Cuma, Temmuz 24, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Özel Röportaj

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Avukat Dr. Levent Mazılıgüney, Diyarbakır’da katledilen 6 yaşındaki Narin Güran cinayetiyle ilgili de çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Mazılıgüney, hem dosya üzerinde hem de sahada yaptığı incelemeler neticesinde, Güran ailesinin masum olduğuna inandığının altını çizdi.

24/07/2026 07:07
Okuma süresi: 12 dk. okuma
A A
Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
(The Turkish Post) – EDA NUR SUNGUR 
Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Dr. Levent Mazılıgüney, son dönemde ceza yargılamalarındaki hukuki çıkışları ile ön plana çıkan birkaç isimden yalnızca biri. Mazılıgüney’in hukuki anlayışına göre; hukuk, yalnızca kanun maddelerinin uygulanmasından ibaret değil. Aynı zamanda adalet arayışının, hak ve özgürlüklerin korunmasının da en önemli güvencelerinden biri. Avukat Dr. Levent Mazılıgüney, uzun yıllara dayanan mesleki birikimi ve hukuk alanındaki akademik çalışmaları kapsamında Turkishpost’a önemli bir mülakat verdi. Mazılıgüney, Türkiye’de hukukun güncel meselelerini, yargı sistemini, savunma mesleğinin karşı karşıya olduğu sorunları ve çözüm önerilerini kapsamlı bir şekilde ortaya koydu. Hukukçu Levent Mazılıgüney, özellikle Türkiye gündemine oturan ve hala net bir şekilde çözülemeyen Diyarbakır’da katledilen 6 yaşındaki Narin Güran cinayetiyle ilgili de çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Mazılıgüney, hem dosya üzerinde hem de sahada yaptığı incelemeler neticesinde, Güran ailesinin masum olduğuna inandığının altını çizdi. Ayrıca basının da bu dönemde iyi bir sınav vermediğine dikkat çeken hukukçu, Güran ailesinin masumiyetinin katledildiğini iddia etti.
The Turkish Post okurlarını, Avukat Dr. Levent Mazılıgüney’in röportajının ilk bölümüyle baş başa bırakıyoruz…
“GÜRAN DOSYASINDA CİDDİ SAVRULMALAR YAŞANDI”
1. Narin Güran cinayetinde dijital delillerin (HTS kayıtları, cep telefonu verileri, kamera görüntüleri, konum bilgileri vb.) soruşturmanın seyrini belirlemedeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu deliller yeterince doğru analiz edildi mi?
Cinayet ve ağır ceza soruşturmalarında dijital deliller; zaman çizelgesinin (timeline) kurulması, şüpheli ile tanık beyanlarının doğrulanması veya çürütülmesi açısından şüphesiz hayati bir role sahip. Narin Güran dosyası gibi kamuoyunun hassasiyetle takip ettiği vakalarda da HTS kayıtları, imaj analizleri, kamera görüntüleri ve konum verileri soruşturmanın omurgasını oluşturdu. Ancak hem bir adli bilişim uzmanı hem de bir hukukçu gözüyle değerlendirdiğimde, bu dosyada ciddi bir teknik ve metodolojik savrulma yaşandığını açıkça ifade etmem gerekir.
“DARALTILMIŞ BAZ DİYE BİR ŞEY YOK”
Her şeyden önce açıkça vurgulamak gerekir ki: Literatürde ve adli bilişim biliminde “daraltılmış baz” diye bir kavram yoktur. Olmayan bir teknik yöntemi varmış ve değişmez, mutlak bir gerçeklikmiş gibi kamuoyuna ve dosyaya sunmak bilimsel bir aldatmacadır. Baz istasyonu konum verilerinden; coğrafi koşullara, ağ yoğunluğuna, verici açılarına, hava durumuna ve daha birçok faktöre göre değişkenlik gösteren kapsama alanlarını anlayabiliriz. Masa başında yapılan çizimlerle metreyle ölçülmüşçesine nokta tespiti yapılamaz. Bunun bilimsel değer kazanabilmesi için sahada keşif, sinyal ölçümü ve teknik doğrulama yapılması şarttır. Bu dosyada ne yazık ki sahada gerekli teknik keşif ve doğrulama yapılmamıştır.
“DENETLENEMEYEN VERİ, DELİL DEĞİLDİR”
