(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Bazen bir teknik adam değişikliği sadece takımın değil, şehrin havasını da değiştirir. Bir anda diplerde gezinen takım, bir anda adeta şaha kalkar. Zirvelere doğru tırmanmaya başlar. İşte Trabzonspor’da yaşanan hava değişikliği de bunun bir göstergesi. Abdullah Avcı ve Şenol Güneş ile bir türlü istikrar yakalayamayan Trabzonspor çare olarak kendi öz evladı Fatih Tekke’ye sarıldı. Futbolculuğunda olduğu gibi hocalığında da beyefendi kimliği ile bilinen Fatih Tekke, gelecek vaat eden oyuncularla iyi bir armoni oluşturdu. İstanbul takımlarının milyonlarca Euro harcayarak kurdukları kadroların aksine, düşük bütçelerle iyi bir takım oluşturdu.
Tecrübeli isimlerle de, gençleri iyi kaynaştırdı. Sonuç ortada Tekke, takımı zirve yarışının içerinde tuttu. Kendi ağzından şampiyonluk ifadesi hiç çıkmasa da, bu kadroyla bu başarı bence teşekkürü hak ediyor. Tabii ki eleştirilecek yönleri yok mu? Olmaması mümkün değil! Ama öncelikle eleştirilmesi gereken Trabzonspor yönetimi olmalı. Şayet bugün takımın yedek kadrosu yetersizce sorumlusu Fatih Tekke değildir. Bu kadronun şampiyonluk için yetersiz olmasının sorumlusu Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetim kuruludur.
Bordo Mavili takımda, teknik direktör değişimleri çoğu zaman yalnızca bir isim değişikliğinden ibaret olmaz. Aynı zamanda bir ruh arayışıdır. Trabzonspor’da hocalık koltuğuna oturan Fatih Tekke için de Kayserispor karşısında alınan galibiyet tam olarak böyle bir başlangıç anlamı taşıyor. Bu galibiyet yalnızca üç puan değil; yeni bir hikâyenin ilk cümlesidir aynı zamanda.
Tekke’nin sahaya yansıttığı ilk tabloya bakıldığında, en belirgin değişimin takımın mücadele iştahında olduğu görülüyor. Trabzonspor uzun zamandır eleştirilen o dağınık görüntüsünden bir ölçüde uzaklaşmış, sahada daha sıkı duran bir takım kimliğine yaklaştı. Hatlar arasındaki mesafenin kısalması, savunma bloklarının daha disiplinli durması ve özellikle ilk bölümdeki ön alan baskısı, Tekke’nin zihnindeki oyunun ipuçlarını verdi.
TEKKE’NİN DOKUNUŞU VE YÜKSELEN PERFORMANSLAR
Bu noktada şunu teslim etmek gerekir: Trabzonspor sahada bir teknik direktör dokunuşu hissettirdi. Oyuncuların ikili mücadelelerdeki isteği, topu geri kazanma çabası ve zaman zaman uygulanan agresif pres, teknik adam değişiminin psikolojik etkisini net biçimde gösterdi. Tekke’nin oyunculuk döneminden aşina olduğumuz mücadeleci karakterin takımada yansımaya başladığını söylemek mümkün. Evet, oyunun son bölümünde takımın ritminin bozulmasının sorumlusu da yedek kulübesinin yetersiz olmasıdır. Oyundan çıkan oyuncuların yerine giren futbolcuların yetersiz olmasını da yönetim ayrıca düşünmelidir.
Buna rağmen, her başlangıç gibi bu galibiyetin de satır aralarında bazı soru işaretleri gizli. Trabzonspor hücum organizasyonlarında hâlâ aradığı akıcılığı bulmuş değil. Yerleşik savunmaya karşı üretkenlik sınırlı kalırken, birçok pozisyonun bireysel çabalarla şekillendiği dikkatlerden kaçmıyor. Bu durum kısa vadede sonuç getirebilir; fakat uzun vadede sistemli bir hücum planına ihtiyaç olduğunun da işaretçisi. Ancak Fatih Tekke’nin kalan 9 maçta elinde alternatif var mı derseniz; cevabım hayır olacaktır. Çünkü yedek kulübesinde skora etki edecek hiçbir oyuncu bulunmuyor ne yazık ki…
TEKKE’NİN ELİNDE SİHİRLİ DEĞNEK YOK!
Bir diğer dikkat çeken nokta ise orta saha geçişleri. Trabzonspor’un baskısı kırıldığında savunma hattının zaman zaman geniş alanlar bırakması, Kayserispor’un hızlı çıkışlar yakalamasına neden oldu. Bu, Tekke’nin üzerinde çalışması gereken önemli bir denge meselesi olarak duruyor. Yine de adil olmak gerekir. Bir teknik direktörün takıma kimlik kazandırması birkaç antrenmanla gerçekleşmez. Fatih Tekke için Kayserispor galibiyeti bir sonuçtan çok bir işaret niteliğinde. Sahada henüz tamamlanmamış ama şekillenmeye başlayan bir oyun fikri var.
Trabzonspor taraftarı uzun süredir yalnızca kazanmayı değil, kendini sahada gösteren bir takım izlemeyi özlüyor. Çünkü geçen yıl hem Abdullah Avcı hem de Şenol Güneş döneminde alınan başarısız sonuçlar sadece takımın değil, taraftarın da heyecanını aldı götürdü. Özellikle Avcı ve Güneş döneminde takımın hiçbir deplasman maçını kazanamamasına karşın, Tekke döneminde deplasmanlarda takımın oyun ve skor anlayışı taraftar için büyük bir değer taşıyor. Şayet Fatih Tekke bu enerjiyi disiplinle birleştirebilir ve hücum organizasyonlarını daha sistemli hale getirebilirse, bu galibiyet sezonun sıradan bir üç puanı olmaktan çıkıp yeni bir dönemin başlangıcı olarak hatırlanabilir.
Kısacası: Trabzonspor’da Fatih Tekke döneminde yeni bir sayfa açıldı. Kayserispor maçında alınan 3 puanla da bu başarı farklı bir noktaya evirildi. Bu açıdan o sayfanın ilk cümlesi umut veriyor. Fakat hikâyenin nasıl yazılacağını zaman gösterecek. Mayıs ortasında her şey ortaya çıkacak. Tekke’nin ve takımın başarıyı bir üst seviyeye çıkarması içinde, yönetimin sözden ziyade icraata geçmesi gerekiyor. Çünkü Tekke’nin elinde sihirli bir değneğin olmadığını herkes biliyor.






















