(The Turkish Post) – YILMAZ KURTALAN
Türkiye her gün yeni bir operasyon dalgasıyla uyanıyor. Bir bakıyorsunuz borsa manipülasyonu haberi son dakika düşüyor. Ardından da uyuşturucu, fuhuş ve son olarak da Merkez Hakem Kurulu’na yönelik yeni bir dalga. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın tabiriyle, “Dalgalar artık insanları boğuyor.” İşin realitesi de bu aslında. Tabii ki hukuki olarak kimsenin bir ayrıcalığı olmamalı. Ancak sadece birilerine gözdağı vermek için değildir umarım.
Neyse gelelim asıl meseleye. Uzun zamandır Türkiye’de yeşil sahaların tadı tuzu yoktu. aslında tuz koktuğu için, bir şey yokmuş gibi davranılıyordu. Verilen kararlar ve verilmeyen kararlar her gün tartışılıyordu. En fazla da hakem hataları. Dolayısıyla da hedefte MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu vardı. Nihayet kulüpler emellerine ulaştı. Gündoğdu istifa taleplerine kulak tıkıyordu aylardır. Hatalı hakem kararlarına rağmen, pişkin pişkin savunmalar yapmıştı. Ama bu defa sıçrayamadı. Sabahın erken vaktinde kapısı çalındı. Polis ekipleri Başkanı evinden gözaltına aldı. Artık bu aşamadan sonra o koltukta oturması düşünülemez. Çünkü ithamlar çok ağır. Umarım söylenen iddialar doğru değildir. Şayet doğruysa vay Türk futbolunun haline ve hakemlerin geleceğine. Bir daha Avrupa’da maç yönetmek hayal olur benden söylemesi.
Açıkçası Türk futbolunda bugün itibarıyla yalnızca bir hakem kurulu soruşturması değil, futbolun en temel unsurlarından biri olan hakem atamalarına, klasmanlara, puanlamalara ve sınav süreçlerine duyulan güven açısından da ciddi bir hukuki tartışma başlamış durumda. Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun da aralarında bulunduğu 7 kişinin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınması, dosyanın boyutunu daha da önemli hale getirdi. Soruşturmada resmi belgede sahtecilik ve mobbing iddialarının yanı sıra bazı hakemlerin klasman dışı bırakılması, bazı hakemlere sistematik biçimde daha az görev verilmesi, bazı hakemlere ise ayrıcalıklı davranılması; ayrıca puanlama, atama ve kural sınavı süreçlerine müdahale edildiği iddiaları inceleniyor.
Evet, bunlar birer iddiadan ibaret.
Ancak buradan sağlıklı bir neticenin çıkması mümkün değil.
Çünkü Ferhat Gündoğdu, hem hakemlerin hem de yöneticilerin radarındaydı.
Muhtemelen herkes eteklerindeki taşı döktü.
Sonuçta da savcılık harekete geçti.
Burada hukuken cevaplanması gereken asıl soru şu:
Eğer soruşturma sonucunda hakemlerin görevlendirilmesi veya değerlendirilmesi süreçlerinde hukuka aykırı bir müdahale bulunduğu kesinleşirse, geçmişte bu sistem üzerinden oynanan maçların sonuçları bundan etkilenir mi?
SADECE HAKEM HATASI MI, YOKSA SİSTEMATİK BİR MÜDAHALE Mİ?
Futbolda hakemin yanlış karar vermesi ile hakem atama veya değerlendirme sisteminin bilinçli biçimde manipüle edilmesi aynı hukuki durum değildir.
Bir hakemin penaltı kararı vermemesi, ofsaytı yanlış değerlendirmesi ya da kırmızı kart göstermemesi tek başına müsabaka sonucunun hukuken değiştirilmesini gerektirmez. Çünkü futbol müsabakalarının sonuçları, kural çerçevesinde hakem raporları ve müsabaka prosedürleri üzerinden belirlenir.
Ancak farklı bir durumdan söz ediyoruz.
Buranın altını çizmek gerekiyor.
Eğer soruşturma sonucunda belirli hakemlerin belirli maçlara atanmasının, bazı hakemlerin sistematik olarak görevden uzaklaştırılmasının veya hakem puanlarının değiştirilmesinin hukuka aykırı ve müsabaka sonuçlarını etkilemeye yönelik bir organizasyonun parçası olduğu ortaya konulursa, konu artık sıradan bir hakem hatası olmaktan çıkabilir.
