Pazartesi, Eylül 7, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I İnsan kendi yalanına inanabilir mi?

En tehlikeli yalan hangisidir? Başkasına söylediğimiz yalanın bir avantajı vardır. Gerçeğin nerede olduğunu biliriz. En azından geri dönebileceğimiz bir yer vardır. Ama kendimize anlattığımız hikâyede bu sınır silinmeye başladığında durum değişir. Çünkü artık yalanı korumak için çaba göstermemiz gerekmez.

07/09/2026 11:09
Okuma süresi: 8 dk. okuma
A A
Bünyamin Ünal yazdı I İnsan kendi yalanına inanabilir mi?
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Bünyamin Ünal

Bünyamin Ünal

58 köşe yazısı

(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL 

Kendini meşrulaştırma ve belleğin yeniden yazılması

Bir insanın yalan söylediğini düşünün.

Ne yaptığını biliyor.

Gerçeği de biliyor.

Ama işine gelmediği için başka türlü anlatıyor.

İlk gün bunun yalan olduğunun farkında.

İkinci gün aynı hikâyeyi yeniden anlatıyor.

Sonra bir kez daha.

Her anlatışında bazı ayrıntıları biraz değiştiriyor.

Kendisini biraz daha haklı çıkarıyor.

Karşı tarafı biraz daha suçlu gösteriyor.

Aylar geçiyor.

Bir gün aynı olayı yeniden anlatıyor.

Ama bu kez garip bir şey olmuş:

Artık yalan söylüyor gibi görünmüyor.

Çünkü anlattığı şeye gerçekten inanıyor.

Peki bu mümkün mü?

Bir insan söylediği bir yalanı zamanla kendi gerçeğine dönüştürebilir mi?

Psikolojinin cevabı rahatsız edici:

Bazı koşullarda evet.

Ama mesele basitçe “Bir yalanı kırk kere söylersen inanırsın” değildir.

Daha karmaşık bir süreç işler.

Çünkü insan zihni yalnızca geçmişi hatırlamaz.

Geçmişi yeniden kurar.

Ve bazen bu yeniden kurma işleminin amacı gerçeği korumak değil, kişinin kendisi hakkında taşıdığı hikâyeyi korumaktır.

İnsan neden kendi davranışını değiştirmek yerine hikâyeyi değiştirir?

Çoğu insan kendisini kötü biri olarak görmek istemez.

Kendimiz hakkında bazı temel inançlarımız vardır:

Ben adilim.

Ben dürüstüm.

Ben iyi bir insanım.

Ben mantıklı kararlar veririm.

Ben sevdiklerime haksızlık etmem.

Ama sonra yaptığımız bir davranış bu kimlikle çatışabilir.

Bir arkadaşımıza ihanet ederiz.

Bir çalışanımıza haksızlık ederiz.

Yanlış olduğunu bildiğimiz bir karar veririz.

Birisini çıkarımız için ezeriz.

Ve zihinde iki gerçek karşı karşıya gelir:

“Ben iyi bir insanım.”

ve

“Yaptığım şey iyi değildi.”

Leon Festinger bu tür psikolojik gerilimi bilişsel çelişki kavramıyla açıklamıştı.

İnsan bu çelişkiyi uzun süre taşımakta zorlanır.

Bir şey değişmelidir.

Davranışımızı kabul edip:

“Evet, yanlış yaptım.”

diyebiliriz.

Ama bunun bedeli vardır.

Suçluluk vardır.

Utanç vardır.

Benlik saygısının zedelenmesi vardır.

Bir seçenek daha vardır.

Hikâyeyi değiştirmek.

“Ben ona haksızlık etmedim.”

“O zaten bunu hak etmişti.”

“Başka seçeneğim yoktu.”

“Ben başlamadım.”

“O beni buna mecbur bıraktı.”

“Ben aslında onu korumaya çalışıyordum.”

Dikkat edin.

Olay değişmedi.

Olayın anlamı değişti.

