(The Turkish Post) – SAFA KAR
Futbolda da tarih sık sık tekerrür eder. Galatasaray, Kasımpaşa ile ilk yarıda olduğu gibi 3-3 berabere kaldı. Eylül’ün sonunda da maçın son bölümünde beraberlik golünü yemiş, skoru koruyamadığı için eleştirilmişti. Bütün yönleriyle tarih tekerrür etti. Galatasaray Kasımpaşa’dan ağır darbe oldu. Uçup giden sadece 2 puan değil, moraldi.
Galatasaray’ın geçen sezon son dakikada Kasımpaşa’ya karşı kazandığı 4-3’lük galibiyetin şampiyonluğu getirdiğine inanılır. Galatasaray’ın şampiyonluğu son maçta değil, Kasımpaşa maçında kazandığı yorum ve analizleri spor medyasında çok tekrarlandı. Yine bir Kasımpaşa maçı ve kötü oyun, kötü skor… Puan farkının 6’dan 4’e düşmesi…
4 puan fark da az değil, fakat Galatasaray sadece skor ve puan olarak kayıpta değil oyun olarak da düşüşte… Kupa, Avrupa, Lig’te 6 karşılaşmadan sadece bir galibiyet çıkarabilmiş bir takım var karşımızda. O galibiyet de Rize’ye karşı güç bela… Son anlarda geldi. Fenerbahçe karşısında tel tel döküldü. Yenilgiden biraz da şansıyla kurtuldu.
Ligin sonuna henüz yaklaşmış değiliz. Geri sayımın başladığını söylemek zor. Fenerbahçe’nin de Galatasaray’ın da önünde zorlu maçlar var. Son anda ipi hangi takımın göğüsleyeceğini söylemek güç, fakat ligin hikayesi yazılırken bu haftaya yani 26. haftaya ‘özel paragraf’ ayrılacak. Galatasaray psikolojik olarak çöktü, Fenerbahçe ise büyük moral kazandı.
Fenerbahçe oyun olarak da skor olarak da Galatasaray’ın önünde… Sadece puan olarak geride. Önümüzdeki haftalarda Galatasaray’ın ‘puan kayıplarına’ uğraması mukadder görünüyor. Eğer düştüğü yerden kalkmazsa… Lige başlarken de süper kupa maçında Beşiktaş karşısında 5-0 yenildi, hem oyun hem skor olarak ezildi. Fakat çabuk toparladı.
Galatasaray düştüğü yerden kalkabilecek mi? Fenerbahçe oyun ve skor üstünlüğünü sürdürebilecek mi? Şampiyonluğun kaderini bu soruların cevabı belirleyecek. Fenerbahçe tüm maçlarını kazanırsa elbette kupayı müzesine götürür. Ama bu kolay değil. Futbol bu, hayat gibi takımlar düşer, kalkar… Beklenmedik skorlarla karşılaşırlar. Fenerbahçe oyununu daha yeni düzeltti, skoru vardı fakat oyun zayıftı.
Galatasaray’ın ligin en tecrübeli takımlarından… Yükseklerden de düştü, kuyunun dibinden de çıktı. Avrupa’da bozguna uğrayan Okan Buruk’un artık lige sarılmaktan başka seçeneği yok. Okan Buruk iki yıl üst üste takımı şampiyon yapmış bir hoca. Her ne kadar sosyal medyadan ‘istifa’ sesleri yükselse de avansı bir iki maçlık değil. Hâlâ taraftarın göz bebeği…
Fakat kenarda kendisinden beklenmeyen çocukça ve çiğ hareketler klasına yakışmıyor. Hemen her maçta ‘panik atak’ havasında. O sakin kalamazsa sahadaki oyunca nasıl sakinliğini koruyabilsin. Okan Buruk’un önce kendini düzeltmesi sonra takıma bakması lazım. Rahatlıkla yeni bir galibiyet serisi başlatabilir… Daha önce bunu başardı. Elinde kıymetli oyuncular var. Osimhen değil Türkiye’nin Avrupa futbolunun gözdesi. ‘Kolay ve basit gol yeme’ hastalığını çözerse skoru alması zor değil.
Bu hafta ‘moral üstünlük’ Fenerbahçe’ye geçti… Futbolda da hava ve psikoloji önemli, takım ritmini yakalarsa bunu uzun süre devam ettirebilir. Fenerbahçe rüzgarı arkasına aldı. Dünya markası Mourinho büyük en büyük avantajı. Her puan kaybettiği maçın sonunda hakemden yakınan Fenerbahçe yöneticileri de şampiyonluk havasına girdi. Şampiyonluk havası iyidir fakat kupa gelmezse ‘travması büyük’ olur. Fenerbahçe hâlâ o eski travmaları atlatabilmiş değil.
Ligin bu bu haftası şampiyonluk yolunda bir kırılma mıydı? Sonunda göreceğiz. Şu gerçek ki ligin heyecanı ve gerilimi oldukça arttı. Bundan sonra Fenerbahçe için de Galatasaray için de her maç ‘final’ demek. Puanlar çantada keklik değil, arslanın midesine indi. Kazanmak için ter ve emek gerek…























