(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
90’larda imam hatipte öğrenciydim. O yıllarda üniversitede öğrenim gören kuzenim ‘tehlikeyi’ görmüş olacak ki ısrarla düz liseye geçmemi tembihledi. Yeni bir okul fikri bana cazip gelmedi. Olacakları öngörecek yetkinlikte de değildim. Annem, babam da ikna olmadı. Lisede imam hatibe devam ettim.
Bir süre sonra malum 28 Şubat yaşandı. Üniversiteye geçiş sırasında puanlarımız mezun olduğumuz okul nedeniyle kesildi. Neticede istediğim bölüme yerleşemedim. Bütün ömrümü etkiledi. Siyasal İslamcılar için ise arka bahçeden ibarettik. İslamcılardan zengin ya da ünlü olanlar, çocuklarını Avrupa ya da Amerika’da bir üniversiteye gönderirdi. Bize Anadolu’nun ücra bir beldesinde iki yıllık meslek yüksek okulu kaldı. O dönemde öğrenciler arasında imam hatibe ‘dava’ gözüyle bakan azdı. Dava dedikleri şeye ben zaten inanmadım. Çilesi garibanlara, sefası meşhurlara olan bir dava!..
GEMİLERİ HEP YÜRÜYENLER…
Onlar, bir süre sonra gömlek değiştirip yeniden iktidara geldiler. İhalelerden pay almaya devam ettiler. Gemilerini yürüttüler, filolarını büyüttüler. Yola birlikte çıktıklarının çoğunu ‘O kadar da değil’ dedikleri için ayak bağı olmasınlar diye yolda indirdiler. Ne kadar bulaştıkları suç varsa hepsini karşıt gördüklerine isnat ettiler. ‘Dinime söven bari Müselman olsa’ dedikleri cinsten.
Gazze harap edilirken bile ses çıkarmadılar. Çıkaranları tutukladılar. Gemileri İsrail’e yük taşımayı sürdürdü. Bunu gazeteci Metin Cihan ortaya çıkarınca rotayı değiştirmek zorunda kaldılar. Tabanı, bu ikiyüzlülüğü bir türlü konduramadı ağababalarına.
‘MİLLİ İRADE’ VE ‘ÇALIYOR AMA ÇALIŞIYOR’ ARGÜMANLARI NEREDE?
Bu konuyu Ramazan bayramı vesilesiyle görüştüğüm akrabalarımın savunuları sonrası yeniden hatırladım. Bahsettiğim yakınlarım AK Partili ve artık azınlıklar. Kimi emekli, kimi asgari ücretli. Ülkede geçinmek bu kadar zorlaşmışken, eğitimli insanlar mutsuzken, ülkeden kaçmak isterken, her anlamda Türkiye geri giderken bu durumun müsebbibi olarak iktidarı görmüyorlar.
Ülkeyi 50 yıl öncesi ile kıyaslayıp, halkı şükürsüz olmakla itham ediyorlar. Dindarların sözümona kazanımlarının iktidar değişimiyle birlikte ellerinden alınacağını dile getiriyorlar. Saray’ın kanun hükmünde kararnamelerle yüzbinlerce insanı işinden ettiğini görüp, aynısının devran döndüğünde kendilerine ve çocuklarına yapılacağını ifade ediyorlar.
AKP tabanının çok sevdiği ‘milli irade’ lafını bugünlerde duymuyoruz ağızlarından. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan alınıp, hapse gönderilmesini savunacak argümanları yok. “Yolsuzluk yapmış” diyecek yüzleri yok. Çünkü, geçmişte kendi yöneticilerine ‘çalıyor ama çalışıyor’ diyorlardı. Aslına bakarsanız çoğu biliyor İmamoğlu’nun hapse atılmasının gerçek nedenini. Bazılarının çocukları anne babaları gibi düşünmüyor. Onlar olan biteni, nedenleri ve sonuçları ile kavrayabiliyor.
RÖVANŞ MI?