Ve bazen insan kendisini korumak için geçmişi yeniden yorumlamaya başladığında, yalan ile hatıra arasındaki sınır giderek bulanıklaşır.

Önce davranış mı gelir, gerekçe mi?

Kendimiz hakkında düşündüğümüz kadar tarafsız değiliz.

Çoğu zaman şöyle olduğunu düşünürüz:

Önce gerçeği değerlendiririz.

Sonra karar veririz.

Sonra davranırız.

Fakat hayatın önemli bir bölümünde sıra bundan daha karmaşıktır.

Bazen önce davranırız.

Sonra yaptığımız davranışla yaşayabilmek için gerekçe üretiriz.

Üstelik bu gerekçeyi her zaman bilinçli olarak üretmeyiz.

Bir ilişkinin içinde başka birine ilgi duyan insan, bir süre sonra eşinin kusurlarını daha fazla görmeye başlayabilir.

Çalışanına haksız davranan yönetici, zamanla o çalışanın zaten “sorunlu” olduğuna daha fazla inanabilir.

Bir arkadaşına ihanet eden kişi, geçmişte arkadaşının kendisine yaptığı küçük yanlışları büyütmeye başlayabilir.

Çünkü şu cümle ağırdır:

“Ona bunu yaptım çünkü ben yanlış yaptım.”

Şu cümle ise daha kolay taşınır:

“O zaten böyle biriydi.”

Böylece gerekçe davranışın arkasından gelir.

Ama bir süre sonra zihnimizde sanki davranışın öncesinde varmış gibi yerleşebilir.

Bellek gerçekten geçmişin kaydı mıdır?

Çoğumuz hafızayı bir kamera gibi düşünürüz.

Olay yaşanır.

Beyin kaydeder.

Yıllar sonra kayıt açılır ve izlenir.

Ama insan belleği böyle çalışmaz.

Hatırlamak, bir dosyayı açmak değildir.

Bir hikâyeyi yeniden kurmaktır.

Her hatırlamada bazı parçalar seçilir.

Bazıları unutulur.

Bazı ayrıntılar bugünkü bilgilerimizle tamamlanır.

Bazılarının anlamı değişir.

Bu yüzden bugün sahip olduğumuz düşünceler, geçmişte yaşadığımız olayları nasıl hatırladığımızı da etkileyebilir.

Bugün bir insandan nefret ediyorsanız onunla geçmişte yaşadığınız olaylar farklı görünmeye başlayabilir.

Bugün seviyorsanız aynı geçmiş başka türlü hatırlanabilir.

İlişki bittikten sonra:

“Zaten en başından beri sorunluydu.”

diyebilirsiniz.

Ama ilişkinin ilk yıllarında tuttuğunuz notları okuduğunuzda bambaşka bir insanla karşılaşabilirsiniz:

Kendinizle.

Çünkü bugünkü zihin, geçmişteki olayları bugünkü hikâyeye uyacak şekilde yeniden düzenleyebilir.

Yalan ne zaman insanın kendi gerçeğine dönüşür?

Burada önemli bir ayrım var.

Her yalan zamanla inanca dönüşmez.

İnsan bazen gerçeği bilir ve bilinçli olarak yalan söylemeye devam eder.

Ama bazı durumlarda süreç farklı ilerleyebilir.

Önce küçük bir çarpıtma yapılır.

Sonra bu çarpıtmayı destekleyen ayrıntılar daha fazla hatırlanır.

Çelişen ayrıntılar geri plana düşer.

Her anlatışta hikâye biraz daha düzenli hale gelir.

Ve zamanla kişinin zihninde şöyle bir dönüşüm yaşanabilir:

“Bunun doğru olmadığını biliyorum.”

yerini önce:

“Aslında olay tam olarak öyle değildi.”

sonra:

“Benim anlattığım daha doğru.”

ve sonunda:

“Olay zaten böyle olmuştu.”

düşüncesine bırakabilir.

İnsan artık bilinçli olarak gerçeği değiştirmiyor olabilir.

