(The Turkish Post) – EKİN TANYEL
TCMB’nin yayınladığı yeni enflasyon raporu ve diğer tüm veri takipçisi kuruluşların yayınladığı gibi manşet enflasyon önemli bir gerileme trendinde. Yıllık oranlarda düşüş eğilimi sürüyor. Ancak enflasyonun kompozisyonuna bakıldığında, düşüşün homojen olmadığı açık biçimde görülüyor. Mal gruplarında görece daha hızlı bir yavaşlama yaşanırken, hizmet kalemlerinde belirgin bir katılık devam ediyor.
Bu ayrışma, dezenflasyon sürecinin kalitesi açısından kritik.
TÜFE alt kalemleri incelendiğinde, hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna kıyasla daha yüksek ve daha kalıcı seyrettiği görülüyor. Bunun arkasında üç temel dinamik bulunuyor:
- Ücret maliyetlerinin yüksek payı
- Geriye dönük (backward-looking) fiyatlama davranışı
- Yerel piyasa yapısı ve düşük fiyat esnekliği
Hizmet fiyatları, emtia ve kur şoklarına mal fiyatları kadar hızlı tepki vermez. Ancak ücret artışlarına daha duyarlıdır ve bir kez yükseldiğinde geri gelmesi zaman alır. Türkiye’de mevcut tabloda direnç gösteren kalemler de büyük ölçüde bu yapıdan besleniyor.
Kira: Dezenflasyonun En Kritik Katmanı
TÜFE sepetinde kira kalemi, hizmet grubunun en yüksek ağırlığa sahip bileşenlerinden biri. Bu nedenle kira enflasyonu genel fiyat dinamikleri üzerinde doğrudan belirleyici.
Kira artışlarındaki katılık birkaç yapısal faktöre dayanıyor:
- Arz kısıtı: Büyük şehirlerde konut arzı talebin gerisinde.
- Sözleşme yapısı: Kira kontratları yıllık yenileniyor; bu da fiyat ayarlamalarının gecikmeli olmasına neden oluyor.
- Beklentiler: Yüksek enflasyon döneminde oluşan fiyatlama davranışı henüz tam olarak çözülmüş değil.
Veri setleri incelendiğinde kira enflasyonunun mal enflasyonuna kıyasla daha yavaş gerilediği görülüyor. Bunun nedeni, kira piyasasının kısa vadeli makro soğumaya sınırlı tepki vermesi. Konut arzı artmadan veya beklentiler belirgin biçimde kırılmadan kira kaleminde hızlı bir dezenflasyon beklemek gerçekçi değil.
Eğitim: Ücret Geçişkenliği Yüksek Bir Alan
Eğitim hizmetleri, maliyet yapısı itibarıyla büyük ölçüde işgücüne dayalı. Öğretmen ücretleri ve personel giderleri toplam maliyet içinde yüksek paya sahip.
Asgari ücret ve kamu maaş artışlarının ardından özel eğitim kurumları fiyatlarını yukarı yönlü güncelliyor. Ayrıca eğitim sektörü genellikle gelecek yılın enflasyon beklentilerine göre fiyatlama yapıyor. Bu ileriye dönük fiyatlama davranışı, dezenflasyon sürecinde bile fiyatların aşağı yönlü esnekliğini sınırlıyor.
TÜFE alt kırılımlarında eğitim kaleminin yıllık artış hızının genel endekse kıyasla daha yüksek ve daha kalıcı olduğu dönemler dikkat çekiyor. Bu durum, hizmet enflasyonunun neden “yapışkan” olarak tanımlandığını gösteriyor.
Sağlık: Talep Esnekliği Düşük, Maliyet Yapısı Katı
Sağlık hizmetleri, fiyat esnekliği en düşük alanlardan biri. Hanehalkı sağlık harcamalarını büyük ölçüde zorunlu tüketim olarak görüyor. Bu da fiyat artışlarının talep üzerinde sınırlı baskı yaratmasına neden oluyor.
Özel sağlık kuruluşlarında:
- Yüksek nitelikli işgücü maliyetleri
- Döviz bazlı tıbbi ekipmanlar vb ithal girdiler
- Sabit yatırım maliyetleri
fiyat ayarlamalarını yukarı yönlü esnek, aşağı yönlü ise katı hale getiriyor.
Kur geçişkenliği sağlık sektöründe dolaylı ama etkili. Kur istikrar kazansa bile önceki maliyet artışlarının fiyatlara yansıması zaman içinde devam edebiliyor. Bu nedenle sağlık enflasyonu genellikle gecikmeli ve sınırlı düşüş gösteriyor.
Restoran ve Otel: Çift Yönlü Baskı
Restoran ve otel grubu hem ücret artışlarından hem de iç talep dinamiklerinden besleniyor.
Bu sektörde:
- İşgücü maliyetleri yüksek ve kapasite kullanımı nispeten düşük
- Enerji ve gıda girdileri önemli
- İç talep canlı olduğu sürece fiyatlama gücü korunuyor
Asgari ücret artışları sonrası hizmet fiyatlarında yukarı yönlü geçişkenlik belirginleşiyor. Öte yandan iç talep tam anlamıyla soğumadığı sürece işletmeler marj daraltmak yerine fiyat ayarlamasını tercih ediyor.
Turizm sezonu gibi dönemsel talep artışları da fiyatların aşağı yönlü esnekliğini azaltıyor. Bu da restoran-otel kalemini dezenflasyon sürecinde dirençli kılıyor.
Hizmet Enflasyonu Neden Daha Dirençli?
Mal enflasyonu büyük ölçüde; kur hareketlerine, küresel emtia fiyatlarına ve ithal girdi maliyetlerine duyarlı. Bu nedenle kur istikrarı ve küresel fiyat düşüşleri mal enflasyonunda daha hızlı yavaşlama yaratabiliyor.
Hizmet enflasyonu ise; ağırlıklı yerel maliyetlere bağlı, ücret ağırlıklı, sözleşmeli ve beklentilere duyarlı. Bu yapı, fiyatların aşağı yönlü esnekliğini sınırlıyor. Türkiye’de mevcut dezenflasyon sürecinde mal gruplarında görülen görece iyileşmeye karşın hizmet grubundaki yüksek seyir, genel düşüş hızını yavaşlatıyor.
Özetle; Dezenflasyon Var, Ancak Kompozisyon Sorunlu
Mevcut tablo şunu gösteriyor:
- Manşet enflasyon geriliyor.
- Ancak düşüşün önemli kısmı baz etkisi ve mal gruplarından kaynaklanıyor.
- Hizmet enflasyonu kalıcı risk unsuru olmaya devam ediyor.
Kalıcı ve dengeli bir dezenflasyon için:
- Beklentilerin net biçimde kırılması
- İç talebin dengelenmesi
- Ücret-fiyat etkileşiminin zayıflaması
- Konut arzının artması
gerekiyor.
Aksi halde manşet enflasyon düşse bile, hanehalkının günlük yaşamda hissettiği fiyat artış baskısı yüksek kalmaya devam eder.























