(The Turkish Post) – AYLA LEMAN ŞANLI
Toplumsal hafızamıza “Amirim” olarak kazınan, ilkeli, dik ve adaletin peşini bırakmayan o tavrıyla milyonların gönlünde taht kuran bir figürden bahsediyoruz: Erdal Beşikçioğlu.
Behzat Ç. karakteri, sadece bir televizyon kahramanı değil; sistemin çarklarına direnen, eğilmeyen ve kendi doğrularıyla yaşayan bir duruşun simgesiydi. Beşikçioğlu da bu karakterle öyle bir bütünleşti ki, canlandırdığı roller ve tiyatro sahnesindeki disipliniyle karizmanın, samimiyetin ve sert ama adil mizacın vücut bulmuş hali haline geldi.
Ancak ne yazık ki, kamuoyunun ve özellikle gençlerin gözünde “rol model” konumuna yükselmiş isimlerin yaşamlarındaki bazı kırılmalar, inşa edilen bu güçlü imaja gölge düşürebiliyor. Yasaklı madde ve esrar kullanımı gibi konularla anılmak, ne kadar büyük bir sanatçı olursanız olun, o sağlam ve karizmatik duruşun zedelenmesine yol açıyor.
Karizma; yalnızca oyunculuk yeteneğiyle ya da ekran karşısındaki havalı tavırlarla korunabilecek bir zırh değildir. Karizma, toplumun duyduğu güven ve saygıyla beslenir. “Amirim” imajıyla hafızalara kazınan bir ismin, toplumsal sağlığı ve yasaları ilgilendiren böyle bir madde konusuyla gündeme gelmesi, o yıllarca ilmek ilmek işlenen samimi ve güçlü profilin “karizmayı çizdirmesi” anlamına gelir.
Sanatçının bireysel hataları ile sanatını ayırmak elbette mümkündür; fakat toplumun gözündeki o sarsılmaz “amire” ve onun temsil ettiği değerlere duyulan hayranlık, böyle gölgelerle karşılaştığında maalesef derin bir hayal kırıklığına dönüşür. İstiyoruz ki, hayranlık duyduğumuz isimler sadece sahnede değil, duruşlarıyla da o karizmayı lekelemeden geleceğe taşısınlar.






