Çünkü değiştirilmiş hikâye onun hatırladığı geçmişe dönüşmüştür.

Kendimizi neden hep biraz daha masum hatırlarız?

Geçmişimizi anlatırken çok ilginç bir eğilimimiz vardır.

Başarılarımızda kendi rolümüz büyür.

Başarısızlıklarda koşulların rolü büyür.

İyi sonuçlarda:

“Ben yaptım.”

deriz.

Kötü sonuçlarda:

“Şartlar böyleydi.”

Kavgada karşı tarafın söylediği kırıcı sözü çok net hatırlarız.

Bizim ondan beş dakika önce söylediğimiz söz biraz bulanıklaşabilir.

Bir ilişkide bize yapılan haksızlık hafızamızda keskin kalır.

Bizim verdiğimiz zarar ise daha anlaşılır nedenlerle çevrelenir.

Çünkü insan yalnızca geçmişini hatırlamaz.

Aynı zamanda geçmişteki kendisini de savunur.

Bazen zihnimizin içinde görünmez bir avukat varmış gibidir.

Savcı değildir.

Hakim değildir.

Görevi gerçeği bulmak değildir.

Görevi bizi savunmaktır.

Sorun şu ki bu avukat yıllarca konuşursa, bir süre sonra kendi savunmasını delil sanmaya başlayabiliriz.

Birisine zarar verdikten sonra neden onu daha kötü görmeye başlayabiliriz?

İlk bakışta bunun tersinin olması gerekir.

Birisine haksızlık yaptıysak suçluluk duymamız beklenir.

Bazen gerçekten öyle olur.

Ama başka bir psikolojik yol daha vardır.

Bir insana zarar verdiğinizi düşünün.

Şimdi iki seçenekle karşı karşıyasınız:

“Masum bir insana kötü davrandım.”

ya da:

“Demek ki o insan aslında düşündüğüm kadar masum değildi.”

İkinci seçenek benliği daha az yaralar.

Bu nedenle bazen zarar verdiğimiz kişiyi zamanla daha fazla suçlamaya başlayabiliriz.

Önce davranış gelir.

Sonra kurban değersizleştirilir.

Sonra yapılan davranış daha makul görünür.

Ve sonunda kişi şöyle diyebilir:

“Ben ona haksızlık yapmadım. O zaten bunu hak etmişti.”

Belki de bazı düşmanlıkların yıllar geçtikçe azalmak yerine büyümesinin nedenlerinden biri budur.

Çünkü kişi yaptığı şeyi kabul etmek yerine sürekli gerekçelendirmek zorunda kaldıkça, karşı tarafı zihninde biraz daha kötü birine dönüştürür.

Peki bunu bilinçli olarak mı yapıyoruz?

Her zaman değil.

Ve mesele zaten burada tehlikeli hale geliyor.

Bilinçli bir yalanda en azından bir noktada gerçeği biliyoruz.

Kendi kendini meşrulaştırmada ise insanın gerçeğe erişimi zamanla bozulabilir.

Çünkü zihnin amacı her zaman şunu sormak değildir:

“Gerçekte ne oldu?”

Bazen daha güçlü soru şudur:

“Ben hâlâ iyi, tutarlı ve haklı bir insan olabilir miyim?”

Eğer gerçek bu benlik hikâyesini tehdit ediyorsa, zihnin gerçeği biraz eğip bükme kapasitesi şaşırtıcı derecede yüksektir.

Bu yüzden kendini kandırmanın en tehlikeli biçimi aynanın karşısında bilinçli biçimde yalan söylemek değildir.

Yalan söylediğinin artık farkında olmamaktır.

Bir hikâyeyi çok anlatmak onu nasıl değiştirir?

Aynı olayı yıllarca anlattığınızı düşünün.

İlk anlatışta olay karmaşıktır.

Sizin de hatanız vardır.

Karşı tarafın da.

İkinci anlatışta gereksiz ayrıntılar gider.

Üçüncü anlatışta hikâyenin kahramanı ve suçlusu daha belirginleşir.

