(The Turkish Post) – İzmir’de 2022 yılında “Bayraklı 1923” projesinden daire satın alan dönemin İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kadir Aykaç ile müteahhit Çiler Kaytakoğlu arasında yaşanan uyuşmazlık, savcılığın yakalama talebindeki ifadeyle gündeme geldi.
T24’ün dava dosyasına dayandırdığı habere göre Aykaç, projenin tamamlanamaması ve oturma izninin alınamaması üzerine diğer arsa sahipleriyle görüştü. Bu görüşmeler sırasında dairenin başka kişilere 2 milyon 100 bin liraya satıldığını öğrendiğini, kendisinin ise 2 milyon 650 bin lira ödediğini belirtti.
550 bin liralık fark için şikâyet
Aykaç, aradaki 550 bin liralık farkın kendisine iade edilmesini istedi. Bu tutarı altın kuruna göre yaklaşık 3,5 milyon lira olarak hesaplayan Aykaç ile müteahhit arasında anlaşmazlık çıktı.
Yaklaşık üç yıl sonra Kaytakoğlu hakkında “dolandırıcılık” iddiasıyla suç duyurusunda bulunan Aykaç, dilekçesinde hukuk davasından sonuç alamama ihtimalini de gerekçe gösterdi. Dilekçede, şirketin mal varlığı üzerinde hacizler bulunduğu ve bu nedenle alacağın hukuk yoluyla tahsil edilemeyebileceği ileri sürüldü.
Aykaç ayrıca Kaytakoğlu hakkında tutuklama, ev hapsi veya en azından yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasını talep etti.
Savcılıktan “İVEDİ ACİL” notu
T24’ün aktardığına göre şikâyetten dört gün sonra Kaytakoğlu ifadeye çağrılmadan hakkında yakalama kararı çıkarılması talep edildi.
Savcılığın sulh ceza hâkimliğine gönderdiği yazının altına şu not düşüldü:
“Dosya Müştekisi İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı. Şüphelinin yurt dışına kaçma ihtimali bulunduğu, İVEDİ ACİL bir şekilde yerine getirilmesi talep olunur.”
Yakalama kararını öğrenen Kaytakoğlu’nun kendiliğinden savcılığa giderek ifade verdiği, ardından hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığı aktarıldı.
Ancak bu tedbirin beş gün sonra savcılık tarafından re’sen kaldırıldığı belirtildi.
Üç ay sonra dolandırıcılık davası açıldı
Yaklaşık üç ay sonra Kaytakoğlu hakkında beş yıla kadar hapis cezası istemiyle dolandırıcılık davası açıldı. İddianame İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Davanın ilerleyen aşamasında Aykaç, bu kez dosyada müşteki sıfatıyla mahkemeye başvurarak Kaytakoğlu hakkında yeniden yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasını istedi.
T24’ün aktardığına göre Aykaç’ın talebi, CMK’nın 110. maddesinde adli kontrol tedbirinin savcının istemi üzerine uygulanabileceğine ilişkin düzenleme bulunmasına rağmen yapıldı. Duruşma savcısı ise kararın mahkemeye ait olduğunu belirterek yurt dışı yasağı uygulanması yönünde görüş bildirmedi. Buna karşın mahkeme Kaytakoğlu hakkında yeniden yurt dışına çıkış yasağı kararı verdi.
HSK’ya şikâyet edildi
Kaytakoğlu, yaşanan süreç nedeniyle hem Kadir Aykaç’ı hem de soruşturmayı yürüten savcıyı Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyet etti.
Ancak T24’ün haberine göre HSK, şikâyeti işleme koymadı.
Aykaç ise HSK’nın haziran ayında yayımladığı kararnameyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’ne daire başkanı olarak atandı.
Davanın haziran ayındaki ilk duruşmasında tarafların karşılıklı iddiaları da gündeme geldi. Aykaç’ın avukatı, Kaytakoğlu’nun soruşturma sürecinde başsavcıyla görüştüğünü öne sürerek tutuklama veya ev hapsi talep etti. Kaytakoğlu’nun avukatı ise müvekkilinin ifadeye çağrılmadan yakalama kararıyla adliyeye getirildiğini savundu. Mahkeme her iki tarafın taleplerini reddederek duruşmayı erteledi.























