(The Turkish Post) – Komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ilk kez hâkim karşısına çıktı. “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri aşağılama” suçlarından toplam 19 ay hapis cezasına çarptırılan Göktaş, kararın ardından tahliye edildi.
3 Temmuz’dan bu yana tutuklu bulunan Göktaş, mahkemedeki savunmasında hem tutukluluk koşullarını hem de sahne gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında yürütülen yargılamayı eleştirdi. Göktaş, “4 cümlelik iddianamenin hazırlanması 64 gün sürdü” diyerek 88 gün boyunca hücrede tutulduğunu söyledi.
“Cümle başına 22 gün tecrit yatırıldım”
Göktaş, savunmasının önemli bölümünü ifade özgürlüğü ve politik mizah tartışmasına ayırdı.
“İddianamede bana yöneltilen topu topu 4 cümle var. Harbiye’de kurduğum bu 4 cümle için tam 88 gündür hücredeyim; yani kurduğum cümle başına 22 gün tecrit yatırıldım” diyen Göktaş, aynı ifadeleri daha önce Türkiye’nin farklı kentlerinde 197 gösteride 100 binden fazla seyirciye anlattığını belirtti.
Göktaş, politik mizahın cezalandırılmasının sanatçılar üzerinde otosansür oluşturabileceğini savunarak, “Kimse korkup geri adım atmasın; bilin ki sözlerimiz tahmin ettiğimizden çok daha güçlü” ifadelerini kullandı.
Savunmasında fon krizine de değindi
Göktaş, savunmasında Türkiye gündemindeki fon soruşturmasına ve AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılan Fatma Betül Sayan Kaya’ya da değindi.
Kendi davası ile siyasi ve ekonomik gündemdeki gelişmeler arasında karşılaştırma yapan Göktaş, bazı kişilerin kamuoyunda tartışılan iddialara rağmen farklı bir hukuki muamele gördüğünü savundu.
Bu bölümde Göktaş’ın kullandığı ifadeler, savunmasındaki siyasi değerlendirmeler olarak yer aldı.
“Nasreddin Hoca bugün yaşasa Erdoğan’ı anlatırdı”
Mizahın ve hicvin toplumdaki tarihsel yerine dikkat çeken Göktaş, Nasreddin Hoca’dan Cumhuriyet döneminin mizahçılarına kadar uzanan bir gelenekten söz etti.
Göktaş, “Nasreddin Hoca bugün mezarından kalkıp sahneye çıksa konusu gidip göle maya çalmak olmazdı; doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, iktidarın adaletsizliklerini ve dönen rantları anlatırdı” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “utangaç bir diktatör” ifadesi nedeniyle yargılandığını belirten Göktaş, “Diktatör ifadesi bir hakaret değil, siyasi bir nitelemedir” savunmasını yaptı.
“Dalgıçlar” şakasını böyle anlattı
Göktaş, “dini değerleri aşağılama” kapsamında değerlendirilen ifadelerinden biri olan “dalgıçlar” şakasının ise iddianamede yanlış yorumlandığını savundu.
Gösterisinde siyah kıyafetli, saçları görünmeyen kişileri tarif ederek seyircinin haşemalı kadınları düşündüğünü, ardından “siktiğimin dalgıçları” diyerek seyirciyi ters köşeye düşürdüğünü anlatan Göktaş, amacının haşema giyen kişilere yönelik önyargıyı eleştirmek olduğunu söyledi.
Göktaş, “Söylemin devamında da ‘Harbiye testi geçemediniz’ diyerek kastımın seyircinin önyargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum” dedi.
185 CİMER başvurusuna dikkat çekti
Göktaş, hakkındaki suçlamalardan birinin dayanakları arasında 185 CİMER başvurusunun gösterildiğini belirterek bu başvuruların önemli bölümünün gösteriyi izleyen kişiler tarafından yapılmadığını savundu.
Bazı sosyal medya hesaplarında gösteriden kesitlerin paylaşılarak takipçilerin CİMER’e şikâyette bulunmaya çağrıldığını ileri süren Göktaş, söz konusu başvuruların organize biçimde oluşturulduğunu iddia etti.
Göktaş, “Halk 500 CİMER şikâyetinden ibaret değildir. Bir kampanya ile hedef gösterilmemin önünün açılmaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Savcı tahliyesini istedi
Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından cezalandırılmasını ve tahliye edilmesini talep etti.
Mahkeme ise kararında Göktaş’ı “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri aşağılama” suçlarından toplam 19 ay hapis cezasına çarptırdı.
3 Temmuz’dan bu yana tutuklu bulunan Göktaş hakkında tahliye kararı verildi.





