Beşinci anlatışta bazı cümleler kalıplaşır.

Onuncu anlatışta artık hikâyenin değişmeyen bir versiyonu vardır.

Ve her anlattığınızda sadece başkalarını ikna etmiyorsunuzdur.

Kendi belleğinizi de yeniden prova ediyorsunuzdur.

Bir noktadan sonra yaşanan olayı değil, en son anlattığınız versiyonu hatırlamaya başlayabilirsiniz.

Bu nedenle geçmiş bazen yaşandığı haliyle değil, en çok tekrar ettiğimiz haliyle zihnimizde kalır.

O zaman insan kendi geçmişine güvenemez mi?

Bu kadar ileri gitmek doğru olmaz.

Belleğimiz bütünüyle güvenilmez değildir.

Çoğu şeyi yeterince doğru hatırlarız.

Ama özellikle duygusal olarak önemli, benliğimizi tehdit eden veya yıllar boyunca defalarca yeniden anlattığımız olaylarda kesinlik konusunda biraz daha mütevazı olmak gerekir.

Çünkü:

Bir şeyi çok net hatırlıyor olmak, onun tam olarak öyle yaşandığının garantisi değildir.

Ve çok samimi görünerek anlatmak da bir insanın mutlaka doğru söylediği anlamına gelmez.

Çünkü kişi sizi kandırmıyor olabilir.

Önce kendisini ikna etmiş olabilir.

En tehlikeli yalan hangisidir?

Başkasına söylediğimiz yalanın bir avantajı vardır.

Gerçeğin nerede olduğunu biliriz.

En azından geri dönebileceğimiz bir yer vardır.

Ama kendimize anlattığımız hikâyede bu sınır silinmeye başladığında durum değişir.

Çünkü artık yalanı korumak için çaba göstermemiz gerekmez.

Onu hatırlarız.

Onu savunuruz.

Onunla öfkeleniriz.

Onun uğruna ilişkilerimizi bitirebiliriz.

Ve bütün bunları yaparken kendimizi tamamen samimi hissedebiliriz.

Belki de insan zihninin en rahatsız edici özelliklerinden biri budur:

İnsan sadece gerçeği çarpıtabilen bir varlık değildir.
Çarpıttığı gerçeğin içinde yaşamayı da öğrenebilir.

Bu yüzden geçmişte yaşadığımız büyük çatışmalarda kendimize yalnızca:

“Ben doğruyu hatırlıyor muyum?”

diye sormak yetmeyebilir.

Belki daha zor bir soru gerekir:

“Hatırladığım şey gerçekten yaşanan mı, yoksa yıllardır kendime anlattığım hikâyenin son hali mi?”

Çünkü bazen insanın en başarılı biçimde kandırdığı kişi karşısındaki değildir.

Kendisidir.

Kaynakça

Festinger, L. (1957). A Theory of Cognitive Dissonance. Stanford University Press.

Aronson, E. (1968). Dissonance theory: Progress and problems. In R. P. Abelson et al. (Eds.), Theories of Cognitive Consistency: A Sourcebook. Rand McNally.

Tavris, C., & Aronson, E. (2020). Mistakes Were Made (But Not by Me): Why We Justify Foolish Beliefs, Bad Decisions, and Hurtful Acts. Mariner Books.

Loftus, E. F. (2005). Planting misinformation in the human mind: A 30-year investigation of the malleability of memory. Learning & Memory, 12(4), 361–366.

Schacter, D. L. (2001). The Seven Sins of Memory: How the Mind Forgets and Remembers. Houghton Mifflin.

 

Etiketler: BünyamininanabilirinsankendiÜnalÜst Manşetyalanınayazdı
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
Bünyamin Ünal

Bünyamin Ünal

Önerilen Haberler

Hürriyet yazarı Selvi duyurdu: Binali Yıldırım, İBB’ye aday olacak mı?
Köşe Yazarı

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Sıra Binali Yıldırım’a mı geldi?

Suna Yaman yazdı I Ukrayna’da Barış Mümkün mü?
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Ukrayna’da Barış Mümkün mü?

