(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Osmanlı edebiyatı ve seyahat tarihi açısından tüm taşları yerinden oynatacak büyüklükte tarihi bir keşfe imza atıldı. Yıllardır yazarı belirsiz (anonim) olarak kütüphane raflarında bekleyen ve üç ayrı bölümden oluşan el yazması külliyatın, Sultan II. Abdülhamid dönemi Mabeyn-i Hümayun kâtiplerinden Numan Tevfik Bey’in kızı Nimet Hanım (Günaydın)’a ait olduğu kesin olarak tespit edildi.
Gerek üstün gözlem gücü gerekse tarih, felsefe ve psikolojiyi harmanlayan sıra dışı anlatımıyla bu metinler; Nimet Hanım’ı Osmanlı’nın Batı’ya yönelen en erken kadın seyyahlarından ve ilk felsefî, tarihi, psikolojik ve sosyalojik deneme yazarlarından biri konumuna taşıyor.

Dokuz Yaşında Bir Çocuğun Gözünden Avrupa, 22 Yaşında Kaleme Alınan Bir Eser
Metinde yer alan tarihî verilere göre; Nimet Hanım, 1895 yılında henüz 9 yaşındayken, 6. Uluslararası Coğrafya Kongresi’ne görevli olarak katılan babası Numan Tevfik Bey ile birlikte Şark Ekspresi (Orient Express) ve Sirkeci Garı’ndan başlayan unutulmaz bir Avrupa seyahatine çıktı.
Bu seyahat esnasında hafızasına kazıdığı izlenimleri ve tuttuğu notları, 25 Haziran 1324 (1908) tarihinde, henüz 22 yaşındaki bir genç kadınken Kanlıca Körfezi’nde büyüleyici bir dille yazıya döktü.
Birinci Risale olan Avrupa Medeniyeti ve Bedriyeti Londra, Paris ve Liverpool gibi dönemin metropollerinin caddelerini, otellerini, hamamlarını ve sosyal yaşamını detaylıca tasvir eden Nimet Hanım, Batı medeniyetini körü körüne öven abartılı fikirleri reddediyor. Avrupa’nın şehirleşme ve fiziki gelişmişliğini takdir etmekle birlikte, özellikle ahlaki eksikliklerini ve Doğu-Batı arasındaki derin tezatları cesur bir tarafsızlıkla gözler önüne seriyor. Risalede ayrıca Sultan II. Abdülhamid’in Liverpool’daki hayratı ve Abdullah Quilliam öncülüğündeki Liverpool Cemaat-i İslâmiyesi’ne dair yer alan özgün gözlemler, dönemin Batı’daki İslam algısına ışık tutan paha biçilmez tarihî belgeler sunuyor.
Edebî Bir Deha Örneği: Tedmür Harabelerinde Kadın Ruhunun ve Tarihin İzi
Külliyatın en çarpıcı ve orijinal bölümünü ise ikinci risale olan “Tedmür Harabesinde Bir Cemiyet-i Leyliye” (Tedmür Harabelerinde Bir Gece Meclisi) oluşturuyor. Klasik bir seyahatnamenin sınırlarını aşan bu bölümde Nimet Hanım, antik Palmira (Tedmür) harabelerini gezerken karşılaştığı gizemli bir kadın figürü üzerinden mekânı adeta kişileştiriyor.
Tarihte iz bırakmış efsanevi kadın karakterlerin dâhil olduğu bu hayalî night-assembly (gece toplantısı) bünyesinde; kadınlık, medeniyet, iktidar, çöküş ve insan psikolojisi üzerine büyüleyici bir edebî-felsefî sorgulama yürütülüyor. (Nimet Hanım bu risaleyi Cumhuriyet döneminde, 1960 yılında “Çölde Bir Gece ve Tedmür Melikesi Zennube” adıyla yayımlamıştır.)
Külliyatın üçüncü parçası olan “Yeni Zaman, Eski İnan” isimli risalede ise yazar; Sokrates gibi antik dönem filozoflarının düşünceleriyle kendi çağının fikir dünyasını karşılaştırarak, dönemi için çok nadir görülen entelektüel bir kadın deneme yazarı portresi çiziyor.
Sınav Birincisinden “Maliye Nezaretinin İlk Kadın Memuru” Unvanına
Metinlerin deşifre edilmesiyle ortaya çıkan bir diğer heyecan verici gerçek ise Nimet Hanım’ın ilham veren hayat hikâyesi oldu.
- Dünya Savaşı yıllarında erkeklerin cepheye gitmesiyle oluşan memur açığını kapatmak amacıyla açılan zorlu sınavda birincilik elde eden Nimet Hanım, Osmanlı Devleti’nde Maliye Nezareti’ne kabul edilen ilk kadın memur olarak tarihe geçti. Donanımı, yabancı dili ve yüksek entelektüel birikimiyle bilinen Nimet Hanım, Soyadı Kanunu’ndan sonra “Günaydın” soyadını aldı.

Seyahatnameden Psikolojik Kurguya: Osmanlı Kadın Yazarlığında Çok Yönlü Bir Dönüm Noktası
Gerek 19. yüzyıl sonu Avrupa şehir hayatına bir Osmanlı kadınının gözünden bakması gerekse Palmira harabelerinde kurduğu muazzam kurgusal dünyasıyla bu eser; Türk edebiyatında öncü kadın seyyahlar, erken dönem felsefî nesir örnekleri ve kadın yazarlar literatürü açısından dengeleri değiştirecek niteliktedir. Yayımlanmamış olan seyahatname kısmının günümüz okuruyla buluşturulmasıyla, Osmanlı kadın edebiyat tarihinin en parlak sayfalarından biri gün ışığına çıkmış olacaktır.
El yazması risaleyi bir müzayededen satın alan Araştırmacı Kasım Kocabaş, Nimet Hanım’ın hayatta olan ailesine ulaşmak ve eserleri günümüz Türkçesine aktararak yayımlamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Kütüphane raflarında uzun yıllar anonim olarak bekleyen bu el yazmalarının ortaya çıkarılmasıyla birlikte, Osmanlı’nın erken dönem kadın seyyahları ve kadın yazarları arasında Nimet Hanım’ın yeri de yeniden tartışmaya açılmış oluyor.






















