Cumartesi, Temmuz 25, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Özel Röportaj

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Rportajın ikinci bölümünde Avukat Dr. Levent Mazılıgüney, 15 Temmuz sonrasında yürütülen yargılamalara ilişkin hukuki ve vicdani değerlendirmelerinde, bireysel mağduriyetlerden yargı bağımsızlığına, delil güvenilirliğinden siyasi baskı iddialarına kadar pek çok önemli başlığa dikkat çekti.

25/07/2026 07:07
Okuma süresi: 12 dk. okuma
A A
Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp

(The Turkish Post) – EDA NUR SUNGUR 

Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Dr. Levent Mazılıgüney’in dün The Turkish Post’a verdiği mülakat geniş yankı buldu. Mazılıgüney, röportajının bugün ki bölümünde de özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma ve yargılamaların neticesinde oluşan mağduriyetlere dikkat çekti. Bu süreçte binlerce kişi hakkında gözaltı, tutuklama ve mahkûmiyet kararları verilirken, yargılamaların hukuka uygunluğu, delil niteliği, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı bakımından yıllardır süregelen tartışmalar da Türkiye’de hiç dinmedi. Özellikle dijital deliller, ByLock kayıtları, Morbeyin vakası ve sonradan ortaya çıkan teknik hatalar, birçok davanın yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Avukat Dr. Levent Mazılıgüney, 15 Temmuz sonrasında yürütülen yargılamalara ilişkin hukuki ve vicdani değerlendirmelerinde, bireysel mağduriyetlerden yargı bağımsızlığına, delil güvenilirliğinden siyasi baskı iddialarına kadar pek çok önemli başlığa dikkat çekti. Mazılıgüney, yalnızca geçmişte yaşanan hak ihlallerini değil, hukukun evrensel ilkelerinden uzaklaşılmasının bugün ve gelecekte tüm toplumu etkileyen sonuçlarını da çarpıcı örneklerle ortaya koydu. Özellikle Morbeyin vakasında 10 ay tutuklu kalan ve ardından beraat eden bir annenin, gözaltı aşamasında sütünü lavaboya sağdığı bilgisi, süreci tek kelimeyle özetliyordu aslında.
The Turkish Post okurlarını, Avukat Dr. Levent Mazılıgüney’in röportajının ikinci bölümüyle baş başa bırakıyoruz…
“DENETLENEMEYEN VERİ, DELİL DEĞİLDİR”
1. Özellikle de 15 Temmuz darbe davalarında yargılanan bazı üst düzey askerlerin, kendileri hakkında sahte delil üretildiği ve buna dayanılarak tutuklandıkları yönünde ciddi tepkileri ortaya çıktı. Siz darbe davalarını da yakından takip eden bir avukat olarak, yargılama süreçlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu soruyu yanıtlarken ilk olarak adli bilişim ve ceza hukukunun altın kuralını bir kez daha hatırlatmak gerekir: Denetlenemeyen veri, delil değildir. Tarafların ve bağımsız uzmanların denetimine açılmayan, ham verileri sunulmayan, dijital delil zinciri tahrif edilmiş dosyalarda “sahte delil üretildi”, “kumpas kuruldu” veya “veriler değiştirildi” iddialarının ortaya çıkması son derece doğaldır. Bir dijital iddianın doğruluğu da yanlışlığı da ancak ve ancak şeffaf bir teknik denetimle anlaşılabilir. Doğrulanmasına izin verilmeyen, denetimden kaçırılan hiçbir veri yargılamada tutulamaz; derhal dosyadan çıkarılmalı ve asla hükme esas alınmamalıdır.
“MÜYESSER YILDIZ GİBİ BİRKAÇ GAZETECİ DIŞINDA, BASIN MENSUPLARI DARBE DAVALARINI OBJEKTİF TAKİP ETMEDİ”
Ne yazık ki darbe davaları sürecinde basın ve medya da çok kötü bir sınav vermiştir. Ülke tarihinin en kritik, en hacimli yargılamaları yürütülürken; Müyesser Yıldız gibi birkaç gazeteci dışında basın mensupları süreci objektif takip etmek yerine, seçici haberlerle yetinmiş, mahkeme salonlarında yaşanan teknik ve hukuki sorunlara gözlerini kapatmıştır. Oysa hukuk bir bütündür ve sirayet edicidir. Zamanında bu yargılamalardaki adil yargılanma ihlallerine ses çıkarmayanlar, bugün hukukun silah olarak kullanılması karşısında veryansın etmektedirler. Açıkça ifade ediyorum: Akıncı Davası’nda adil yargılanma yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesi yargılamasında veya bir başka siyasi dosyada da adil yargılanma bekleyemezsiniz. Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırlamıştır.