Burada temel hukuki ilke şudur: Denetlenemeyen veri, delil değildir. Bilimsel metodolojiye dayanmayan, bağımsız uzmanlarca denetlenip doğrulanma imkânı sunmayan yüzeysel haritalamalar yargılamaya esas alınamaz. İşin daha vahim tarafı, “daraltılmış baz” gibi bilim dışı bir kabule aşırı odaklanılırken; daha doğru veriyi sunacak olan telefon imaj incelemeleri, cihazların kendi yerel log izleri ve kamera görüntülerinin iyileştirilmesine yönelik teknik çalışmalar adeta görmezden gelinmiş ya da ikinci plana atılmıştır.
Özetle; bu dosyada dijital veriler yeterince ve doğru analiz edilmediği gibi, teknik sınırlar aşılmış ve kamuoyu baskısı altında bilimsel yöntemler göz ardı edilerek varsayımlar “kesin delil”miş gibi sunulmuştur. Neticede adil yargılamadan uzaklaşıldı. Bu şekilde adalete erişmek imkansızdı.
“NARİN GÜRAN DOSYASINI SAHADA İNCELEDİM”
2. 12 Temmuz’da Güran ailesinin Ankara’da yaptığı eyleme destek verenler arasındaydınız. Güran ailesi üyelerinin haksız tutuklandığını mı düşünüyorsunuz, yoksa yargılamada ciddi sorunlar mı baş gösterdi?
Öncelikle hukuki durumumu açıkça ifade etmeliyim: Ben Güran ailesi fertlerinin ya da davanın herhangi bir tarafının avukatı değilim. Bu dosyaya ve 12 Temmuz’daki hak arayışına yaklaşımım; kurumsal bir taraf vekilliğinden değil, bir hukukçu ve adli bilişim uzmanı olarak gerçeğin ortaya çıkarılması, bilimsel doğruların savunulması ve adalet arayışından kaynaklanmaktadır.
“TUTUKLU AİLE BİREYLERİNİN MASUM OLDUĞUNA İNANIYORUM”
Ben bu dosyayı yalnızca kâğıt üzerinde incelemedim; bizzat olayın gerçekleştiği köye giderek sahada teknik gözlem, keşif ve incelemelerde bulundum. Dosyadaki dijital delil analizleri, bilimsellikten uzak “daraltılmış baz” zorlamaları ve köyde gerçekleştirdiğim bu somut saha incelemeleri neticesinde; tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna dair çok güçlü bir teknik ve vicdani kanaate ulaştım.
Ancak burada altını koyu çizgilerle çizmek istediğim temel bir ilke var: Adalet, ne benim ne de kamuoyundaki herhangi bir kişinin veya grubun kişisel kanaatlerine, algılarına göre dağıtılamaz. Mesele kimin neye inandığı değil, yargılamanın hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğidir.
“ADİL YARGILANMA HAKKI AĞIR ŞEKİLDE ZEDELENDİ”
Bu dosyada başından itibaren adil yargılanma hakkı ağır şekilde zedelenmiştir. Beklentimiz ve talebimiz; şahsi kanaatler üzerinden hüküm kurulması değil, adil yargılama koşullarının eksiksiz sağlandığı, bilime, hukuka ve hakkaniyete uygun bir süreçle yargılamanın mutlaka yenilenmesidir.
Bu doğrultuda, dosya kapsamında Anayasa Mahkemesi önünde bulunan bireysel başvurunun daha fazla zaman kaybedilmeden, süratle ve ihlal kararıyla neticelenmesi gerekir. Hukuk devletinin gereği, kamuoyu baskısına göre değil, maddi hakikate ve evrensel adalet ilkelerine göre karar vermektir.
“GÜRAN DAVASINDA MASUMİYET KARİNESİ AYAKLAR ALTINA ALINDI”
3. Bu dosyada kamuoyuna yansıyan bilgiler ışığında, adli bilişim açısından eksik bırakıldığını düşündüğünüz incelemeler veya araştırmalar var mı? Daraltılmış baz adı altında HTS kayıtlarına dayanılarak, Güran ailesi üyelerinin tutuklanmış olması, onların suçlu olduğu anlamına gelir mi?
Tek kelimeyle ifade etmek gerekirse: Hayır, bir kişinin sadece HTS kayıtlarına veya “daraltılmış baz” adı verilen teknik dayanaktan yoksun soyut iddialara dayanılarak tutuklanmış olması asla onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Tutuklama bir koruma tedbiridir; mahkûmiyet kararı değildir ve olamaz.
