(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Süper Lig, yarın resmen başlıyor. Futbol severlerin heyecanla beklediği futbol resitalinde artık top, futbolcularda ve hakemlerde olacak. Bu yıl Türkiye ligi farklı bir klasmana evirildi. Dünyanın en önemli oyuncuları birer birer Türkiye’ye getirildi. Romelu Lukaku, Vedat Muriqi, Dušan Vlahović, Mohamed Salah ve Darwin Núñez gibi dünya yıldızları, ülkemizde terk dökecek. Futbol üstatlarının buraya gelmesiyle haliyle, ligin Avrupa’dan da izlenmesine kapı araladı. Evet, yıldızlar sahada olacak… Ama sahanın yönetiminde de umarım adalet yerini bulur. Önceki sezonlarda yaşanan hakem hatalarını yeniden konuşmak istemiyoruz. Burada büyük takımların başkan ve hocalarına da büyük görevler düşüyor. Dünyanın en iyi yıldızlarını kadrosuna dahil ettiğiniz bir sezonda, taraftara sadece futbol izlettirin ve konuşturun. Art niyetli hakem ve yöneticilere de asla taviz vermeyin.

Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor, yeni sezon öncesinde yalnızca transfer yapmadı. Süper Lig’in marka değerini yükseltecek isimleri Türkiye’ye taşıdı. Fenerbahçe’nin Romelu Lukaku ve Vedat Muriqi gibi isimlerle güçlenen hücum hattı, Beşiktaş’ın Dušan Vlahović hamlesi, Trabzonspor’un Mohamed Salah’la yarattığı büyük heyecan ve Galatasaray’ın Victor Osimhen üzerinden kurduğu iddia, yeni sezonun futbolseverler açısından çok daha farklı geçeceğinin işaretlerini veriyor şimdiden. Üstelik bu yıldızlar yalnızca dört büyük kulübün taraftarlarını değil, bütün Türk futbolunu dünya futbolunun gündemine taşıyor. Tam da bu noktada, Türk futbolunun başka bir aktörünü konuşmak zorundayız:
Hakemleri…
Çünkü yıldız futbolcuları Türkiye’ye getirmek kadar, onların mücadele ettiği sahada adaleti sağlayacak hakemlik standardını yükseltmek de bizim elimizde.
Öncelikle de TFF ve MHK’nın gündeminde olmalı.
Fenerbahçe’nin Lukaku’su, Beşiktaş’ın Vlahović’i, Trabzonspor’un Salah’ı, Galatasaray’ın Osimhen’i sahaya çıktığında milyonlarca insan yalnızca futbolcuları izlemeyecek.
Hakemlerin performanslarını ve kararlarını da izleyecek.
Ve burada Türkiye Futbol Federasyonu’na çok önemli bir sorumluluk düşüyor.
Artık mazeret dönemi bitmeli.
TFF, 2026-2027 sezonunda görev yapacak hakem ve gözlemci klasmanlarını açıkladı. Üst klasmanda deneyimli isimlerle birlikte genç hakemler de yer alıyor.
Bu liste elbette önemli.
Ama asıl mesele listeyi açıklamak değil.
Asıl mesele, o listedeki hakemlerin sezon boyunca hangi standartta performans göstereceği olmalı.
Çünkü Türk futbolunun en büyük problemlerinden biri, tartışmalı kararların kendisinden çok, kararların arkasından gelen tartışmalar.
Ne yazık ki, Türkiye’de maç sonunda futbol konuşulmuyor.
Daha ziyade hakem hatalarını konuşuyoruz.
Bu da futbolun marka değerine büyük zarar veriyor.
Bir hafta bir kulüp hakemden şikâyet ediyor.
Ertesi hafta başka bir kulüp…
Bir başka hafta VAR konuşuluyor.
Sonra hakem konuşuluyor.
Ardından MHK açıklama yapmak zorunda kalıyor.
Kulüpler birbirlerini suçluyor.
Taraftarlar birbirlerine giriyor.
Ve futbolun kendisi, bütün bu tartışmaların altında eziliyor.
Buna artık son verilmelidir.