“DARBEYLE İLGİSİ OLMAYAN BİNLERCE İNSAN MAHKÛM EDİLDİ”
Bu davaların vicdanları en çok kanatan tarafı ise; darbeyle, cebir ve şiddetle uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan binlerce insanın haksızca mahkûm edilmesidir. Askeri hiyerarşi ve disiplin içerisinde emre itaat eden erlerin, henüz mesleğin başında olan kursiyerlerin, gencecik askeri öğrencilerin, “tatbikat var” ya da “terör saldırısı var” denilerek kışlasından çıkarılan, eli tetiğe gitmemiş, hiçbir suça karışmamış insanların ömür boyu hapis cezalarına çarptırılmasının ne hukukla ne de vicdanla izahı mümkündür. Bu süreç, suçlularla masumların birbirine karıştırıldığı, hukuki ilkelerin siyasi ve toplumsal öfkeye kurban edildiği, adil yargılamadan uzak şekilde yürütülmüştür.
Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı
“BİR HÂKİMİN KALBİ MAĞDURİYETE DAYANAMADI!”
2. Takip ettiğiniz dosyalar arasında, kamuoyunun yeterince bilmediğini düşündüğünüz ancak hukuk tarihi açısından önemli gördüğünüz bir dava var mı? Varsa neden?
Rahmetli hakim Lale Yıldız’ın dosyasını ben takip etmedim ancak Morbeyin mağduriyetleri nedeniyle takip etmiş ve iki ayrı yazımda bahsetmiştim. Hâkim Lale Yıldız’ın ölüm haberini Yargıçlar Sendikası’ndan Nuh Hüseyin Köse’nin sosyal medya paylaşımı ile öğrendim. Şu ifadeleri kullanmıştı: “Hani FETÖ üyesi diye açığa alınan, ‘Mor beyin’ mağduru olduğu saptanıp mesleğe geri alınan, Bakırköy Yargıcı Atatürkçü Lale Yıldız vardı ya; artık yok. Kalbi buraya kadar dayanabildi. Işıklarda uyu güzel kardeşim.”
Sonrasında çok sayıda ortak dostumuzun paylaşımı oldu sosyal medyada. Son görev yeri olan Bakırköy Adliyesi önünde tören yapılırken protokol de orada idi. Törende konuşan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı “Çok güzel bir insandı. İyi bir hâkimdi. Hak ve adaleti dağıtma endişesi taşıyan, bu şekilde çalışan bir kardeşimizdi. Genç yaşta kalp rahatsızlığı nedeniyle uzun süre tedavi görmüştü. Çok zor bir hayatı oldu. Kendisi ile Anadolu Adliyesi’nde birlikteydik. Herkesin gerçekten sevdiği saydığı, attığı imzaya güvenilen bir arkadaşımızdı kardeşimizdi. Ailesine büyük sabırlar diliyorum. Mekânı cennet olsun. Allah rahmet eylesin” dedi.
“HÂKİM LALE YILDIZ, BİZE HAKKINI HELAL EDER Mİ?”
Cenazesi memleketi Çorum’da toprağa verildi. Cenaze törenine katılamadım ancak helallik istendiğini düşünüyorum. Herkes elbette bu güzel insana hakkını helal etmiştir. Peki, tersi mümkün müdür? Hâkim Lale Yıldız bizlere hakkını helal eder mi? Bizleri affeder mi? Yaşadığı gözaltı süreci, sonrasında birkaç arkadaşı dışında kimsenin destek olmaması, arayıp sormaması zaten yorgun ve tedavi gören kalbini daha da yıprattı. Törende konuşan Başsavcımız bu süreçte kendisini aramış mıdır, bir ihtiyacı var mıdır diye sormuş mudur bilmem. Atatürkçü kimliği ile bilinmesine rağmen yıllarca beraber çalıştığı mesai arkadaşları bu süreçte ne yaptı onu da bilmem?
“ATATÜRKÇÜ BİR HÂKİM MORBEYİN MAĞDURU OLDU”