Tolga Yavaş yazdı I Literatür dünyasında büyük keşif: Osmanlı’nın saklı kalan kadın seyyahlarından biri ve eşsiz üç risalesi
Haber Yorum

Tolga Yavaş yazdı I Literatür dünyasında büyük keşif: Osmanlı’nın saklı kalan kadın seyyahlarından biri ve eşsiz üç risalesi

Bünyamin Ünal yazdı I İnsan güçlünün mü, haklının mı yanında durur?
Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I İnsan güçlünün mü, haklının mı yanında durur?

Popüler Haberler

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 

Tuğba Ekinci para karşılığı müstehcen içerikten tutuklandı

Tuğba Ekinci para karşılığı müstehcen içerikten tutuklandı

“Kadın polislere tunik zorunluluğu geliyor” iddiası

“Kadın polislere tunik zorunluluğu geliyor” iddiası

Şiddet suçlamasıyla yargılanıyordu: Erhan Çelik, Özlem Gültekin’in mirasından pay alacak mı?

Özlem Gültekin’in yeni videosu ortaya çıktı: Başıma bir şey gelirse sorumlusu Erhan Çelik’tir

İçişleri’nin para eden hamleleri

İçişleri ve Emniyet’te kararname kulisleri: Soylu ekibi ve valilerin Ankara trafiği

Serhat Kılıç’ın ölümünde kahreden detay! 2 gün önce dizi setinden kovulmuş

Serhat Kılıç’ın ölümünde kahreden detay! 2 gün önce dizi setinden kovulmuş

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Galatasaray kâr, Fenerbahçe ve Beşiktaş zarar açıkladı

Taraftar yarışında zirve Galatasaray’ın!

Hürriyet yazarı Selvi duyurdu: Binali Yıldırım, İBB’ye aday olacak mı?

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Sıra Binali Yıldırım’a mı geldi?

Sosyal medyaya sınırlama getiren düzenleme TBMM Genel Kurulunda

Bakan Gürlek tarih verdi: Nafaka düzenlemesi ekim ayında Meclis’e geliyor

Bünyamin Ünal yazdı I İnsan kendi yalanına inanabilir mi?

Bünyamin Ünal yazdı I İnsan kendi yalanına inanabilir mi?

Trabzonspor’dan 29 yıl sonra gelen tarihi ilk! 22 dakikada 3 gol

Trabzonspor’dan 29 yıl sonra gelen tarihi ilk! 22 dakikada 3 gol

Aslı Güney yazdı I Haluk Levent ve AHBAP üzerinden, “yeni Erzan vakası”

AHBAP soruşturmasında 5. dalga! 20 ilde 53 kişiye gözaltı

Serhat Kılıç’ın ölümünde kahreden detay! 2 gün önce dizi setinden kovulmuş

Serhat Kılıç’ın ölümünde kahreden detay! 2 gün önce dizi setinden kovulmuş

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 

‘Hesaplar ele geçirildi’ iddiaları için Akbank’tan açıklama

Eren Mert yazdı I Akbank’tan müşterileri şaşkına çeviren kesinti

Tolga Yavaş yazdı I Literatür dünyasında büyük keşif: Osmanlı’nın saklı kalan kadın seyyahlarından biri ve eşsiz üç risalesi

Tolga Yavaş yazdı I Literatür dünyasında büyük keşif: Osmanlı’nın saklı kalan kadın seyyahlarından biri ve eşsiz üç risalesi

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Tuğba Ekinci para karşılığı müstehcen içerikten tutuklandı

Tuğba Ekinci para karşılığı müstehcen içerikten tutuklandı

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Taraftar yarışında zirve Galatasaray’ın!
  • Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Sıra Binali Yıldırım’a mı geldi?
  • Bakan Gürlek tarih verdi: Nafaka düzenlemesi ekim ayında Meclis’e geliyor
  • Bünyamin Ünal yazdı I İnsan kendi yalanına inanabilir mi?

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.