(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Erkan Mumcu tartışması nereden çıktı? Anlamakta zorlandım. Neler söylediğini öğrenmek için araştırdım. Bulamadım. Yapay zekaya sordum. Sonuç alamadım. Sonradan fark ettim. Eski konuşmalarından bölümler sosyal medyada yeni gibi paylaşılmış. Tartışmanın kaynağı oymuş. Konu siyaset olunca ilgisiz kalamadım. Önce Şamil Tayyar cevap verdi. Ardından Erkan Mumcu topa girdi oldukça da sert bir ‘siyasi polemik’ yaşandı.
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı, 367 krizi yeniden gündem oldu. Mumcu, Gül’ün adaylığını Bülent Arınç ve arkadaşlarının dayattığını ileri sürdü. Bu bir ‘sır’ değil ki… Kaç defa yazıldı, çizildi. O günün siyasi şartları farklıydı. Erdoğan bir denge arayışı içindeydi. Bir ‘geçiş dönemi’ arzu ediyordu. Meclis Başkanlığı seçiminde de benzer yaklaşım söz konusuydu. Orada da Arınç ağırlığını koydu. Başörtüsü kırmızı çizgiydi.
Erdoğan parti içinde nabız yokladı. Gül açık ara öndeydi. Milletvekilleri tercihini Gül’den yana koydu. Siyasi iklim ve koşullar pek elverişli değildi. Erdoğan’ın geçiş dönemi için adayı Vecdi Gönül’dü. En önemli kriter adayın eşinin başörtülü olup olmamasıydı. Gönül ismi bir adım öne çıkmıştı. O gece adı medyaya da düştü. Arınç, Erdoğan’a gitti. “Sen aday ol…” dedi. “Ya da” diye ekledi; “Abdullah Gül’ü aday göster… Yoksa ben aday olurum…” Gül’ün adaylığı o gece o görüşmede kesinlik kazandı.
Gül’ün seçilebilmesi için AK Parti milletvekillerinin oyu yeterliydi. Fakat bu kez ‘367 krizi’ ortaya çıktı. Meclis’in seçim için toplanabilmesi için 367 oya ihtiyacı vardı. O günün hakim güçleri 367 şartının arkasında durdu. Meclis’te Deniz Baykal’ın CHP’si 367 koşulunu savundu. Amaç Gül’e geçit vermemekti. Erdoğan’ı başka isim üzerinde uzlaşmaya zorlamaktı. Gözler Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar’a çevrildi.
Erkan Mumcu ANAP’ın başındaydı. Milletvekilleriyle birlikte oylamaya katılsaydı 367 saçmalığı başlamadan bitecekti. Mumcu en başta tavır koymakta zorlandı. Son dakikada ‘hayır’ dedi. Ve oylama sırasında milletvekillerini partide topladı. Mumcu’nun tavrının nedeni neydi? O dönem çok tartışıldı. Askerden sinyal aldığı en güçlü iddiaydı. Asker Gül’ün adaylığına şiddetle karşıydı. Çünkü eşi başörtülüydü.
Bir de 27 Nisan bildirisi yaşandı. Genelkurmay internet sitesinden siyasi içerikli muhtıra gibi bildiri yayınlandı. Hedefte AK Parti vardı. Sistem tıkanmıştı. Erdoğan ya geri adım atacaktı ya da şartları değiştirecekti. Ve ‘erken seçim’ kararı aldı. Kararı halk verecekti. Son söz milletin olacaktı. Seçmen tercihini çok net verdi. AK Parti sandıkları patlattı.
Bu kez Ak Parti Genel Merkezi’nde tartışma çıktı. Gül’ün yerine başka bir isim olamaz mıydı? Siyasi kavgaya değer miydi? Erdoğan bir süre tartışmaları izledi. Gül’den beklenen fedakarlık gelmedi. Ve Çankaya’nın yolu böyle açıldı. Peki 367 krizi nasıl aşıldı? MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışıyla… MHP oylamalara katılma kararı verdi. Siyasetin de sistemin de önünü açtı. Bugünlere böyle gelindi.
Erkan Mumcu ve Şamil Tayyar polemiğinde tartışmanın odağı buydu. Mumcu, Tayyar’ı ekranda düelloya davet etti. Tayyar ise X mesajıyla yetindi. Son olarak da Bülent Arınç tartışmaya katıldı. O gün yaşananları ve durduğu yeri kısaca hatırlattı. Mumcu’nun cevabı yine aynıydı; “Gel ekranda konuşalım…” Olabilir. Ülkenin nicedir unuttuğu siyasi tartışma fena olmaz. Fakat Arınç da Tayyar da Mumcu’ya o imkanı vermedi.
Zamanın ruhu diye bir şey var. Meseleye bakarken o günün şartlarını da dikkate almak lazım. Rahmetli Süleyman Demirel’in ifadesiyle “Dünün çamaşırları bugünün güneşiyle kurutulmaz.” Mumcu’nun öncelikle ‘367 tevbesi’ tevbesi yapması gerek. Oylamaya niye katılmadığını tüm çıplaklığıyla anlatması lazım. Söyledikleri elbette konuşulur, tartışılır… 367 tevbe ve özrü olmazsa olmaz… Sadece Erkan Mumcu da değil… Mehmet Ağar’ın o gün yaşananları kamuoyuyla paylaşması gerekir… Bu onların topluma bir borcudur…





