(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Kahire’de gerçekleştirdiği ortak basın toplantısı, iki ülke arasında son yıllarda hız kazanan normalleşmenin bölgesel dosyalarda eşgüdüm arayışına dönüştüğünü ortaya koydu. Görüşmede Gazze, Libya, Sudan, Somali ve İran’daki son gerilim başta olmak üzere Orta Doğu ve Afrika’yı etkileyen başlıklar ele alındı.
Toplantının dili ve verilen mesajlar, Ankara ile Kahire’nin yalnızca ikili ilişkileri onarmayı değil, bölgesel istikrar denkleminde birlikte hareket etmeyi hedeflediğine işaret etti.
“EN AZİZ MİSAFİR” VURGUSU VE SEMBOLİK MESAJLAR
Sisi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Mısır’ın en aziz misafiri” olarak nitelemesi ve Erdoğan’ın konuşmasına besmeleyle başlaması, uzun süre gerilimli seyreden ilişkilerde siyasi ve sembolik bir eşiğin aşıldığı şeklinde değerlendirildi. Bu semboller, iki ülke arasında güven tesisinin güçlendiğine dair diplomatik bir mesaj olarak öne çıktı.
STRATEJİK İŞBİRLİĞİ KONSEYİ VE KURUMSALLAŞMA ADIMI
Görüşme kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ikinci toplantısı gerçekleştirildi. Sisi, konsey çatısı altında siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında işbirliğinin kapsamlı biçimde ele alındığını belirtirken, üçüncü toplantının Ankara’da yapılmasının planlandığını açıkladı. Bu adım, ilişkilerin kişisel diplomasi yerine kurumsal bir çerçeveye taşınmak istendiğini gösteriyor.
15 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ
Ekonomi başlığı görüşmenin öne çıkan alanlarından biri oldu. Mevcut 9 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıklayan Sisi, Mısır’ın Afrika kıtasında Türkiye’nin en önemli ortaklarından biri olduğuna dikkat çekti. Bu vurgu, siyasi yakınlaşmanın ekonomik işbirliğiyle desteklenmesi arzusunu yansıtıyor.
GAZZE, LİBYA VE SUDAN’DA ORTAK SÖYLEM
İki liderin açıklamalarında bölgesel krizlere ilişkin benzer vurgular dikkat çekti. Gazze konusunda insani yardımların önceliği, ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözümün altı çizildi. Libya’da yabancı güçlerin çekilmesi ve ulusal kurumların korunması gerektiği belirtilirken, Sudan için insani ateşkes ve devlet yapısının muhafazası çağrısı yapıldı. Bu başlıklar, Türkiye ve Mısır’ın kriz yönetiminde ortak bir dil geliştirmeye çalıştığını ortaya koyuyor.
SOMALİ, SURİYE VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VURGUSU
Erdoğan ve Sisi, Somali’nin bölünmesine karşı olduklarını ve ülkenin egemenliği ile toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı. Suriye konusunda ise siyasi birliği korunmuş, egemen bir devlet yapısının tüm bölge için istikrar anlamına geleceği mesajı verildi. Bu yaklaşım, Ankara ve Kahire’nin devlet merkezli çözüm perspektifinde buluştuğunu gösteriyor.
DİPLOMASİ VURGUSU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’daki gerilime ilişkin değerlendirmesinde dış müdahalelerin bölge için ciddi riskler taşıdığına dikkat çekerek, nükleer dosya dahil tüm sorunların diplomatik yollarla çözülmesinin en doğru yöntem olduğunu söyledi. Bu açıklama, Türkiye-Mısır hattının bölgesel gerilimlerin tırmanmasına karşı temkinli bir pozisyon benimsediğini ortaya koydu.
BÖLGESEL ROL ARAYIŞI GÜÇLENİYOR
Uzmanlara göre Kahire’de verilen mesajlar, Türkiye ve Mısır’ın rekabetçi bir çizgiden ziyade koordinasyonu önceleyen bir anlayışa yöneldiğini gösteriyor. İlişkilerin kurumsallaşması ve düzenli temas mekanizmalarının devreye girmesiyle birlikte, iki ülkenin Orta Doğu ve Afrika’da daha belirleyici bir diplomatik aktör olma arayışını güçlendirdiği değerlendiriliyor.























