(The Turkish Post) – MÜMTAZER TÜRKÖNE
Bazı işler ne kadar kolaymış meğer.
Son derece yapıcı, pratik ve hızla sonuç alan bir diyalog devam ediyor. Şüpheciler, güvensizler ve kırk dereden su getirenler bile istikametini değiştirmeye ve yükselen beklenti düzeyine uyum sağlamaya başladılar.
“Bu iş nereye varacak?”” PKK gerçekten silah bırakacak mı?” “Kürt sorunu çözülecek mi?” “Barış tartışmasız egemen olacak mı?” “Akan kan kesin olarak duracak mı?”
Gelişmelerin hızına ayak uydurmak, ne olup bittiğini en gerçek haliyle kavramak istiyorsanız bu soruların ötesine geçmelisiniz. Bunun için şu anda bile alınan mesafeyi geriye bakıp ölçmeniz yeterli.
Bir dönem kapandı. Yepyeni, bembeyaz bir sayfa açıldı. Üzerimizdeki kırk yılın ölü toprağı atıldı.
Terör sona erdi.
Terör ticareti ve siyaseti:
Terör ticaretinin ve terör üzerine inşa edilen siyasî rekabetin değirmeni artık dönmüyor. Taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışanlar çıkar mı? Elbette çıkar; ama onların taşıyacağı suyun geldiği deniz de kurudu.
“Terörsüz Türkiye”nin çok yaygın ve derin bir sektörden ekmek yiyenleri işsiz ve aşsız bırakacağı aşikâr. Bir sürü kurum, bir sürü alışkanlık, bir sürü kural, bir sürü eleman artık işsiz.
Makineli tüfek gibi işletilen terörle mücadele kanunları, yargılamaları, yargılananlar için getirilen ağırlaştırılmış istisnai hükümler, terör suçları ve suçluları, hapis cezaları, adli sicil kayıtları işlevsiz kalacak.
Terör olmayınca, “teröre destek” ve “terör propagandası” gibi, ifadeyi ve fikri özgürlükten mahrum bırakan suçlamalar, yargılamalar ve tutuklamalar da olmayacak. Döktüğü kanla ele avuca gelen somut terör suçlarına benzetilerek icat edilen “silahsız terör” de mesnedini kaybedecek. Basın ve ifade özgürlüğünün alanı alabildiğine genişleyecek. Kendimizi otomatik olarak daha özgür hissedeceğiz.
Terör uzmanı olarak dinlediğimiz adamların teröründen kurtulmuş olacağız.
“Terörle en iyi ben mücadele ederim” diyen silahşor siyasetçilerin havası sönecek. “Kanımızın son damlasına kadar…” diyerek asker-polis genç insanların ölümü üzerinden saltanat sürenlerin dönemi sona erecek. Terör kartı ile, terörist, terör işbirlikçisi suçlaması ile kimse siyaseti tanzime yeltenemeyecek. Afra tafra kalmayınca, şedit terör dili ile sağa sola ayar verip tansiyonumuzu fırlatanların sesi kesilecek. Siyaset müşterek sorunların çözümü ve çıkarların peşine düşüp demagojilerde kaybetti enerjisini faydalı işlere kanalize edecek.
Hayatımızın hemen her alanını ele geçiren terör edebiyatı, antik çağların ejderha edebiyatı gibi hayal dünyamızdan çekilip gidecek. Meyve-sebze terörü, sağlık terörü, trafik terörü gibi boşa sallanan benzetmeler anlamını kaybedecek. Daha sakin daha ölçülü, belki de daha yaratıcı bir edebiyatımız olacak.
Yeni bir dünya:
Terör belası, suçlar ve suçlular için karanlık bir dünya yarattı. Narko-terör kavramı bile, durumu yeteri kadar özetliyor. Mafya, terörden beslendi, terörle mücadele bahanesiyle devletin içine uzandı. Devlet, terör karşısında suç işlenerek yönetilir hale geldi. Terör canımızı yakarken, terörle rutin dışına çıkarak uğraşanlara verimli alanlar açıldı. Koskoca devlet, kendi kanunlarını, kurallarını çiğnedi.
Terörün sona ermesi, terörden şu veya bu şekilde beslenen bütün illegal örgütlenmelerin, işlerin, kazanç kapılarının sona ermesi demek.
Çok büyük kazançlar, çok büyük güçler terörle birlikte tarihe gömülecek. Allahtan ellerindeki gücü, ekmek yedikleri terörü sürdürmek için kullanacakları şartların çok üzerindeyiz. Basit provokasyonlar, kırk dereden getirilen sular süreci durduramaz. Ancak yine de dikkatli olmak gerekir.
Terör öldü. Terörden beslenenlerin ekmek tekneleri devrildi. Hepsi bu kadar değil.
Siyasî düzen, parti rekabeti düzeni, partilerin ideolojik omurgaları, politika üslubu değişecek.
Hukuk ve ceza düzenimiz, suç kategorileri, devletin örgütlenme şeması ve “gizlilik” kategorileri değişecek. Çok geniş bir alan halkın denetimine, gözetimine açılacak.
Yeni, yepyeni bir dünya inşa edilecek.
An itibarıyla bu değişim başlamış durumda.























