MERCAN BULUT
(The Turkish Post) – Bu köşeden, Türk toplumunda yaşanan bazı psikolojik sorunları defalarca yazmaya çalıştım. Ancak yazmakla, problemlerin üstesinden gelinmiyor ne yazık ki. Ancak işin eğitimini almış ve yıllarca bu alanda eğitim vermiş biri olarak ifade edeyim ki, bundan sonra da buzdağın görünmeyen bazı yüzleri ortaya çıkacak. Çünkü Türkiye ile ilgili ne zaman bir internet sitesine göz atsanız, karşınıza ya bir kadın cinayeti, ya hayvan katliamı ya da trafikte insanların birbiriyle kavga görüntüleri düşüyor. Şunu dile getirebilirsiniz: Bu yaşananlar dünyanın her ülkesinde yaşanıyor. Evet haklısınız. Bugün Avrupa’da da Amerika ülkelerinde de benzer vakalar yaşanıyor. Ancak Türkiye’de olduğu gibi sistematik değil ne yazık ki.
Gelelim asıl konuya. Alman sigorta şirketi AXA, Ipsos ile ortak bir araştırma gerçekleştirmiş. “Ruh Sağlığı Raporu 2024” başlıklı çalışma, Türkiye’nin durumunu detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Raporun ayrıntılarını Turkishpost, ayrıntılı olarak kamuoyuna duyurdu. Araştırmanın detayını açıklayacak değilim. Ancak bazı kritik noktalara temas etmem gerekiyor. Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, Türkiye’nin yüzde 40’la birinci sırada olan ABD’nin hemen ardından yüzde 38 ile ruh sağlığı sorunları yaşayan kişilerin oranında dünya genelinde ikinci sırada bulunuyor olması. Yukarıda ifade ettim, sadece bizim psikolojimiz bozuk değil. Amerikan halkının durumu bizlerden hiç açıcı değil. Türkiye’nin ruh sağlığı durumunun bir önceki yıla göre yüzde 8 kötüleşme göstermiş. Araştırmaya göre; özellikle genç nüfus ve kadınlar arasında ruh sağlığı sorunlarının daha yaygın olduğunu gösteriyor. 18-24 yaş arasındaki gençlerin psikiyatrik sorunlardan mustarip olma olasılığı da oldukça yüksek. Şimdi bu rapor, şüphesiz Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile de eş güdümlü paylaşılmıştır. Şimdi asıl iş, bakanlık görevlilerine düşüyor. Söz konusu sorunların çözümü adına umarım bir takım çözüm önerileri ortaya koyarlar.
Ancak ümitliyim derseniz? Cevabım hayır olur. Geçmiş dönemde de benzer araştırma bilgileri, bakanlık personelinin önüne gitmişti. Ancak çözüm adına hiçbir adım atılmamıştı. O zaman çözümün kaynağı toplumsal değeri yüksek vakıflara ve derneklere düşüyor. Bakınız bir uzman olarak uyarmam gerekiyor. Gençlerimiz ve kadınlarımız ellerimizden kayıp gidiyor. Söz konusu rahatsızlıkların en büyük sorunu şüphesiz ki ekonomik durumla ilgili. Artık ülkede orta grup kalmadığı için, ya fakirsiniz, ya da aşırı zengin. Gençlerimiz her gün sosyal medya ağlarının içinde geziniyor. Orada bir grubun aşırı lüks yaşadığını, kolay para kazandığını ve sınırsız harcama limiti yaptığını görüyor. Kendi çevresindeyse, bunların hiçbirini göremiyor. Bundan dolayı da kolay para kazanma ve zengin olma hayali kuruyor. Bunun da birkaç çıkış noktası var şüphesiz. Kulağıma gelen bilgilere göre de, gençler okullarda ve arkadaş gruplarında uyuşturucu maddeleri satma eğilimi içerisinde. Bundan dolayı görevliler harekete geçmeli diyorum. Yine televizyon dizilerinde kendi yaşıtlarının lüks yaşantıları da gençlerin adeta gözlerine sokuluyor. Bu noktada bayanların ilgisini çeken sahneler dikkate veriliyor. Zengin bir aile çocuğu bulma arayışı ve gece kulüplerinde partner bulma gibi mecralarla mesaj veriliyor. Aslında gençlerin idolleri her zaman yaşıtları oluyor. Bundan dolayı da ekran gençlerin idolleri ile dolu. Ancak yüzde 80’i ise kötü örneklerle dolu.
Şimdi gelelim son noktaya. Türkiye’de ekonominin rayında olmadığını, sağır sultan bile biliyor. Benim yaşadığım ülkede, herkes bunu rahatlıkla görebiliyor. Her şeyi tozpembe göstermenin kimseye bir faydası yok. Tam aksine zararı var. Aile arasında geçimsizliklerin temelinde işsizlik ve gelir seviyesindeki yetersizlik var. Kadının ve çocukların beklentilerinin karşılanamaması sonucunda da, maalesef intiharlar ve aile katliamları yaşanıyor. Kadının aile bütçesine katkı için çalışma isteği de, ne yazık ki bazı gruplarda namus meselesi haline getiriliyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre, geçen yıl Türkiye’de en az 403 kadın, çoğu mevcut ya da eski eşleri veya kendilerine yakın diğer erkekler tarafından öldürülmüş. Bu resmi veriler ne yazık ki. Kadınlarımız göz göre, benliğini ve kişiliğini tamamlayamayan bireyler tarafından katlediliyor. Bu veriler yıldan yıla düşmesi gerekirken, her yıl da artarak devam ediyor. Adalet, İçişleri ve Aile Bakanlıkları da izlemek zorunda kalıyor. Çare açık. Bunun temeli iyi bir hukuk sistemi ve eğitimden geçiyor. Bu sağlanmadan kadın cinayetlerinin ve katliamların önüne geçilemez.
Bir cümlede, Türkiye’deki sabah programlarına söylemek istiyorum. RTÜK üyeleri hadi dizileri izlemiyor. Sabah kadın programlarını da mı izlemiyor. En azından sosyal medyadaki bazı görüntüleri izlemeleri bile yeterli. Maalesef, Türk toplumunda son dönemde ahlaki yozlaşma üst seviyede. Yakın akrabalar arasında yaşanan gönül ilişkileri, çocuklarının başka bir erkekten olmasına rağmen, bunu babanın 15 yıl sonra boşanma aşamasında öğrenmesi gibi vakalar mide bulandırıyor. Bir kadının bunu söylerken, fütursuz söylemleri de insanın midesini ağzına getiriyor. Yaptığı ahlaksızlığı, normal bir davranış gibi topluma pazarlamaya çalışıyor. İşte bunun temeli de yine ekranlarda Türkiye gündemine sokulan dizilerden kaynaklanıyor. Aile içi ensest ilişkiler, gayri meşru yaşama duygusu, zengin olma ve para harcama tutkusundan dolayı evli erkeklerle dost hayatı yaşama duyguları açıktan pompalanıyor. Dizinin bilinçaltında oluşturduğu duygular, zamanla toplumun genlerini bozuyor. Bugün sosyal hayatta yaşadığımız temel sorunların kaynağında da bu tarz bastırılmış duygular yer alıyor.
























