(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de 1999 Marmara Depremi’nden sonra getirilen ve başlangıçta geçici olarak açıklanan Özel İletişim Vergisi (ÖİV) başta olmak üzere çeşitli ek vergiler, yıllar içinde kalıcı hale geldi.
Peki, 25 yıl boyunca toplanan milyarlarca dolar, gerçekten afet yönetimi ve önleme çalışmalarına harcandı mı?
38 MİLYAR DOLAR TOPLANDI, AMA NEREYE GİTTİ?
Resmi verilere göre, 2000-2022 yılları arasında yalnızca deprem vergileri kapsamında yaklaşık 38 milyar dolar toplandı. Bu rakam, Türkiye’de yüz binlerce konutun deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilmesini sağlayabilecek büyüklükte. Ancak, her büyük afette olduğu gibi 6 Şubat 2023 depremlerinde de devletin koordinasyon eksikliği ve altyapı yetersizliği acı bir şekilde ortaya çıktı.
Yetkililer yıllardır bu vergilerin “eğitim, sağlık, altyapı ve ulaşım projelerine” harcandığını öne sürüyor. Ancak şu soru yanıtsız kalıyor: Deprem vergileri, afet önleme ve kriz yönetimi için kullanılmayacaksa neden “deprem” adıyla tahsil ediliyor?
ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK NEREDE?
Vergilerin nasıl ve nerede harcandığına ilişkin detaylı bir kamu raporu bulunmuyor. Hükümet yetkilileri, denetlenebilir ve açık bir döküm sunmak yerine, “Her şey kamu hizmetine harcandı” gibi muğlak ve şeffaflıktan uzak ifadelerle eleştirileri savuşturuyor.
Depremzedelere yardım toplamak için vatandaşlardan kampanyalara destek olmaları istenirken, yıllardır toplanan bu vergilerin neden doğrudan deprem bölgelerine gitmediği ise büyük bir soru işareti.
TOKİ projelerinin yavaş ilerlemesi, konteyner kentlerde yaşanan sorunlar ve barınma krizleri, bu fonların gerçekten amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını sorgulatıyor.
VERGİLER KALICI OLDU, SORUNLAR DA ÖYLE
Özel İletişim Vergisi’nin 2004 yılında kalıcı hale getirilmesiyle birlikte, Türkiye’de her telefon görüşmesi ve internet kullanımından devlet sürekli olarak vergi almaya devam etti. Afetlere hazırlık adına kalıcı hale getirilen bir vergi varsa, neden hala büyük depremlerde devlet yetersiz kalıyor?
Bir ülkede vergi, yalnızca toplanan para değil, devletin vatandaşa karşı sorumluluğunun bir göstergesidir. Ancak Türkiye’de deprem vergileri, her felakette hesap verilmeyen, nereye harcandığı bilinmeyen bir kara delik olmaya devam ediyor.
Bu kadar büyük bir kaynağa rağmen Türkiye hâlâ her depremde aynı acıları yaşıyorsa, ortada ciddi bir yönetim sorunu olduğu açıktır. Yoksa bu vergiler, vatandaşa değil, hükümetin diğer projelerini finanse etmek için mi kullanıldı?
DEPREM VERGİLERİ NEREDE?
Deprem riski yüksek bir ülkede yaşarken, geçmişten ders almayı reddetmek büyük bir ihmal. Halkın artık bu soruları daha yüksek sesle sorması ve devletten şeffaflık talep etmesi gerekiyor. Dahası, uzun yıllardır İstanbul için beklenen büyük depreme yönelik ciddi önlemler alınmadığı da gözler önüne seriliyor.
Yapı stokunun güçlendirilmesi, riskli binaların yenilenmesi ve acil müdahale planlarının geliştirilmesi konularında büyük eksiklikler devam ediyor. Bugüne kadar toplanan milyarlarca dolarlık vergiye rağmen İstanbul’un olası bir büyük depreme ne kadar hazır olduğu hâlâ büyük bir soru işareti ama artık bu soru işareti neden hala hazır olmadığıyla ilgili olmalı.
38 milyar doların hesabı verilmeyen bir ülkede, bir sonraki büyük depremde sorumluluk kimde olacak?



