İşte o zaman işin rengi tamamen değişir.
O maçlar mercek altına alınır.
Hakemin performansı, gözlemci kararı ve yayıncı kuruluşun kayıtları yeniden raflardan iner..
Şayet bütün istatistikler, şaibeyi ortaya koyarsa kupalar da elde değiştirir, liglerdeki sıralamalar da.
Çünkü burada tartışılan yalnızca sahadaki karar değil, o kararı verecek kişinin hangi yöntemle ve hangi iradeyle o maça getirildiği olacaktır.
TFF’NİN KENDİ TALİMATI NE DİYOR?
TFF Futbol Müsabaka Talimatı’nın 25. maddesinde, müsabaka sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemenin yasak olduğu belirtiliyor.
Daha da önemlisi, aynı düzenlemenin 26. maddesinde, müsabaka sonucunu etkileme eyleminin müsabakanın tescilinden sonra ortaya çıkması halinde dahi tescilin iptal edilebileceği düzenleniyor.
Bu düzenleme, soruşturma açısından son derece önemli bir kapı açıyor.
Ancak burada kritik kelime var: “Etkileme”
Geçmişte yaşanan her tartışmalı hakem kararı otomatik olarak “müsabaka sonucunu etkileme” anlamına gelmez. Bunun için somut olayda hukuka aykırı bir müdahalenin, kastın ve müsabaka sonucu ile bağlantının ortaya konulması gerekir.
Dolayısıyla soruşturmanın sonucunda ortaya çıkabilecek tablo ile bugün yapılan yorumları birbirinden ayırmak gerekir.
TAKIMLARIN HUKUKİ DURUMU NE OLUR?
Soruşturma sonucunda belirli maçlara ilişkin somut deliller ortaya çıkarsa, öncelikle şu soruların cevaplanması gerekir:
Hakem ataması hukuka aykırı biçimde mi yapıldı?
Hakemin klasman veya puanlama sürecine müdahale edildi mi?
Hakemin görevlendirilmesinin belirli bir takım lehine veya aleyhine sonuç doğurması amaçlandı mı?
Müsabaka sırasında verilen kararlarla bu müdahale arasında somut bir bağlantı var mı?
O maçın sonucunun tescilinden sonra ortaya çıkan yeni deliller, TFF talimatlarının öngördüğü koşulları karşılıyor mu?
Bu soruların cevapları “evet” yönünde ve somut delillerle ortaya konulursa, etkilenen kulüpler açısından yalnızca kamuoyuna yapılan açıklamalar değil, TFF’nin ilgili kurulları önünde hukuki başvurular ve itiraz mekanizmaları da gündeme gelebilir.
Özellikle TFF Müsabaka Talimatı’nın 26. maddesindeki düzenleme, müsabaka sonucunu etkileme eyleminin sonradan ortaya çıkması halinde dahi tescilin iptal edilebilmesine ilişkin açık bir hüküm içeriyor.
RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK İDDİASI NEDEN ÖNEMLİ?
Soruşturmanın bir diğer önemli başlığı da resmi belgede sahtecilik iddiası. Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesi, resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması fiillerini düzenlemektedir. Kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belge bakımından ise ayrıca daha ağır bir düzenleme bulunmakta.
Dolayısıyla soruşturma sonucunda yalnızca “hakem kararı tartışmalıydı” şeklinde bir sonuç çıkması ile hakem klasmanları, puanlamalar, sınav sonuçları veya atama süreçlerine ilişkin belgelerde hukuka aykırı değişikliklerin tespit edilmesi arasında ciddi bir hukuki fark vardır. İkinci durumda, geçmiş müsabakaların hukuki sonuçlarının ayrıca incelenmesi gündeme gelebilir.
Eğer belirli bir kulüp, belirli maçlarda hukuka aykırı bir hakem görevlendirmesi veya manipüle edilmiş bir değerlendirme sistemi nedeniyle sportif açıdan zarar gördüğünü düşünüyorsa, öncelikle somut maçları ve somut delilleri ortaya koyması gerekir.
Daha da önemlisi…
Hakem atamalarının, puanlamaların veya klasmanların belirli amaçlarla manipüle edildiği ve bunun belirli müsabakaların sonucunu etkilediği hukuken ortaya konulursa, o zaman Türk futbolunda çok daha kapsamlı bir hukuki hesaplaşmanın başlaması kaçınılmaz biçimde gündeme gelecektir.




