2017 Haziran’ında hakkında düzenlenen iddianamede tek isnat ByLock kullanıcısı olmasıydı. 27 Aralık 2017’de Morbeyin mağduru olduğu ortaya çıktı ve bir süre sonra da görevine geri döndü. Mesleğinden uzaklaştırıldığı sürede arayıp sormayan mesai arkadaşları göreve dönüşü sonrasında yüzüne nasıl baktı bilmem. Kalbi yaşadıklarına dayanamayıp aramızdan ayrıldığı güne kadar helallik istediler mi bilmem. Helallik almadılarsa ahirette yüzüne nasıl bakacaklar onu da bilmem. Morbeyin mağduriyeti demek dahi abes geliyor bana. Delilin hukuka uygun elde edilip edilmediği, delil bütünlüğünün nasıl sağlandığı sorgulansa, bunlar sağlandığı takdirde içerikte suç unsuru olup olmadığı ve suça yönelik bir fiil olup olmadığına bakılsaydı kimse mağdur olur muydu? Bunları bize AİHM’in mi söylemesi gerekirdi?
“ADLİ BİLİRKİŞİLİK, ADALETE FAYDA SAĞLAMIYOR”
3. Türkiye’de bilirkişilik sisteminin adli bilişim alanında daha güvenilir ve bağımsız hale gelmesi için hangi yapısal değişikliklerin yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Türkiye’de bilirkişilik sistemi, ne yazık ki adaletin tecellisine katkı sunan yardımcı bir müessese olmaktan çıkmış; hakimlerin yargılama yetkisini devrettiği, sorumluluktan kaçma aracı haline getirdiği yapısal bir kara deliğe dönüşmüştür. Adli bilişim gibi teknik uzmanlık gerektiren bir alanda bu durum, doğrudan adli hatalara ve hayat karartan mağduriyetlere yol açmaktadır.
“YAPISAL REFORMLARA İHTİYAÇ VAR”
Sistemi güvenilir, bağımsız ve bilimsel bir çizgiye çekebilmek için şu yapısal reformların acilen hayata geçirilmesi şarttır: Bilirkişi ve Uzmanın Duruşmada Bizzat Dinlenmesi (Çapraz Sorgu): Bilirkişilik masa başında dosya üzerinden kağıt imzalamak değildir. Hem mahkemece atanan bilirkişiler hem de tarafların dosyaya sunduğu uzman görüşünü hazırlayan adli bilişim uzmanları duruşmada bizzat dinlenmeli, tarafların ve müdafilerin teknik sorularını doğrudan cevaplamalıdır. Yaptıkları incelemenin yöntemi, kullandıkları yazılımların güvenirliği ve ulaştıkları sonuçlar duruşma salonunda sözlü olarak denetlenmelidir. Çapraz sorgudan kaçan veya raporunu savunamayan bilirkişinin beyanı hükme esas alınamamalıdır.
Bilirkişilerin Bağımsızlığının ve Tarafsızlığının Sağlanması: Soruşturmayı yürüten kolluk kuvvetlerinin (emniyet/jandarma), mahkemenin hiyerarşik altındaki zabıt katiplerinin veya teknik personelin, müdahil idarelerle herhangi bir bağı olan herhangi bir kişinin “bilirkişi” olarak görevlendirilmesi uygulaması derhal bitirilmelidir.
“HAM VERİLER ŞEFFAF DENETLENMELİ”
Ham Veri Zorunluluğu ve Şeffaf Denetim: Bilirkişi raporlarının denetlenebilir olması şarttır. Bilirkişi; hangi yazılımı kullandığını, incelemeyi hangi metodolojiyle yaptığını ve en önemlisi incelemeye esas ham verileri (raw data) ve imajları dosyaya sunmak zorundadır. Başka bir uzmanın aynı ham veri üzerinde aynı yöntemle çalışıp doğrulayamadığı bir rapor bilimsel değildir ve yargılamadan dışlanmalıdır.
Liyakat, Sertifikasyon ve Hukuki/Cezai Sorumluluk: Adli bilişim listelerine giren kişilerin liyakati, güncel teknik bilgisi ve yetkinliği ciddi sınavlardan ve denetimlerden geçirilmelidir. Bilimsellikten uzak, gerçeğe aykırı, ihmal veya kasıt içeren rapor düzenleyen bilirkişiler hakkında hukuki ve cezai sorumluluk süreçleri tavizsiz işletilmeli, bu kişiler sistemden kalıcı olarak çıkarılmalıdır.
Hakimlerin Yetki Devrine Son Verilmesi: Hakimler “bilirkişi böyle dedi” diyerek vicdani kanaat oluşturma ve delil değerlendirme görevini bilirkişiye havale edemez. Bilirkişi raporu hakimi bağlamaz; hakim teknik veriyi hukuki akıl süzgecinden geçirmekle yükümlüdür.
“ON BİNLERCE DİJİTAL DELİL MAĞDURUYLA KARŞILAŞTIM”
4. Dijital delillerin yanlış yorumlanması nedeniyle mağdur olan kişilerle karşılaştınız mı? Böyle durumlarda savunmanın en etkili stratejisi ne olmalıdır?
