazen pusula bize uzak bir yön göstermez; yalnızca bulunduğumuz yerde dönüp kendi merkezimizi bulmamızı ister. Ben bu çağrıyı duyduğum her seferde, boşluğun içinde kaybolmadığımı, yeni bir başlangıcın eşiğinde olduğumu hatırlıyorum.

 

Etiketler: aytanbirBoşluğunEsatortasındapusulaÜst Manşet
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
Esat Aytan

Esat Aytan

Önerilen Haberler

Ümit Özdağ’dan fon krizinde çarpıcı iddia: Bir devlet görevlisinin parası İsviçre’ye aktarılmak istendi
Gündem

Ümit Özdağ’dan fon krizinde çarpıcı iddia: Bir devlet görevlisinin parası İsviçre’ye aktarılmak istendi

Bahçeli bir araya getirdi: Sarallar ve Şahinler MHP Genel Merkezi’nde barıştı
Gündem

Bahçeli bir araya getirdi: Sarallar ve Şahinler MHP Genel Merkezi’nde barıştı

Bünyamin Ünal yazdı I İnsan kalabalığın içinde gerçekten kendini mi kaybeder, yoksa başka bir “ben”e mi dönüşür?
Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I İnsan kalabalığın içinde gerçekten kendini mi kaybeder, yoksa başka bir “ben”e mi dönüşür?

Tuna Cevher yazdı I Mersin’de şaşırtan olay: Evden kaçan keçi yaban keçisiyle çiftleşip yavrularıyla döndü
Haber Yorum

Tuna Cevher yazdı I Mersin’de şaşırtan olay: Evden kaçan keçi yaban keçisiyle çiftleşip yavrularıyla döndü

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Esat Aytan yazdı I Boşluğun Ortasında Bir Pusula
  • Kemal Albayrak yazdı | Bugünün dünya düzeninde Türk dünyası ne yapmalı?
  • Türkiye’nin en sıcak yılı 2024, en kurak yılı 2025 oldu
  • Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: Avrupa’yla savaşa girme niyetimiz yok

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.