Evrensel hukukun ve Türk Ceza Hukuku’nun en temel sütunlarından biri Masumiyet Karinesi’dir. Bir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadıkça o kişi masumdur. Ancak ne yazık ki bu dosyada, masumiyet karinesi her gün ve her saat ağır bir şekilde ayaklar altına alınmıştır. Halihazırda aile üyeleriyle ilgili kesin hüküm oluştu, Yargıtay cezaları onadı. Ancak yargı tarihimiz adil yargılama hakkı ihlalleriyle doludur ve bu dosya da tarihe geçen ihlallerle anılacaktır.
“BASIN, REYTİNG KAYGILARIYLA MASUMİYETLERİ KATLETTİ”
Burada basının ve medyanın sorumluluğuna ayrı bir paragraf açmak zorundayız. Basın, kamuoyunu bilgilendirme görevini bir kenara bırakıp magazine, reyting kaygılarına ve “mahalle tutarak” taraf olma kolaycılığına yenik düşmüştür. Dosyadaki gizlilik kararlarına rağmen sızdırılan, cımbızlanan veya çarpıtılan bilgilerle adeta bir ekran mahkemesi kurulmuş; basın eliyle ağır bir toplumsal linç yürütülmüştür. Medya, reyting uğruna kişilerin lekelenmeme hakkını ve masumiyet karinesini acımasızca katletmiştir.
Bu sürecin en acı tarafı ise bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı organlarının da bu muazzam kamuoyu baskısına ve sosyal medya linçine yenik düşmesidir. Mahkemeler, toplumda köpürtülen öfkeyi ve beklentiyi göğüslemek yerine; delillerin eksikliğini görmezden gelerek tutuklama tedbirini adeta bir cezalandırma aracına dönüştürmüşler, sonra da kanun yolunda tükürdüklerini yalamaktan imtina etmişlerdir.
Adli bilişim açısından eksik bırakılan hususlara gelince; daha önce de vurguladığım gibi, varsayımsal HTS haritalamalarının ötesine geçilip:
• Cihazların fiziksel/mantıksal imajlarından (forensic image) elde edilecek veriler,
• Sinyal gücü ve kapsama alanı tespiti için olay yerinde yapılması gereken teknik saha keşifleri,
• Kamera görüntülerinin kurgu ve müdahale şüphesinden arındırılmasına yönelik ileri seviye dijital görüntü analizleri yeterli ve titiz bir bilimsel derinlikle yapılmamıştır.
Bilimsel ve denetlenebilir adli bilişim incelemeleri tamamlanmadan, sırf kamuoyu baskısını dindirmek adına HTS kayıtları üzerinden kurulan hükümler ve sürdürülen tutuklamalar hukuki değil, siyasi ve sosyolojik reflekslerin sonucudur.
DELİLLERİ DEĞERLENDİRME YETKİSİNİ, YARGIÇLAR DEĞİL BİLİRKİŞİLER YAPIYOR!” 
4. Türkiye’de adli bilişim raporlarının mahkemeler tarafından değerlendirilme biçimini nasıl buluyorsunuz? Bilimsel raporlar hak ettiği ağırlığı görüyor mu?
Türkiye’de adli bilişim raporlarının mahkemelerce değerlendirilme biçimi ne yazık ki son derece sorunlu, ezbere dayalı ve bilimsellikten uzaktır. Bilimsel raporlar hak ettiği teknik ve hukuki ağırlığı görmediği gibi, yargılama makamları dijital delilin özüne inmek yerine süreci şeklî bir bürokratik prosedürden ibaret saymaktadır.
Bu alanda karşılaştığımız en vahim yapısal sorun; hakimlerin yargılama yetkisini ve delil değerlendirme sorumluluğunu adeta bilirkişilere devretmiş (havale etmiş) olmasıdır. Sayın Prof. Dr. Muhammet Özekes hocamızın son derece isabetli tespitiyle, ülkemizdeki bilirkişilik müessesesi çoğu zaman “bilmeyenin, bildiğini sanarak veya biliyor görünerek, bilmeyene anlattığı” trajikomik bir yapıya bürünmüştür. Adli bilişim gibi teknik uzmanlık ve sürekli güncellenen bilgi birikimi gerektiren bir alanda, yetkinliği tartışmalı kişilerce hazırlanan yüzeysel raporlar mahkemelerce “tartışılmaz gerçeklik” gibi kabul edilmektedir.
“DELİLİN ÖNCE HUKUKA UYGUN EDİLMİŞ OLMASI GEREKİR, SONRA…”
Yargılamanın sıhhati açısından burada iki hayati ilkenin altını çizmek zorundayız: Dijital Delil Bütünlüğü ve Ham Verilerin Şeffaflığı: Bir dijital verinin delil niteliği kazanabilmesi için önce hukuka uygun elde edilmiş olması, sonra bütünlüğü sağlanmış ham verilerin (raw data) ve imaj dosyalarının yargılamanın tüm taraflarına eksiksiz ve müdahaleye kapalı şekilde sunulması şarttır. Savunma makamının, sanığın ve müdafiinin bağımsız şekilde inceleyemediği, denetleyemediği, teknik olarak simüle edip doğruluğunu test edemediği hiçbir veri hukuken delil kabul edilemez. Ham verisi gizlenen veya denetime kapatılan raporlar sakattır.
