(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya’da Ukrayna savaşı toplumun gündeminden düşmüyor. Ancak savaşın uzaması, Ukrayna’nın Rusya topraklarına yönelik saldırılarının artması ve savaşın ekonomik etkilerinin daha fazla hissedilmesi, Rus kamuoyunda önemli bir değişime işaret ediyor. Levada Center’ın Temmuz 2026 araştırması, Rusların savaşa yönelik desteğinin hâlâ güçlü olduğunu ancak savaşın gidişatına ilişkin güvenin ciddi biçimde zayıfladığını ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre Rusların yüzde 46’sı Ukrayna’daki gelişmeleri dikkatle takip ediyor. Yüzde 35’lik kesim ise gelişmeleri daha sınırlı biçimde izliyor. Böylece savaş, Rus toplumunun yüzde 80’den fazlasının gündeminde kalmaya devam ediyor. Ancak savaşın Rusya dışındaki gelişmelere kıyasla toplumsal ilgiyi daha fazla kendi içine çektiği görülüyor. Temmuz ayında Rusların en çok hatırladığı gelişmeler arasında Ukrayna’nın Rusya’daki petrol tesislerine ve Wildberries depolarına yönelik saldırıları ile benzin sıkıntısı öne çıktı.
Bu tablo, savaşın artık yalnızca cephede yaşanan bir çatışma olmadığını gösteriyor. Ukrayna’nın Rusya’nın iç bölgelerine yönelik saldırıları, savaşın güvenlik boyutunu doğrudan Rus toplumunun gündelik hayatına taşıyor. Benzin fiyatları ve tedarik sorunları da ekonomik maliyetin daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor. Buna rağmen Rusların önemli bir bölümü yaşanan sorunların sorumluluğunu doğrudan Kremlin yönetiminde aramıyor.
Rus ordusunun Ukrayna’daki faaliyetlerine verilen destek de hâlâ yüksek. Levada Center verilerine göre Rusların yaklaşık üçte ikisi orduyu desteklemeye devam ediyor. Ancak toplumdaki destek homojen değil. Kadınlar ve gençler savaşa daha mesafeli yaklaşırken, ileri yaşlardaki erkeklerde destek çok daha yüksek. 55 yaş üzerindeki erkeklerde savaş desteğinin ülke ortalamasının oldukça üzerine çıkması, Rus toplumundaki kuşak farkını açık biçimde ortaya koyuyor.
Daha dikkat çekici olan ise Rusların savaşa destek verirken aynı zamanda müzakerelere de sıcak bakması. Rusların yüzde 62’si barış görüşmelerine geçilmesini destekliyor. Ancak bu durum Rusların önemli bölümünün taviz vermeye hazır olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmada Rusların yüzde 56’sı Ukrayna’ya yönelik saldırıların artırılmasını destekliyor. Yani Rus kamuoyunda “barış” talebi ile “uzlaşma” talebi birbirinden ayrılmış durumda. Savaşın sona ermesini isteyen önemli bir kesim, bunun Rusya’nın geri adım atmasıyla değil, Ukrayna’nın ve Batı’nın daha fazla taviz vermesiyle gerçekleşmesini istiyor.
Savaşın devam etmesinden sorumlu görülen aktörler konusunda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Rusların önemli bölümü sorumluluğu Avrupa’ya, Ukrayna’ya ve ABD’ye yüklüyor. Rusya’yı savaşın sürmesinden sorumlu görenlerin oranı ise oldukça düşük kalıyor. Bu durum, Kremlin’in savaş anlatısının toplum üzerindeki etkisini hâlâ koruduğunu gösteriyor. Ukrayna’nın Rus topraklarına yönelik saldırıları, savaş karşıtı bir tepki oluşturmak yerine bazı kesimlerde “daha sert karşılık verilmesi” düşüncesini güçlendirebiliyor.
