(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Aziz İhsan Aktaş davasında karar günüydü. Dava işadamı Aktaş’ın adıyla anılsa da CHP’li belediye başkanları yargılanıyordu. Heyecan ve gerilim doruktaydı. Aktaş ‘etkin pişmanlık’ hükümlerinden yararlandı. Pişmanlığı karara da yansıdı. Aktaş ‘örgüt liderliği’ suçlamasından beraat ederken, belediye başkanlarına ceza yağdı. Mahkeme Aktaş’ı sadece ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu buldu ve 2 yıl 8 ay cezaya hükmetti.
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ceza alan isimlerden biriydi. Rüşvet almaktan 8 yıl 4 ay hüküm giydi. Tekin kararı şaşkınlıkla dinledi ve heyete dönerek “Adalet bu mu? Adaletiniz bu mu?” diye sordu. Bir soru değil tepkiydi. Karara itirazdı, isyandı hatta. Belli ki adaletin tecelli etmediğini düşündü. Tekin suçludur, değildir bilemem ama bu soru cümlesi bir dönemin özeti gibi geldi bana; “Adaletiniz bu mu?”
Mahkeme salonlarında en çok yankılanan soru bu…! Davalar farklı, mahkeme salonları farklı… Fakat adaletin tecellisi konusunda sorun olduğu muhakkak. Kamuoyu araştırmaları da yargıya güvenin aşındığını gösterdi. ‘Suçludur elbette tepki gösterecek’ denebilir. Ben kamuoyu algısı açısından söylüyorum. Toplum ülkenin bir adalet sorunu yaşadığı görüşünde… Hukukçular ve akademisyenler de aynı şekilde…
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da ceza alan bir diğer isim… Bir süre önce tahliye edilmişti. Göreve iade bekledi. Fakat herhangi bir gelişme yaşanmadı. Mahkeme Zeydan’a ‘rüşvet almak’ suçundan 6 yıl 3 ay ceza verdi. 3 yıl boyunca da memuriyetten men edildi. Yargı bir süreç… Daha bunun İstinaf ve Yargıtay aşaması var. Doğru. Ve fakat Zeydan’ın göreve geri dönmesi bu karardan sonra neredeyse imkansız.
‘Rüşvet’ siyasi yönden de kabullenilmesi zor bir suç! Bir CHP’li başkanının rüşvet almaktan mahkum edilmesi partisini de etkileyeceği ortada… Zeydan sıradan bir belediye başkanı değil. Adana gibi büyük ve siyasette etkili bir şehirde iki dönem üst üste seçim kazandı. Kararla birlikte siyasi kariyeri ağır yara aldı. Davanın hukuki ve siyasi boyutu çok tartışıldı. Operasyonların bir çok belediye başkanını kapsamanı toplumda farklı değerlendirmelerin yapılmasına neden oldu.
Ceza alan isimler arasında en dikkat çekici olan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’di. DEM kökenli CHP’den seçildi. MHP Lideri Bahçeli bir kaç kez Özer’in göreve iadesi çağrısında bulundu. “İki Ahmet makama…” dedi. İki Ahmet’ten biriydi. AK Parti iktidarı Bahçeli’nin çağrısını cevapsız bıraktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yorum yapmaktan kaçındı. Ve göreve iade edilmesi yönünde adım atmadı. Tahliye edilmişti ama davası devam ediyordu. Ve karar verildi.
Özer, diğer başkanlar arasında en düşük cezayı aldı. İki suçlamadan beraat etti, mahkeme bir suçtan ise 8 ay mahkumiyetine karar verdi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı. Memuriyetine ise yasak getirildi. Özer tüm suçlamalardan beraat beklediğini bir dosyadan suçlu bulunmasının kendisinde ‘hayal kırıklığına’ sebep olduğunu söyledi. “O da yok hükmünde” dedi. Yatarı veya infazı yok. Özer zaten aylarca hapis yattı.
Peki göreve iadesi mümkün mü? Bahçeli ‘sözünün arkasında’ olduğunu birkaç kez tekrarladı. Ortağından bu yönde bir beklentisi olduğu biliniyor. Özer’in cezası makama dönmesine engel oluştur mu? Özer “Hayır…” dedi, hüküm geriye bırakıldığı için hukuki açıdan göreve iadesine bir mani oluşturmadığını belirtti. Hukuki açıdan sorun olmayabilir… Fakat ‘siyasi açı’ için aynı şeyi söylemek zor. Erdoğan veya iktidarın meseleye sıcak bakmadığı ortada… Karardan sonra görüşü değişir mi? Kolay değil.
Aziz İhsan Aktaş’ın beraatinin de, belediye başkanlarının uzun cezalarının da kamuoyunda tartışma potansiyeli taşıdığı açık. Davanın siyasi boyutu olduğu inkar edilemez bir gerçek. Oya Tekin’in “Adaletiniz bu mu?” çıkışı mahkeme duvarları arasında yankılandı. Acaba kamuoyuna bir yansıması olacak mı? O ses veya çığlık toplumda karşılık bulacak mı?























