(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Galiba sadece Türkiye’de değil, dünyanın her ülkesinde ünlü isimlerin mahremine karşı, büyük bir hassasiyet söz konusu. Tanınmış bir kişinin özel hayatına ilişkin bir video servis edildiğinde, insanlar avını bekler gibi hemen hücum ediyor. Leş kargaları gibi, söz konusu ünlülerin özelini parçalıyorlar. Bunu yaparken de zerre bir pişmanlık duymuyorlar.
Bunun birçok sebebi var bilinçaltımızda. İnsani zaaflarımız, kusurlarımız ya da yetersizliklerimizi ünlülerin hayatlarında gördüklerimizden olsa gerek, onlarla ilgili özel bir durum ortaya çıktığında pür dikkat kesiliyoruz. Kim bilir, bazılarımız da bu zaafların ortaya çıkmasından olsa gerek, zahmetsizce deşarj imkânı buluyor. Sosyal medyanın kontrolsüz ortamında o videolar, rüzgârın bir yaprağı savurduğu gibi oradan orada gidip geliyor.
Kimimiz için de temizinden bir gıybet ve dedikodu kazanı kaynatmak için bulunmaz bir fırsat oluyor başkalarının özel hayatı. Hemen özel hayatlar bir bohça gibi ortaya açılıp, adeta didik didik ediliyor. Zahmetsizce bir şahsın özel hayatı ya da ilişkisi toplumun diline pelesenk oluyor. Birkaç gün sonra da siyasiler, sanatçılar ya da mankenler bir köşeye fırlatılıp atılıyor.
Aslında bu, zamanın insanı kendi içine ne kadar hızlı hapsettiğinin de bir göstergesi. Çünkü sosyal medyada da olsa özel hayatlar en fazla iki gün konuşuluyor. Üçüncü gün hayat yeniden başlıyor. Birilerinin zafiyetleri de mazinin tozlu raflarını fırlatılıp atılıyor.
SİYASİ KUMPASLAR, BEDELLER ÖDETTİRİR
Geçtiğimiz günlerde Türkiye gündemine baktığımda hiç de şaşırmadığım bir şeyle karşılaştım. Bu kez kameraların hedefinde eski Şişli Belediye Başkanı ve CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül vardı. Videonun içeriği beni zerre ilgilendirmiyor. Sarıgül’ün özel hayatı sadece kendini ilgilendirir. Tercihleri de öyle.
Ama konu bir siyasetçi olunca öyle şeyler olmuyor ne yazık ki. Matematikte olduğu gibi 2+2=4 olmuyor maalesef.
Bunun bir sonucu olacak. Ne olacağı şimdiden belli gibi. Sarıgül, daha fazla baskılara dayanamayacak ve bayrağı bırakmak zorunda kalacak. Çünkü kaset komplolarının hedefi budur.
Burada sorgulanması gereken bu kurguyu ve kumpası bir siyasetçiye kim ya da kimlerin yaptığı. Türkiye’nin tanınmış bir siyasetçisi bile böyle bir kumpasa maruz kalıyorsa, gelin gerisini siz düşünün. Umarım sadece iddia olunan kadardır. Gerisi varsa, muhalefet partisi düşünsün dursun.
Sayın Sarıgül, partisine iyilik yapmak istiyorsa, bir adım geri atmalıdır. Tepkiler dinene kadar partisinden mutlaka istifa etmelidir. Bu durum onun için zor olmamalı. Tam aksine daha güçlü dönmesi için bir fırsata dönüştürmeli.
OLAYIN SONUCU KİME YARADI SAHİ?
Siyasetin dizaynı sadece Türkiye’de değil, üçüncü sınıf ülkelerde de kaset komplolarıyla yapılıyor. Ancak 70’ine gelmiş Sarıgül’ün siyasi bir vizyon düşüncesi olmadığına göre, muhtemel bir çıkar kavgasından kaynaklı bir durum söz konusu olabilir.
Diyorum ya… Geçmiş yıllarda da CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal başta olmak üzere MHP’nin üst düzey yöneticilerine yönelik de bazı komplolar servis edildi. Bunun arkasında FETÖ’nün olduğu bile iddia edildi. Hatta bu konuda “özel hayatını gizliliğini ihlal” iddiasıyla kamu davaları açıldı. Bazıları hâlâ devam ediyor.
Geçmişte tamam FETÖ vardı. Diyelim ki, bunlar siyaseti dizayn etmek maksadıyla bunları yaptı. 15 Temmuz’dan sonra FETÖ bittiğine göre; Sayın Sarıgül’e bu kumpası kim ya da kimler kurdu? Asıl mesele bu.
Artık derin devlet operasyonu mu dersiniz, gündemi değiştirme çabası mı, FETÖ usulü mü, mafya mı, kararı siz verin.
Türkiye ne yazık ki, hemen her yıl bu görüntülerden biriyle birkaç gün meşgul oluyor. Hepimiz değilse de neredeyse çoğunluğumuz izliyoruz; çok azımız bu arzuya karşı koyabiliyoruz.
O zaman Türkiye’nin meşhur istihbaratçılarından Prof. Dr. Mahir Kaynak’ın sözünü hatırlamakta fayda var sanırım. “”Bir olay olduğunda, olayın failini bulmak istiyorsanız olayın sonucunun kime yaradığına bakın.”
Sahi sonuç kime yaradı?
Mustafa Sarıgül ve Sarıgül ailesine yaramadığı aşikâr!





