“RESMİ BİLİRKİŞİ RAPORLARI, DOĞRU KABUL EDİLİYOR”
Silahların Eşitliği ve Doğrudan Soru Sorma (Çapraz Sorgu): Ceza yargılamasında “silahların eşitliği” ilkesi gereğince, mahkemenin atadığı bilirkişinin raporu ile savunmanın dosyaya sunduğu bilimsel uzman görüşü hukuken ve fiilen eşdeğerdedir. Ancak uygulamada mahkemeler, bilimsel olarak çürütülemeyen uzman görüşlerini adeta yok saymakta; resmi bilirkişi raporlarına haksız bir üstünlük tanımaktadır.
Olması gereken ise bellidir: Bilimsel hakikat masa başında yazılan ve dosyaya konulan kâğıt parçalarıyla kurulamaz. Hem mahkeme bilirkişileri hem de tarafların uzman görüşünü hazırlayan uzmanları mutlaka duruşma salonunda bizzat dinlenmeli, tarafların ve müdafilerin teknik sorularını doğrudan cevaplamalı, gerekmesi halinde yerinde keşif yapılmalı veya işlemler tekrarlanmalıdır.
Çapraz sorgunun işletilmediği, ham verilerin ve raporların denetime açılmadığı ve uzman görüşlerinin yok sayıldığı bir sistemde adli bilişim raporları adalete değil, yalnızca adli hatalara hizmet eder. Neticede “dijital delil” uygulaması “dijital delilik” halini alır. Bugün yaşadığımız da tam olarak “dijital delilik” halidir.
“CMK 134 ve 135. MADDELER AYAKLAR ALTINA ALINDI”
5. Son yıllarda özellikle de “FETÖ/PDY” soruşturmalarında, dijital deliller belirleyici hale geldi. Sizce kolluk kuvvetleri ile bilirkişilerin dijital delil toplama ve muhafaza süreçlerinde en sık yaptığı hatalar nelerdir?
“FETÖ/PDY” soruşturma ve kovuşturmaları, Türk yargı tarihinin dijital delille imtihanı açısından en büyük ve en ağır yıkımın yaşandığı süreç olmuştur. Bu süreçte adli bilişim ilkeleri, CMK 134. ve 135. madde hükümleri ve uluslararası dijital delil standartları sistemik bir biçimde ayaklar altına alınmıştır.
Kolluk ve bilirkişi uygulamalarında yapılan temel hataları ve vahim ihlalleri birkaç ana başlıkta toplamak mümkündür:
• Delillerin Hukuka Uygun Elde Edilmemesi ve Bütünlüğünün Korunamaması: Dijital delil elde edilirken arama, el koyma, imaj alma ve delil zinciri (chain of custody) kurallarının hiçbiri düzgün işletilmemiştir. Arama anında imajı alınmayan, mühürlenmeyen, olay yerinde şüpheliye bir kopyası verilmeyen cihazlar üzerinden adli işlem yapılmış; delil bütünlüğü en baştan bozulmuştur.
“HAM VERİLER DAVA DOSYASINA SUNULMADI”
• Ham Verilerin Denetime Kapatılması (Denetlenemeyen Delil): Bu davaların en karanlık tarafı, ham verilerin (raw data) ve ham imaj dosyalarının yargılamanın hiçbir aşamasında dava dosyalarına sunulmamış olmasıdır. Şüpheliye ve savunma makamına sunulmayan, bağımsız uzmanlarca tahrif edilip edilmediği, sonradan müdahale yapılıp yapılmadığı doğrulanamayan bir verinin delil kabul edilmesi imkânsızdır. Ancak yargı, denetlenemeyen ve kaynağı belirsiz verileri “kesin delil” saymıştır.
• Bilirkişi Bağımsızlığının Katledilmesi (Kolluk ve Zabıt Katibi Bilirkişiliği): Bilirkişilik müessesesindeki en büyük skandallardan biri de uzman seçiminde yaşanmıştır. Bilirkişiler ağırlıklı olarak soruşturmayı bizzat yürüten kolluk görevlilerinden veya adliyelerde görevli zabıt katipleri veya teknisyenlerden seçilmiştir. Soruşturmanın doğrudan tarafı olan kolluk mensubunun veya mahkemenin hiyerarşik altındaki bir personelin “bağımsız ve tarafsız bilirkişi” olarak kabul edilmesi hem hukukun hem de mantığın temel kurallarına aykırıdır. Taraf olanın bilirkişi yapıldığı bir sistemde objektif rapordan bahsedilemez.
