(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sürpriz çıkış geldi. Grup toplantısı sonrası ayak üzeri gazetecilerin sorularını cevaplandırırken ‘İmralı heyeti randevu isterse veririm’ dedi. Bu kadar önemli bir konuda neden soruyu beklediği akla gelebilir. Grup konuşmasında konuya değinebilir, süreçle ilgili ‘yeni pozisyonunu’ temellendirebilirdi.
Evet, bu Erdoğan için ‘yeni pozisyon’ anlamına geliyor. Bugüne kadar ihtiyatlı davrandı ve uzak durdu. Terörsüz Türkiye başlığı altında genel değerlendirmeler ve ortağı Bahçeli’nin çıkışlarına destek vermekle yetindi. Uzak duruşu çeşitli soru işaretlerini doğurdu. DEM’den muhalefete kadar diğer partiler Erdoğan’ın sürece dahil olması çağrısı yaptı.
DEVA Lideri Ali Babacan, Bahçeli’ye seslenerek ‘Cumhurbaşkanını da arayın ve süreçle ilgili cesaretlendirin…’ dedi. DEM Heyeti, ilk İmralı ziyaretinin ardından partileri dolaştı. AK Parti lider düzeyinde değil düşük profille heyeti ağırladı. Erdoğan görüşmeye katılmadı. Yaklaşık iki hafta önce Öcalan’dan beklenen çağrı geldi. Erdoğan yine heyecansızdı, ‘Yeni safha’ dedi.
BAHÇELİ’NİN KARARLILIĞI
Bu arada Bahçeli açıklama üstüne açıklama yaptı. Ve herkesi şaşkına çevirecek şekilde ‘el de yükseltti’. Öcalan’dan ‘PKK’nun kurucu önderi’ diye söz etti. Bu o kadar ileri adım ki kamuoyu hazmetmekte zorlandı. Özellikle MHP’nin dilinden düşürmediği ‘Terörist başı, İmralı canisi, bebek katili’ gibi sıfatların yerini ‘kurucu önder’ kavramı aldı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in gazeteci Nagehan Alçı’ya ‘söyledikleri’ bu ifadenin bir dil veya kalem sürçmesi değil ‘bilinçli’ şekilde kullanıldığını gösterdi; ‘Kabul edelim ya da etmeyelim, bu teknik bir gerçeklik… Genel Başkan bu gerçekliği dile getirdi. Bazı şeyleri Türkiye’nin aşması lazım…’. MHP sonunda kadar ‘kurucu önder’ ifadesinin arkasında.
Bahçeli’nin MHP’nin kendilerini fazlasıyla aştığı bir realite fakat Türkiye aynı hızla aşabilir mi, soru işareti. Bu kadar keskin dönüş ve manevrayı hiçbir toplum kaldıramaz. Bahçeli’nin hızına yetişmek mümkün değil. Bugün ‘teknik gerçeklik’ diye açıklanan durumun yarın ‘siyasi gerçekliğe’ dönüşmemesi mümkün değil. Hatta dönüştüğü bile söylenebilir.
Gelinen aşamada Erdoğan da daha fazla uzak duramayacağını anladı. Ve ‘Görüşürüm…’ dedi. Belli ki soruyu bekliyordu. Bir emri vakiyle karşılaşmadı. Çünkü ‘bayram ikramiyesi’ sorusuna ‘Daha ne olsun… Beni dolduruşa getiriyorsun…’ diye tepki gösterdi. Aynı tavrı ‘DEM heyeti…’ sorusunda da tekrarlayabilirdi. Olumlu cevabı soruyu beklediğini gösteriyor. Bir cümle yerine etraflı bir açıklama daha sağlıklı olmaz mıydı? Olurdu elbette… Erdoğan Bahçeli gibi hızlı değil ‘ağır adımlarla yürümekten’ yana.
ERDOĞAN’LA FOTOĞRAF SÜRECE YENİ BİR İVME KAZANDIRACAK
Erdoğan’ın ‘tutum değiştirmesinde’ Suriye gelişmeleri etkili oldu mu? PKK’nın Suriye kolu YPG’nin lideri Mazlum Abdi Şam’da Ahmet El Şara ile 8 maddelik anlaşma imzaladı. Anlaşma farklı yorumlara neden olsa, tam aksi sonuç çıkaranlar bulunsa da ‘silah bırakma ve Şam yönetimine katılma kararının’ Ankara’nın beklentisini karşıladığı söylenebilir.
DEM heyeti randevu ister mi sorusu abes… Erdoğan’ın çıkışının DEM’de heyecana sebep olmaması mümkün değil. En kısa sürede randevu talebinde bulunacakları kesin… Erdoğan’la görüşme ve fotoğrafın sürece yeni bir ivme kazandıracağı aşikar. Neler konuşacaklarını az çok kestirmek mümkün… Silah bırakma ve örgütü tasfiyenin yanısıra AK Parti iktidarından beklenen ‘demokratik açılım’ masaya gelecek. Erdoğan ve AK Parti sözcüleri Öcalan ve DEM’in ısrarla vurguladığı ‘demokratikleşme’ konusunda elini göstermedi.
AK Parti iktidarının tepkilere rağmen vazgeçmediği ‘kayyım politikasına’ Öcalan’ın yaklaşımı gündeme gelir mi? DEM heyetinde de yer alan Eş Başkan Tuncer Bakırkan’ın İmralı görüşmesinden aktardığı bir anekdot var: ‘… Öcalan döndü ve bize dedi ki; “Bu son aydınlara, yazar çizerlere yapılan operasyonlar, İstanbul Barosu’na yapılan operasyonlar, kayyım atamaları bir sabotajdır. Bu böyle olmaz.” Ve bunları söylerken sesini çok yükseltti. Bunlar sayın Öcalan’ın kendi sözleri…’.
Erdoğan bundan tabii ki haberdar… ‘Sabotaj’ ithamının muhatabı AK Parti iktidarı… Ve oldukça da ağır bir suçlama… Görüşmede kayyım gibi zor sorunların da aşılacağı anlamına gelir mi? Gelmesi lazım… Bir bahar havası estirecektir. Ve bundan kayyım politikası da payına düşeni alacaktır.
Ben en çok ‘demokratikleşme’ konusunda konuşulacakları merak ediyorum. Söz gelimi genel af veya kapsamlı infaz düzenlemesi gündeme gelecek mi? Selahattin Demirtaş gibi siyasi mahpuslar ve PKK’lı mahkumların durumu ne olacak?
Erdoğan’ın eksikliği sürecin en büyük boşluğuydu. Şimdi o boşluk ortadan kalkıyor. Tarihi önemdeki görüşmeden sonra daha somut adımların atılması beklenebilir.





















