(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
İsrail’in Katar’daki Hamas liderlerine yönelik son saldırısı, Arap dünyasında yeni bir güvenlik ve askeri iş birliği tartışmasını tetikledi.
Mısır, artan gerginliği fırsat bilerek NATO tarzı bir “ortak Arap gücü” oluşturma planını yeniden canlandırmak için harekete geçti. Plan kapsamında, 20 bin askerle ortak Arap ordusuna öncülük etmeyi amaçlayan Kahire’nin, ordunun yönetimi için Suudi Arabistan’a teklif sunduğu bildirildi.
İSRAİL’İN KATAR SALDIRISI ARAP BAŞKENTLERİNİ HAREKETE GEÇİRDİ
İsrail’in saldırısına karşı uluslararası tepkiler yükselirken, konu yarın Doha’da düzenlenecek Arap-İslam zirvesinde masaya yatırılacak. Zirvede, NATO modelinde ortak bir Arap askeri gücünün yeniden canlandırılması tartışılacak.
Lübnan’ın El Ahbar gazetesinin Kahire’deki bir hükümet kaynağına dayandırdığı habere göre, Mısır yaklaşık on yıl önce gündeme gelen ancak hayata geçirilemeyen bu girişimi yeniden devreye sokuyor ve diğer Arap ülkelerinin desteğini arıyor.
İSRAİL’E KARŞI ARAP GÜCÜ ETKİLİ OLUR MU?
Bir Arap gücü kurulsa bile bunun İsrail karşısında ne kadar etkili olacağı büyük bir soru işareti. İsrail’in gelişmiş hava savunma sistemleri, nükleer kapasiteye yakın caydırıcılığı ve ABD’den aldığı askeri destek, Arap ülkelerinin ortak hareket kabiliyetini zayıflatıyor.
Ayrıca Arap ordularının eğitim, teknoloji ve koordinasyon seviyelerinin farklılığı, ortak bir operasyonun başarısını daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle girişimin, daha çok diplomatik bir mesaj ve siyasi baskı aracı işlevi görebileceği değerlendiriliyor.
ARAP BAŞKENTLERİNDEN FARKLI TEPKİLER
Kahire, Riyad ve Amman gibi başkentlerde bu tartışmalar farklı tonlarda yankı buluyor. Mısır, tarihsel olarak Arap dünyasında askerî liderlik rolüne soyunsa da ekonomik kriz ve iç siyasi istikrarsızlık nedeniyle böyle bir girişime mesafeli duruyor.
Suudi Arabistan ise daha çok diplomasi ve ekonomik yaptırımlar yoluyla İsrail’i baskılamayı tercih ediyor. Ürdün, İsrail ile yaptığı barış anlaşması ve sınır güvenliği endişeleri nedeniyle ortak askeri güç fikrine çekingen yaklaşıyor.
Öte yandan Katar ve Cezayir gibi ülkeler daha sert tavırlardan yana açıklamalar yapsa da somut askeri katkı vermeye hazır olduklarına dair net bir işaret bulunmuyor. Fas ve Cezayir’in katılım ihtimali bulunsa da aralarındaki tarihsel rekabet ve farklı bölgesel öncelikler süreci karmaşıklaştırıyor.
Diğer Körfez ülkeleri ise İran tehdidi ve güvenlik hassasiyetleri nedeniyle sınırlı destek verebilir.
ARAP GÜCÜ KURMAK MÜMKÜN MÜ?
Mısır yönetimi, güç kurulurken katılımcı ülkelerin demografik ve askeri kapasitelerine uygun bir yapı öngörüyor. Mekanizmanın ihtiyaç duyulduğunda konuşlandırılabilir olması ve Arap devletleri ile ordularının kompozisyonunu yansıtması hedefleniyor. Ancak tarihsel tecrübeler, Arap ülkelerinin uzun vadeli askeri birlikteliklerde başarısız olduğunu gösteriyor.
Farklı yönetim biçimleri, ulusal çıkarlar, ideolojik ayrılıklar ve dış güçlerin etkisi, böylesi bir oluşumu daha en başından zayıflatıyor. Arap Birliği çerçevesinde geçmişte yapılan askeri işbirliği girişimleri kısa süre içinde dağılmıştı.
Bugün de İsrail’e karşı ortak bir güç oluşturulsa bile bunun kalıcı ve etkili bir sonuç doğurması pek olası görünmüyor.
ABD’NİN TAVRI: KONTROLLÜ MESAFE
Washington yönetimi, Arap ülkelerinin İsrail’e karşı askeri bir blok oluşturmasına açıkça karşı çıkıyor. ABD için böyle bir güç hem İsrail’in güvenliğini tehdit eder hem de bölgedeki denge politikalarını bozar.
Bu nedenle ABD, Arap ülkelerinin İsrail’e karşı birleşmesi yerine onları diplomatik süreçlerde yönlendirmeyi ve gerilimi düşük seviyede tutmayı tercih ediyor. Ayrıca ABD’nin Körfez ülkeleriyle kurduğu güvenlik işbirliği, bu ülkelerin bağımsız bir askeri ittifaka yönelmesini neredeyse imkânsız hale getiriyor.
HANGİ ARAP ÜLKELERİ DESTEK VEREBİLİR?
Kurulması planlanan ortak güce katılım potansiyeli olan ülkeler şunlar: Mısır (öncülük ve komuta), Fas ve Cezayir (Kuzey Afrika temsilcisi olarak), Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkeleri (ikinci komuta ve sınırlı askeri destek).
Ürdün ve bazı Körfez ülkeleri ise temkinli davranıyor. Katar, saldırının hedefi olması nedeniyle politik destek verebilir ancak askeri katkısı sınırlı olabilir.
İSRAİL’DEN TEPKİ: “BARIŞ ANLAŞMALARINA DARBE”
Kahire’den resmi bir açıklama gelmezken, İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, Mısır’ın ortak Arap gücü önerisini barış anlaşmalarına ağır bir darbe olarak değerlendirdi. Lapid, İbrahim Anlaşmaları’nın hemen ardından gelen bu girişimi eleştirerek, bunun bölgesel barış sürecini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
DAHA ÇOK SİYASİ BİR ARAÇ
İsrail’e karşı bir Arap gücü kurulması, pratikte askeri bir tehdit olmaktan çok siyasi bir mesaj niteliği taşıyabilir. Arap liderler böyle bir girişimle kendi kamuoylarına “birlik görüntüsü” verebilir ve bölgesel diplomaside ellerini güçlendirebilir.
Ancak gerçekçi bir değerlendirme yapıldığında, böylesi bir gücün sahada İsrail’i dengeleyebilecek kapasiteye ulaşması bugünkü koşullarda mümkün görünmüyor.