“Karşılaştınız mı?” sorusu ne yazık ki yaşadığımız acı gerçekliğin yanında çok hafif kalır. Ben sadece karşılaşmadım; mesleki hayatımın ve hukuk mücadelemin merkezinde bizzat bu mağduriyetlerin çözümü yer aldı. Hukuka uygun elde edilmemiş, hiçbir şekilde denetlenmemiş dijital verilerle binlerce masum insanın hayatının karartılmasından, teknik geçerliliği olmayan HTS kayıtlarıyla tutuklanan kişilere, kamuoyundaki algı yüzünden lekelenen insanlara kadar on binlerce dijital delil mağduruyla karşılaştım ve yüzlercesinin davalarını takip ettim.
“YENİ DOĞUM YAPAN ANNE SÜTÜNÜ LAVOBAYA SAĞMAK ZORUNDA KALDI”
Daha sonra Morbeyin listesinde olup beraat eden yaklaşık 10 ay tutuklu kalmış bir kadın gözaltına alındığında henüz yeni anneydi ve sütünü lavaboya sağmak zorunda kalmıştı. Evladına ulaştıramadığı sütünün ve sütüne karışan gözyaşlarının vebalini kimse ödeyemez. Dijital delillerin yanlış, eksik veya kasıtlı yorumlandığı dosyalarda savunmanın stratejisi şu sacayakları üzerine kurulmalıdır:
Özete ve Rapor Sözüne Değil, Ham Veriye (Raw Data) Odaklanmak: Savunma makamı asla kolluğun hazırladığı özet raporları veya bilirkişinin yüzeysel sonuç metinlerini veri kabul edip bunların üzerinde tartışmamalıdır. İlk hamle; CMK 134. madde uyarınca imaj dosyalarının ve ham verilerin talep edilmesi olmalıdır.
“DENETLENEMEYEN VERİ DELİL DEĞİLDİR”
“Denetlenemeyen Veri Delil Değildir” İlkesini Tavizsiz Savunmak: Eğer iddia makamı veya mahkeme ham veriyi, hash değerlerini ve imaj kopyasını savunmaya vermiyorsa; o verinin hukuken yok sayılması gerektiği, tahrifata açık olduğu ve denetlenemeyen hiçbir şeyin delil sayılamayacağı mahkemenin yüzüne ısrarla vurulmalıdır.
Bilimsel Uzman Görüşü (CMK 67/6) ve Çapraz Sorguyu İşletmek: Mahkemenin atadığı bilirkişinin ezberlerini bozacak en etkili silah, bağımsız adli bilişim uzmanlarından alınacak teknik uzman görüşüdür. Savunma, bu uzman görüşüyle mahkemenin resmi raporundaki çelişkileri somutlaştırmalı ve hem mahkeme bilirkişisini hem de kendi uzmanını duruşma salonuna çıkartarak teknik çapraz sorgu yaptırmalıdır.
Teknik Veriyi Maddi Suç Unsuruyla İrtibatlandırmak: Bir dijital iz (varsa bile) tek başına suç oluşturmaz. Savunma, teknik verinin varlığı ile kast, fiil ve kişisel ceza sorumluluğu arasındaki bağın kurulup kurulmadığını sorgulatmalıdır.
Özetle; savunmanın en güçlü stratejisi “savunmada kalmak” değil; bilimin, tekniğin ve evrensel hukukun kurallarıyla hücuma geçmektir. Dijital delillere körü körüne biat eden yargı pratiğine karşı, bilimselliği ve denetlenebilirliği ısrarla talep etmektir.
“EN SARSICI DEĞİŞİMİ YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİSİ YAPACAK”
5. Hem avukat hem de adli bilişim uzmanı olarak, önümüzdeki beş yılda Türk ceza yargılamasında en büyük değişimi hangi teknolojinin yaratacağını öngörüyorsunuz? Bu değişim adalet sistemine nasıl yansıyacak?
Önümüzdeki beş yılda Türk ceza yargılamasında ve küresel adalet sisteminde en radikal, en sarsıcı değişimi hiç şüphesiz Yapay Zekâ teknolojileri yapacaktır. Ancak, ben yapay zekânın yaratacağı asıl büyük değişimi sadece “otomatik karar verme” veya “dijital delil analizi” boyutunda görmüyorum. Yapay zekânın ceza adaletindeki en devrimci etkisi, yargı kararlarının ve soruşturma süreçlerinin denetlenebilirliğini kitlelere yayması ve tutarsızlıkları çok hızlı ifşa edebilmesi olacaktır.
Bugün binlerce sayfadan oluşan dava dosyalarındaki mantık hatalarını, çelişkili tanık beyanlarını, bilim dışı bilirkişi raporlarını ve bir mahkemenin aynı konuda dün verdiği kararla bugün verdiği karar arasındaki uçurumları insan gözüyle anlık olarak tespit etmek son derece zordur. Yapay zekâ araçları; iddianameleri, emsal kararları, bilirkişi raporlarını ve delil dizinlerini saniyeler içinde analiz ederek yargıdaki keyfiliği, içtihat farklılıklarını ve hukuka aykırılıkları görünür şekilde ortaya koyacaktır.