Bu noktada araştırmanın en önemli sonucu ortaya çıkıyor. Rusların savaşa desteği tamamen çözülmezken, savaşın başarılı ilerlediğine ilişkin inanç ciddi biçimde geriliyor. Temmuz 2025’te Rusların yüzde 69’u savaşın Rusya açısından başarılı ilerlediğini düşünüyordu. Temmuz 2026’da bu oran yüzde 50’ye düştü. Savaşın başarısız ilerlediğini düşünenlerin oranı ise yüzde 17’den yüzde 28’e yükseldi. Savaşa ilişkin değerlendirmede cevap vermeyenlerin oranının da yüzde 22’ye çıkması, toplumdaki belirsizliğin arttığını gösteriyor.
Bu değişim Kremlin açısından savaş desteğinin azalmasından daha önemli olabilir. Çünkü bir toplum hükümetinin savaş politikasını desteklemeye devam ederken aynı zamanda savaşın beklenenden kötü gittiğini düşünmeye başlayabilir. Böyle bir tablo, yönetimin savaşın maliyetlerini topluma anlatma biçimini ve gelecekteki hedeflerini yeniden değerlendirmesini zorunlu hale getirebilir.
Toplumdaki kuşak farkı da burada önem kazanıyor. Genç Ruslar savaş konusunda daha mesafeli. 25 yaş altındaki gençlerin yüzde 76’sı barış müzakerelerine destek veriyor. Kadınlarda da müzakere desteği yüzde 70 seviyesinde. Buna karşılık 55 yaş üzerindeki erkeklerde savaşın devamını savunanların oranı çok daha yüksek. Bu nedenle Rusya’nın bugünkü savaş politikasına verilen desteğin önemli bölümünün daha yaşlı ve daha muhafazakâr toplumsal kesimlerde yoğunlaştığı görülüyor.
Moskova ise bu genel eğilimden farklı bir görüntü veriyor. Başkentte Rus ordusuna verilen destek ülke ortalamasının üzerinde. Bunun arkasında Moskova’nın savaşın ekonomik ve sosyal etkilerini Rusya’nın diğer bölgelerine kıyasla daha sınırlı hissetmesi de bulunabilir. Kremlin açısından başkentin güvenliği özel önem taşıyor ve Moskova yoğun hava savunmasıyla korunuyor. Ukrayna’nın saldırıları son dönemde başkenti daha fazla hedef alsa da savaşın gündelik maliyeti Rusya’nın bazı bölgelerinde olduğu kadar ağır hissedilmiyor.
Dolayısıyla Levada Center’ın araştırması Rusya’da doğrudan bir savaş karşıtı dalganın yükseldiğini göstermiyor. Daha karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor. Ruslar savaştan yoruluyor ancak savaşı desteklemeyi tamamen bırakmıyor. Barış görüşmelerini istiyor ancak taviz vermek istemiyor. Savaşın başarılı ilerlediğine ilişkin inanç zayıflıyor ancak başarısızlığın sorumluluğu büyük ölçüde Rusya dışında aranıyor. Ukrayna’nın saldırıları savaşın maliyetini artırırken bazı kesimlerde savaşın sona ermesi yerine daha sert karşılık verilmesi düşüncesini güçlendiriyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde Rusya açısından asıl kritik soru, toplumun savaşı destekleyip desteklemediği olmayacak. Daha önemli soru, savaşın maliyeti arttıkça mevcut desteğin ne kadar korunabileceği olacak. Çünkü bugün Rus kamuoyunda savaşın sona ermesini isteyen güçlü bir kesim bulunuyor ancak bu kesimin önemli bölümü barışın Rusya’nın taviz vermesiyle gelmesini istemiyor.
Rusya’nın önündeki en büyük risk de burada ortaya çıkıyor. Savaş uzadıkça toplum yorulabilir, ekonomik maliyetler artabilir ve zafer algısı daha fazla zayıflayabilir. Fakat bu yorgunluk otomatik olarak daha uzlaşmacı bir Rusya yaratmayabilir. Tam tersine, savaşın Rusya açısından kötüye gittiğine inanan bir toplum, sorumluluğu dış aktörlere yükleyerek daha sert bir karşılık talep edebilir. Bu nedenle Ukrayna’daki savaşın Rus kamuoyunda yarattığı değişim, şimdilik Putin yönetimini zayıflatan açık bir kopuştan çok, daha yorgun fakat aynı zamanda daha sertleşmeye müsait bir Rusya görüntüsü veriyor.





