“ON BİNLERCE İNSAN MAĞDURİYET YAŞADI”
Bütün bu teknik ve hukuki cehalet veya kasıtlı uygulamalar neticesinde; Adil Yargılanma Hakkı ile Kanunsuz Ceza Olmaz İlkesi ağır şekilde ihlal edilmiş, on binlerce insan telafisi imkânsız mağduriyetler yaşamıştır. Yaşanan bu sistemik hukuk katliamı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (başta Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye ve Şaban Yasak v. Türkiye kararları olmak üzere) binlerce ihlal kararıyla tüm dünyaya duyurulmuş ve yargı tarihine silinmez bir utanç lekesi olarak kazınmıştır.
“TÜRK YARGI SİSTEMİ, YAPAY CEZA TEHDİDİNE HAZIR DEĞİL”
6. Yapay zekâ ile üretilen ses, görüntü ve “deepfake” teknolojilerinin yaygınlaşması, ceza yargılamasında dijital delillere olan güveni nasıl etkileyecek? Hukuk sistemi buna hazır mı?
Açık ve net bir ifadeyle söylemek gerekir ki: Türk hukuk sistemi de dünya yargı sistemlerinin büyük bir kısmı da yapay zekâ ve deepfake tehdidine kesinlikle hazır değil. Klasik ceza yargılamasında “görmek veya duymak” güçlü ikna araçlarındandı. Ancak üretken yapay zekâ ve deepfake teknolojilerinin geldiği seviye, dijital ortama aktarılmış ses, görüntü ve video verilerinin “kendiliğinden güvenilir” olduğu varsayımını tamamen ortadan kaldırdı. Artık herhangi bir insanın sesini birkaç saniyelik bir örneklemle klonlamak, yüzünü bir videoya milimetrik olarak yerleştirmek veya hiç var olmamış bir olay yerini yapay zekâya çizdirmek çocuk oyuncağı haline geldi.
“YARGI SİSTEMİNİN SAHTE DELİLLER KARŞISINDA BOCALAYACAĞI AÇIK”
Henüz geleneksel HTS kayıtlarını, basit telefon imajlarını bile doğru yönetemeyen, delil bütünlüğünü koruyamayan ve “dijital delilik” aşamasına geçen yargı sistemimizin; deepfake ile üretilmiş sahte deliller karşısında bocalayacağı açıktır. Eğer mevcut ezberler ve “ekrandaki her şeye inanma” kolaycılığı devam ederse, önümüzdeki yıllarda çok büyük kumpaslar ve telafisi imkânsız adli hatalar yaşanması kaçınılmaz görünüyor.
“HAK TEMELLİ YAKLAŞIM MERKEZDE OLMALI”
Bu tehdit karşısında yargının çökmemesi ve temel hakların korunabilmesi için acilen şu adımların atılması gerekmektedir:
• Delil Bütünlüğü ve Kriptografik Denetim: Dijital materyallerin sadece “içeriğine” değil, ham verisine (raw data), üst verisine (metadata), üretim zincirine ve teknik izlerine bakılması zorunlu kılınmalıdır. Kriptografik zaman damgaları, kaynak doğrulama protokolleri (C2PA vb.) ve blokzincir tabanlı delil kayıt sistemleri gibi teknik denetim mekanizmaları mevzuata girmelidir.
• Temel Hakların Güvence Altına Alınması: Yapay zekâ ile üretilmiş olma şüphesi taşıyan her türlü delil karşısında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi amasız, fakatsız uygulanmalıdır. Bir dosyadaki dijital materyalin sahteliği yönündeki iddialar, “süreç uzamasın” mantığıyla geçiştirilemez. Hak temelli yaklaşım merkezde olmalı, hiçbir koşulda vazgeçilmemelidir.
• Hukukçu ve Teknik Uzmanların Disiplinlerarası İş Birliği: Bu kriz sadece hukukçuların ya da sadece adli bilişimcilerin tek başına çözeceği bir mesele değildir. Mühendislik ve adli bilişim uzmanları ile ceza hukukçuları omuz omuza çalışmalı, yargı mensupları (hakim, savcı, avukat) yapay zekâ adli tıp yöntemleri konusunda sürekli bir eğitime tabi tutulmalıdır. Sonuç olarak; dijital delillere dair denetim ve doğrulama süreçlerinde köklü bir zihniyet devrimi yapmazsak, yapay zekâ çağında adalet dağıtmak her geçen gün zorlaşacaktır.
Etiketler: AİLEavukatbireylerinincinayetindegüraninanıyorumleventmasumMazılıgüneyNARİNolduğunaRöportajtutukluÜst Manşet
Paylaş1Tweet1PaylaşGönderTara
The Turkish Post