“YARGIDAKİ KEYFİLİKLER SON BULMALI”
Bu teknolojinin adalet sistemine yansıması tamamen bizim onu nasıl konumlandıracağımıza bağlıdır. Eğer yapay zekâyı hukuka uygunluk denetimi, adil yargılanma standartlarının kontrolü ve içtihat birliğinin sağlanması için bir “şeffaflık ve denetim aracı” olarak kullanabilirsek; yargıda keyfilik son bulur, standartlar yükselir ve toplum olarak hepimiz bu işten kazançlı çıkarız.
Aksi durumda; yani yapay zekâ mevcut denetimsiz, ezbere ve fütursuz yargılama pratiğinin bir aygıtı haline getirilirse veya yargı organları bu teknolojik denetime karşı direnip gözlerini kapatırsa, adalet sistemindeki çöküş derinleşir ve hep birlikte kaybederiz. Yapay zekâ, yargının üzerindeki şeffaflık perdesini kaldıracak en güçlü araç olacaktır. Kararların kolayca denetlenebildigi, tutarsızlıkların hemen yüzeyleştiği bir çağda adalet dağıtanların kural dışı hareket etme lüksü azalacaktır diye umuyorum.
“TÜRK YARGISININ AİHM KARARLARINI “HİÇ DİKKATE ALMADIĞINI” SÖYLEMEK DOĞRU DEĞİL”
6. Bir hukukçu olarak, geçtiğimiz aylarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire önünde, Tergek v. Türkiye ve Yasak v. Türkiye gibi duruşmalarda dikkat çeken savunmalar gerçekleştirdiniz. Siz de süreçten etkilenen biri olarak, AİHM’nin Türkiye aleyhine verdiği kararları ve buna karşın Türk yargısının bunu dikkate almamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle sorudaki bir tespiti düzeltmek ve daha hassas bir zemine oturtmak isterim: Türk yargısının AİHM kararlarını “hiç dikkate almadığını” söylemek doğru bir teşhis olmaz. Yaşanan tablo, kararları reddetmekten ziyade kısmen direnmek, ayak sürümek ve süreci olabildiğince zamana yaymaktır. Ne yazık ki kararların bu şekilde zamana yayılması, ihlallerin ve mağduriyetlerin her geçen gün katlanarak devam etmesine yol açmaktadır.
“YARGI MENSUPLARI ÜZERİNDE SİYASİ VE İDARİ BASKILAR VAR”
Bir hukukçu olarak gözlemim şudur ki; yargının AİHM’in emsal ihlal kararlarını derhal ve amasız uygulamak yerine sürece yaymasının temel nedeni, yargı organları ve mensupları üzerindeki hissedilir siyasi ve idari baskılardır. Yargı, evrensel hukuk normlarını uygulamak istediğinde dahi bu baskı iklimi nedeniyle özgürce karar verememektedir.
Oysa AİHM kararlarının uygulanması ve evrensel adalet standartlarına dönülmesi meselesi; sadece uluslararası sözleşmelere attığımız imzaların bir gereği olan Ahde Vefa (Pacta Sunt Servanda) ilkesinden ya da Anayasamızın 90/5. maddesinin yargıya yüklediği bağlayıcı emirden ibaret değildir.
Mesele her şeyden önce insanidir ve toplumsaldır. Bu kararların uygulanması; haksızlığa uğramış vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin bir an evvel giderilmesi, toplumdaki adalet duygusunun yeniden inşası ve toplumsal huzurun tesisi için zorunludur. Adaletin geciktiği her gün, toplumsal barışımızdan çalmaktadır.
Son söz olarak şunun altını çizmek isterim: Ülke ve toplum olarak muazzam bir potansiyele sahibiz. Artık hukuki kural dışılıkların ve yargısal hataların neden olduğu mağduriyetleri gidermekle, yaraları sarmaya çalışmakla enerjimizi ve birikimimizi boşa harcamamalıyız. Bütün enerjimizi; hukukun üstünlüğünün sağlandığı, insan haklarının güvenceye alındığı, el birliğiyle çok daha müreffeh, adil ve huzurlu bir Türkiye ve dünyayı inşa etmek için harcamalıyız.
Etiketler: avukatbugünçökendışılığındüngözhazırladıHerhukuksuzlukkuralleventMazılıgüneyRöportajtoplumunTümÜst Manşetüzerineyumulanzeminini
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
The Turkish Post

