(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Nasıl futbol skordan ibaret değilse, siyaset de sadece sonuçtan ibaret değildir. Üsküdar seçimini dördüncü turda AK Parti-MHP ortaklığı kazandı.
Silivri’de mahpus olan CHP’li Sinem Dedetaş’a AK Parti’li Dündar Ziya Gültekin vekalet edecek. Netice bu… Fakat süreç ve bu noktaya nasıl gelindiği de siyasi açıdan çok önemli. Çünkü son bir kaç ay içinde yaşananlar siyaset tarihe geçti ve kolay kolay da unutulmayacak. Özellikle de demokratik kriterler açısından sorgulanacak.
31 Mart’ta AK Parti İstanbul’un birçok ilçesi gibi Üsküdar’ı da kaybetmişti. Belediye Meclis’inde CHP’nin ezici üstünlüğü vardı. CHP-MHP bloğunun 17 üyesine, karşılık 29 sandalye elde etmişti. CHP’li belediyelere dönük operasyonlardan Üsküdar da nasibi aldı. Başkan Sinem Dedetaş tutuklandı ve hapishaneye gönderildi. Ağustos ayında ‘başkan vekili’ seçimi yapıldı. CHP’nin adayı kazandı. AK Parti itiraz etti. Oylamanın yenilenmesini istedi. İtirazı kabul edildi.
Oyması öncesi Üsküdar’da olağanüstü gelişmeler yaşandı. Kimi CHP üyeleri tutuklandı. Bazısı saf değiştirdi. CHP’den ayrıldı, AK Parti’ye geçti. Üstünlüğü yitiren CHP ve Yeni Parti yaşananlara sert tepki gösterdi. Tablo iktidar lehine değişti. Her şey kamuoyunun gözler önünde cereyan etti. Siyasi gündemin yoğunluğu içinde fazla üzerinde durulmadı. Fakat tabloda değişim siyaset tarihinin nadir gördüğü türdendi. Oylamanın gölgesinde operasyonların sürmesi bazı soru işaretleri doğurmadı değil.
CHP’den ayrılan bir üyenin telefon görüşmesi medyaya yansıdı. Açıkça tehditlere maruz kaldığını anlatıyordu. Engelleri çocuğu ve eşinden söz ediyor ‘mecbur kaldığını’ ağlayarak dile getiriyordu. Tehdit iddiası üzerine yargı harekete geçti. İddiayı incelemeye aldı. Türk siyaseti ‘parti değiştirmeye’ yabancı değil. Gerek milletvekilliği gerekse başkan düzeyinde seçildiği siyasi pozisyonu terk ederek karşı tarafa geçenleri çok gördü. Tüm partileri turlayanlara bile tanık oldu.
Bir ilçe düzeyinde oylamanın kaderini tamamen etkileyecek bu denli keskin değişim dikkat çekiciydi. Başkan partisini değiştirebilirdi. Son dönemde örneğine sık rastlandı. Büyükşehirlerde bile CHP’den AK Parti’ye geçiş yaşandı. Topuklu Efe diye nam salan Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu AK Parti rozeti taktı. Ve gururla da taşıdı. Parti değiştirmek de siyasi etik açısından sorgulanır. Seçmene sadakat meselesi tartışılır.
Operasyon veya tehdit gibi unsurlarla üyelere yönelmek siyasetin bugüne kadar tanık olduğu vakalardan değildi. İstanbul büyükşehir yitirildikten sonra Üsküdar gibi bir ilçenin ne önemi vardı. İktidar Üsküdar’a çok yüklendi. İtirazı üzerine ilk oylamayı iptal ettirdi. Biraz Ekrem İmamoğlu’nun seçimini iptalini andırdı. İktidar burada sonuç aldı. Oylama gününe kadar sıradışı bir dizi siyasi gelişme yaşandı. Üstünlüğü elde edince de oylamaya geçildi. Ve AK Parti – MHP ittifakı kazandı.
Üsküdar’ı bu şekilde kazanmak ‘siyasi başarı veya zafer’ olarak görülebilir mi? Böyle bir zafer insanın içine siner mi? Siyaset sadece sahada değil masa başında da şekillenir. Ancak daha ince ve kabul edilebilir taktiklerle… Üsküdar örneğinde masa başı çok açık oynandı. CHP’li üyeler göz göre göre ya devşirildi ya da oy kullanamaz hale getirildi. Yani her türlü yöntem sonuna kadar kullanıldı.
Neresinden bakılırsa bakılsın, Üsküdar seçimi oylama öncesinde yaşanan olağanüstü gelişmelerle siyaset tarihine geçti. AK Parti açısından bir başarı veya zafer olduğu kanaatinde değilim. Demokratik kriterler ile siyasi etiğe uygun düştüğünü söylemek çok zor. CHP – Yeni Parti bloku oylamayı kaybetti. Ama AK Parti- MHP ittifakı da gerçekte kazanmadı. Kağıt üzerindeki başarı kesinlikle siyasi bir kazanç değil. İktidar belki günü kurtardı ama itibarını da geleceğini de yeterdi. Tabela kimseyi aldatmasın, siyaset skordan ibaret değil…
