“TFF BAŞKANI, SADECE ADALET DAĞITMALI”
TFF’nin görevi sadece hakem atamak değil.
TFF’nin görevi hakem atamasını yapmakla bitmez.
Federasyon aynı zamanda hakemlik sistemine güven oluşturmak zorunda.
Geçen yıl hakem hatalarını konuşmaktan yorulduk.
Hatta futboldan soğuduk.
Bir hakem tabii ki hata yapabilir.
Bu, futbolun doğasında vardır.
Ancak aynı pozisyonun bir hafta bir takıma, sonraki hafta başka bir takıma farklı yorumlanması; VAR’ın benzer pozisyonlarda farklı biçimde devreye girmesi; hakemlerin kararlarının nedenleri konusunda kamuoyunun sürekli soru işaretleri yaşaması kabul edilebilir bir durum değil.
Çünkü adaletin yalnızca sağlanması yetmez.
Adaletin sağlandığına dair güvenin de oluşması gerekiyor.
İşte TFF’nin asıl sınavı burada başlayacak.
“DÜNYA YILDIZLARINA, DÜNYA STANDARTINDA HAKEMLİK”
Evet, Romelu Lukaku, Vedat Muriqi, Dušan Vlahović, Mohamed Salah, Victor Osimhen ve Darwin Núñez gibi yıldızlar birlikte futbolun neşesini artıracak.
Ancak dünya yıldızlarına da, dünya standartlarında hakemlik gerekiyor.
Düşünün…
Sahada yıllarca Premier League, Serie A, La Liga veya Bundesliga gibi dünyanın en önemli liglerinde mücadele etmiş futbolcular olacak.
Tribünlerde on binlerce insan…
Milyonlarca televizyon izleyicisi…
Dünyanın farklı ülkelerinden Süper Lig’i takip eden futbolseverler…
Ve bütün bu büyük organizasyonun ortasında bir Türk hakemi.
O hakem, yalnızca Türkiye’deki futbolseverler tarafından değil, dünyanın dört bir yanından izlenecek.
Dolayısıyla artık Türk hakemliğini “idare eder” seviyesinden çıkarıp uluslararası standartlara taşımanın zamanı geldi de geçiyor.
Bu konuda MHK’ya da TFF’ye de büyük görevler düşüyor.
Hakem hata yapabilir ancak sistem asla hata yapmamalı.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Hakemlerin hata yapmasına karşı değiliz.
Tam tersine…
Hakem de insandır.
Yanılabilir.
Yanlış da görebilir.
Pozisyonu değerlendiremeyebilir de…
Ancak teknoloji çağında, VAR sisteminin bulunduğu bir ortamda asıl sorumuz şu olmalıdır:
Aynı hata neden tekrar tekrar yaşanıyor?
VAR hakemleri nasıl denetleniyor?
Hakemlerin performans değerlendirmeleri hangi kriterlere göre yapılıyor?
Bir hakemin ciddi hatasının ardından ne oluyor?
Hakemler hangi eğitimlerden geçiriliyor?
Ve en önemlisi:
Hakem performansları konusunda kamuoyuna neden daha fazla şeffaflık sağlanmıyor?
TFF’nin bu sorulara vereceği cevaplar, Türk futbolunun geleceği açısından son derece önemli.
Yabancı yıldızlara yabancı hakem mi?

Geçmiş dönemlerde yabancı VAR hakemleri üzerinden ciddi tartışmalar yaşandı. TFF’nin bu konudaki kararları da futbol kamuoyunun gündeminde yer aldı.
Benim meselem yabancı hakem gelsin ya da gelmesin tartışmasından daha büyük.
Sadece Türk hakeminin kalitesi yükseltilsin.
Çünkü Türk futbolunun ihtiyacı, sürekli olarak dışarıdan hakem getirmek değil; kendi hakemlik sistemini Avrupa standartlarına çıkarmak olmalıdır.
Eğer bunu başarabilirsek, yarın hiçbir kulüp “Bu maça yabancı hakem istiyorum” demek zorunda kalmaz.
Çünkü herkes bilir ki;
Türk hakemi adildir.
Türk hakemi cesurdur.
Türk hakemi baskı altında karar değiştirmez.
Türk hakemi yıldız futbolcunun formasına değil, pozisyonun kendisine bakar.
İşte ulaşılması gereken standart bu olmalıdır.
TFF’ye çağrımızdır
Yeni sezon Türk futbolu açısından büyük bir fırsat.
Transfer edilen yıldızlar Süper Lig’in uluslararası görünürlüğünü artıracak elbette.
Fakat bu fırsatın kalıcı bir marka değerine dönüşebilmesi için yalnızca futbolcuların kalitesi yetmez.
Hakemlerin kalitesi de aynı seviyeye çıkmak zorunda.
TFF’yi ve MHK’yı sezon başlamadan önce göreve çağırıyorum:
Hakem eğitimlerini güçlendirin.
VAR uygulamalarında standart oluşturun.
Hakem performans değerlendirmelerini şeffaflaştırın.
Kulüpler arasında “hakemler bize farklı, rakibe farklı davranıyor” algısının oluşmasına asla izin vermeyin.
Hakemleri özellikle kulüp ve taraftar baskısından koruyun.
Ama aynı zamanda hatalı hakemi de korumak yerine performans üzerinden hesap verebilir bir sistem kurun.
Çünkü bu sezon sahada yalnızca futbolcular yarışmayacak.
Ligin marka değeri de yarışacak.
Bir hakem hatalarında devamlılık gösteriyorsa, gözünün yaşına bile bakmayın.
Direk kapının önüne koyun.
İşte o zaman hem ligimiz kazanacak, hem de futbol markamız.
Aksi durumda geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, hata yapan hakemlere sahip çıkarsanız, bir daha buraya hiçbir yıldızı getiremezsiniz.
Bu son şansımız…
Lütfen iyi değerlendirelim.






