The Turkish Post

Önerilen Haberler

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum
Özel Röportaj

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Suna Yaman yazdı I Hindistan’da sınav krizi gençlik isyanına dönüştü
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Hindistan’da sınav krizi gençlik isyanına dönüştü

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı
Köşe Yazarı

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı

Kemal Albayrak yazdı I Sorumlulara Çağrımdır
Köşe Yazarı

Kemal Albayrak yazdı I Asıl gündem kapatılıyor

Popüler Haberler

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Turkishpost yine gündemi belirledi: Vali Sonel’in eşi hakkında gözaltı kararı

Gülistan Doku soruşturmasında eski valinin eşi de tutuklandı

Ahbap depremde 245 milyon dolar bağış toplamış

Ahbap depremde 245 milyon dolar bağış toplamış

Meteoroloji çok sayıda il için kuvvetli yağış uyarısı yaptı

Meteoroloji çok sayıda il için kuvvetli yağış uyarısı yaptı

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Suna Yaman yazdı I Hindistan’da sınav krizi gençlik isyanına dönüştü

Suna Yaman yazdı I Hindistan’da sınav krizi gençlik isyanına dönüştü

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Çektirdiği fotoğraflarla doktor eşini bile “hakimim” diye kandırmış

Çektirdiği fotoğraflarla doktor eşini bile “hakimim” diye kandırmış

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Gülistan Doku soruşturmasında eski valinin eşi de tutuklandı
  • Ahbap depremde 245 milyon dolar bağış toplamış
  • Meteoroloji çok sayıda il için kuvvetli yağış uyarısı yaptı
  • Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Dün göz yumulan her hukuksuzluk, bugün tüm toplumun üzerine çöken kural dışılığın zeminini hazırladı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.