The Turkish Post

Önerilen Haberler

Kemal Albayrak yazdı I Sorumlulara Çağrımdır
Köşe Yazarı

Kemal Albayrak yazdı I Asıl gündem kapatılıyor

Ayşem Narlı yazdı I Teknoloji çağında öğrenci olmak!
Köşe Yazarı

Ayşem Narlı yazdı I Teknoloji çağında öğrenci olmak!

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti
Özel Röportaj

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Suna Yaman yazdı I Azerbaycan Batı için daha değerli hale geliyor
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Azerbaycan Batı için daha değerli hale geliyor

Popüler Haberler

Didem Arslan Show TV’den kovuldu 

Didem Arslan Show TV’den kovuldu 

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Suna Yaman yazdı I Trump, küresel ekonomiyi sarsıyor: Kazanan yok, kaybeden çok

ABD’den Türkiye dahil 60 ülkeye yeni tarife

Barodan Gülistan Doku şüphelilerine avukat yok

Gülistan Doku soruşturmasında köy korucusu tutuklandı

Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’in ölüm nedenini Adli Tıp belirleyecek

Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’in ölüm nedenini Adli Tıp belirleyecek

Çektirdiği fotoğraflarla doktor eşini bile “hakimim” diye kandırmış

Çektirdiği fotoğraflarla doktor eşini bile “hakimim” diye kandırmış

Kemal Albayrak yazdı I Sorumlulara Çağrımdır

Kemal Albayrak yazdı I Asıl gündem kapatılıyor

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Taşacak Bu Deniz’den hayranlarını üzen haber

Taşacak Bu Deniz’den hayranlarını üzen haber

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • ABD’den Türkiye dahil 60 ülkeye yeni tarife
  • Gülistan Doku soruşturmasında köy korucusu tutuklandı
  • Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’in ölüm nedenini Adli Tıp belirleyecek
  • Çektirdiği fotoğraflarla doktor eşini bile “hakimim” diye kandırmış

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.