The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den koptu, Yeni Parti’yi kurdu. Cuma günü özellikle mi seçildi yoksa tesadüf müydü? Özel istifa dilekçesini yazdıktan sonra Hacıbayram Camii’ne gitti. Aynı saatlerde partinin kuruluş dilekçesi de İçişleri Bakanlığı’na verildi. Rakam merak konusuydu. Tam 91 milletvekili kurucu oldu. Parti resmiyet kazanır kazanmaz ‘ana muhalefet’ konumuna yükseldi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun başındaki CHP ise çok geriledi, MHP’nin ardından 5. sıraya düştü.
CHP’den büyük parça koparken Kılıçdaroğlu “Beni hiç ilgilendirmiyor… Yeni Parti ilgi alanımın dışında…” dedi. Nasıl ilgilendirmez, her giden senden gitti. İnsan ‘üzülerek izliyorum’ falan der. ‘Keşke gitmeselerdi’ der. Normal bir siyasetçi bölünmenin önüne geçmek için çaba gösterir. Ama ne Kılıçdaroğlu normal ne de siyasi iklim… Böylesini Türk siyaseti pek ender gördü. Partinin küçülmesine sevindi sanki Kılıçdaroğlu… Tipik bir siyasetçi zihniyeti; ‘Küçük olsun, benim olsun…’
Özgür Özel’in Hacıbayram Camii’ne giderek ‘cuma namazı’ kılmasını yadırgayanlar ve diline dolayanlar oldu. Din, cami ve kutsallar bu toprağın bir gerçeği… Toplumun tüm kesimlerden oy almayı hedefleyen parti liderinin olağan davranışı… CHP siyasetin merkezinde yer alan bir partiydi. Özel’in Yeni Partisi ise ‘toplumun merkezini’ hedefledi. Doğru ve isabetli bir politika… İddiasını ne denli gerçekleştirebilecek? Zaman gösterecek… Cami ile din ile barışık olmayan bir siyasi teşekkülün bu topraklarda büyüme potansiyeli son derece sınırlı… Tabii ‘istismar ve siyasetine sermaye yapmamak’ koşuluyla… Arada çok ince bir çizgi var.
Özel tek başına değildi. Arkadaşları da yanındaydı. Vatandaş da yoğun ilgi gösterdi. Namaz sonra Anadolu Kulübü’ne kadar yürüdü. Bir kortej halinde… ‘Atatürk’ün izinde…’ de denebilir. Atatürk de Meclis’i açarken Hacıbayram’a gelmiş, dualar okutmuştu. AK Parti’nin içinde bulunduğu muhafazakar siyaset bunu sık sık hatırlar ve hatırlatma gereği duyar. Özel’in Kemalist ve laik kimliği oldukça köşeli ve sert… Ve fakat cami ile de barışık… Memleketi Manisa’dan yansıyan fotoğrafları hatırlıyorum.
‘Yeni Parti’ isim olarak fena değil. Kısaca YEP denir mi? Muhtemelen muhalifleri bu kısaltmayı kullanacak. YEP’in çağrışımı da kötü değil. Mevcut siyasi yapı çok yıprandı. Toplumun veya seçmenin bir ‘yeni arayışı’ söz konusu… Mevcut partiler iktidarıyla muhalefetiyle ağır bir ‘güven kaybı’ yaşadı. Bazı dönemlerde sadece iktidar yıpranmaz, muhalefet de yıpranır. Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararını sineye çekmesinden sonra CHP toplumun gözünden düştü. Toplumun ‘Yeni Parti’ iyi isim olarak benimsemesi zor olmaz.
Peki politikalar yeni olacak mı? Asıl can alıcı soru bu? Veya ne kadar yeni olacak? İkinci CHP mi olacak yoksa gerçekten Yeni Parti mi olacak? Milletvekilleri dışında dışarıdan yeni kadrolar partiye taşınacak mı? Sokaktaki insan ‘yeni yüzler’ de görmek ister. Özel koltuğa oturur oturmaz topluma doğru yürüdü. Hemen her şehirde miting yaptı. Ankara’da oturmadı. Yozgat gibi sağın kalesi olan bir şehirde traktörlerle çiftçi mitingi düzenledi. Nitekim sosyal medya hesabına da o mitingden fotoğraf koydu. Özel’in CHP’yi toplumsallaştırma çabasını göz ardı etmemek lazım. Yeni Parti’de de bu artarak sürecek. Özel söylediği gibi iktidarı hedefliyorsa halkın anlayacağı şekilde ‘yeni hatta yepyeni politikalar üretmek’ zorunda… Demokrasi, ekonomi, adalet, ahlak… Sorunlar çok ağır.
Yeni Parti’nin kırmızı renkli logosu tartışıldı. Belirgin ve dikkat çekici karakteri var harflerin… AK Parti içinden bir alkol markasına benzetenler çıktı. Özellikle N harfinin Netfliks’i çok andırdığı gerçek. Biraz aceleye gelmiş gibi… Oysa aylardır gündemdeydi. Daha hazırlıklı olması beklenirdi. Fakat üzerinde rötuş yapmak mümkün. AK Parti’nin kuruluşu sırasındaki ampül amblemi basitti. Hatırlayanlar olacaktır. Sonradan daha estetik hale getirildi. Unutmamak lazım ki Yeni Parti serin zamanlarda değil, sıcak ve olağanüstü siyasi iklimde kuruldu. Kervanın bir an önce yola çıkması gerekiyordu. Aksaklılar yolda düzelecek…
Özel bugün ekibiyle birlikte Anıtkabir’e Atatürk’ün huzuruna çıktı. Partinin kuruluşunu deftere yazdı. “Emanetiniz olan Cumhuriyetimiz bugün ne yazık ki çoklu krizlerle karşı karşıyadır. Kuşatılan mirasınızı koruma görevi YENİ Parti’nin kadrolarına emanettir” dedi.
Yeni Parti’nin yeri Hacıbayram ile Anıtkabir arasında… Siyaset sık sık cami ile Anıtkabir’i karşı karşıya getirdi. Ve her defasında kazanan cami oldu. Özel, Yeni Parti’yi camiden uzak bir yere konumlandırmadı. Cami ile de barışık Anıtkabir ile de… Siyasetin ve toplumun aradığı sentez bu… Başarabilir mi? Kolay değil. Bu biraz da kadrosuna bağlı… Sloganlarla veya sembolik hareketlerle bir yere kadar… Kabul etmek lazım ki ilk düğmeyi doğru ilikledi… Bakalım arkası nasıl gelecek?




















