(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
The Turkish Post, dün önemli bir röportaj gerçekleştirdi. Ankara Barosu avukatlarından Levent Mazılıgüney ile bir görüşme yaptı. Avukat Mazılıgüney özellikle de Diyarbakır’da hunharca katledilen 6 yaşındaki Narin Güran cinayeti ile ilgili önemli tespitlerde bulundu. Avukat basit bir hukukçu değil. Aynı zamanda dijital mecralara da vakıf bir uzman. Mazılıgüney, yaptığı değerlendirmede, Güran ailesinin masumiyetine inandığına dikkat çekti.
Ardından şu ifadeleri kullandı: “Ben bu dosyayı yalnızca kâğıt üzerinde incelemedim; bizzat olayın gerçekleştiği köye giderek sahada teknik gözlem, keşif ve incelemelerde bulundum. Dosyadaki dijital delil analizleri, bilimsellikten uzak “daraltılmış baz” zorlamaları ve köyde gerçekleştirdiğim bu somut saha incelemeleri neticesinde; tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna dair çok güçlü bir teknik ve vicdani kanaate ulaştım.”
Evet, yanlış okumadınız. Ailenin masum olduğuna dikkat çekiyor bir hukukçu. Kaldı ki, baştan açıklama yapmak zorunluluğu hissediyor: “Ben ailenin avukatı değilim” diye. Ama diğer yandan Güran ailesi, basın mensuplarının reytingleri uğruna ne yazık ki, hayatları altüst oldu. Bir anda aile içinde ensest (kan bağı olan kişiler arası cinsel ilişki veya istismar) iddiaları başta olmak üzere, bir sürü iddianın da hedefi oldular. Neticede de Yargıtay cezalarını onadı.
Ama yargı bir gün “pardon” diyecekse, neden acele etmiyor.
Bir hukukçu bazı önemli noktalara dikkat çekiyor.
Yargılamada bazı sorunların olduğunun altını çiziyor.
Dün Levent Mazılıgüney’in röportajını okurken, aylar önce Narin Güran cinayeti ile ilgili yazdığım, “Dağ fare doğurdu” başlıklı yazım aklıma geldi.
Gerçekten cinayetin ardından hazırlanan iddianame, hiçbir gerçekliği ortaya koymuyordu. Bakanından siyasetçisine kadar herkes iddianamenin beklenmesi gerektiğini söylüyordu ısrarlar.
Ama gelen iddianamede katil ya da katiller yoktu.
Delil denilen alet ya materyaller de yoktu.
Daha önemlisi de ortak bir işbirliğini ortaya koyan delillerde eksikti.
Sadece önümüze “daraltılmış baz” denilen bir şey koydular.
Onunda içinde hiçbir bilgi kırıntısı yoktu.
Ama dönemin Adalet ve İçişleri Bakanları, aylardır kamuoyuna iddianameyi beklemelerini işaret etmişlerdi.
Katili ya da katilleri iddianamede göreceğimizi ifade etmişlerdi.
İddianameyi okuduğumda ben bir katil göremedim ortada.
Aslında ortaya karışık bir iddianame servis edilmişti. Neresinden tutarsanız tutunuz, her şey elinizde asılı kalıyordu maalesef.
Avukat Mazılıgüney de bu eksikliklere dikkat çekiyordu.
Hazırlanan iddianamede, tutuklu şüpheliler amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti.
Beni istenilen cezalardan ziyade, katilin ve katillerin kimler olduğu ilgilendiriyordu.
12 sayfalık iddianamede gece yarısı katili aramıştım.
Ne yazık ki, katille ilgili hiçbir bilgi bulamamıştım.
Ardından katilin ya da katillerin 8 yaşındaki bir masum yavruyu neden öldürebileceğine ilişkin bir bilgi kırıntısı aradım durdum.
Adeta gece yarısı iğneyle kuyu aramaya çalıştım.
Ama Savcılık beni büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştı.
Bir haber ya da iddianame yazılırken, 5N 1K kuralının işletilmesi gerekirdi. ,
Bir hukukçuya ilk adım olarak bu öğretilir.
Yeni bir gazeteci adayı da mesleğe adım attığında ona ilk öğretilen 5N 1K kuralına uymasıdır. Şayet söz konusu iki metinde de, bu kural işletilmezse yazının temeli çürük olur.
Cinayetin üzerinden yıllar geçti. Ancak “dağ” kocaman bir fare doğurmuştu. Ortada iddianame vardı, ancak katil ve katiller yoktu.
Sanki başrol oyunsundan yoksun, şaheser bir film gibiydi.
Şimdi yargıya yeni bir görev düşüyor.
Evet yargı yanlış karar verebilir.
“Pardon” yanlış yaptım da diyebilir.
Ama masumiyet karinesi düzeltilebilir.
Karar en azından yeniden ele alınabilir.
Özellikle de avukat Levent Mazılıgüney’in satır aralarındaki sözlerini okuduğumda, benimde kafamda soru işaretleri büyüdü.
Hukukta temel bir ilke mevcut.
Adalet, kamuoyundaki herhangi bir kişinin veya grubun kişisel kanaatlerine, algılarına göre dağıtılamaz.
Mesele kimin neye inandığı değil, yargılamanın hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğidir.
İşin özeti bu kadar net.
Bence Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul soruşturma dosyasına, Güran dosyasını da eklemeli.
En azından aile bireylerinin masumiyeti için bu gerekli.























