(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Gözler MHP grup toplantısındaydı. 29 Ekim resepsiyonuna katılmayan Bahçeli sessizliğe gömülmüştü. Erdoğan’la özellikle KKTC seçimleriyle ilgili görüş ayrılığı gizlenemez boyuttaydı. Ortağına kırgındı. Beştepe’deki programa MHP’den kimseyi göndermemişti. “İttifaka son…” diyebilir miydi? Genel kanaat ve beklenti ‘kırgınlığa rağmen ortaklığa devam’ yönündeydi. Bahçeli bu… Ne yapacağı belli olmaz.
MHP’ye yakın yayın organları ‘grup toplantısı’ anons haberi yapmış, heyecanı yükseltmişti. Bahçeli’nin ‘önemli mesajlar’ vereceği duyurulmuştu. Ortaklar arasındaki çatlaktan ‘su sızıyordu’. MHP Lideri her zamanki gibi kısa adımlarla grup salonuna doğru yürüdü. Medyanın ilgisi olağanüstüydü. Sağında ve solunda parti kurmayları… Kürsüye ‘promtır’ denen cam ekranlar kuruldu. Bahçeli de camdan konuşuyordu.
MHP Lideri “Resepsiyona niye gitmemişim… Yok Kıbrıs politikasında anlaşmazlık varmış… Geçiniz beyler geçiniz… İddia sahiplerinin hepsi çuvalladı, yine ters köşeye yattı…” Bir dakika hemen geçmemek lazım. Kıbrıs konusunda MHP ile AK Parti arasında ‘görüş ayrılığı’ yok mu? Erdoğan’ın açıklamaları ortada… Bahçeli’nin söyledikleri de… Cümleler birbirine benziyor mu? O satırları kim okusa aradaki derin farkı, hatta uçurumu görür.
Bahçeli’nin KKTC açıklamaları ciddi değil miydi? Şaka mı yaptı yoksa? Erdoğan ve Bahçeli’nin KKTC açıklamalarını okuyan biri başka sonuç çıkarabilir mi? Cümleler açık ve netti. Ve de yalın… Şifre ve imadan uzaktı. İlkokul seviyesindeki bir çocuktan üniversitedeki profesöre herkesin anlayacağı ‘politik farklılık ve görüş ayrılığından’ başka şey değildi. Bahçeli’nin ifadesiyle ters köşeye yatan ve çuvallayan iddia sahipleri değildi.
“29 Ekim’de özel durum olamaz mı?” Bu soru da Bahçeli’ye ait… Olabilir niye olamasın. Rahatsızlık olabilir. Başka işi çıkabilir. Böyle bir bahane veya mazeret Bahçeli’nin katılmamasını açıklar elbette. Peki MHP milletvekilleri niye katılmadı? Hepsinin mi özel durumu vardı? MHP’de herkes birlikte mi hastalandı? Hayır… O özel durum o gün kamuoyuna söylenemez miydi? Çatlak olduğu yorumlarının önü alınamaz mıydı?
Benim Bahçeli’nin açıklamasında en çok takıldığım cümle şu; “Belki de turnusol kağıdı gibi kimin kiminle iş çevireceğini, ne söyleyeceğini, kafasının içindekilerin deşifresi için imtihan vesilesi görmüş olamaz mıyız?” İfadeye bak… Türk siyaseti bugüne kadar böylesini görmedi. MHP Lideri kamuoyu ve medyayı imtihana tabi tutmuş… ‘Bakalım ne diyecekler…’ diye. Bu imtihana Erdoğan da dahil mi acaba?
Ortağının da ne yapacağını görmek istemiş olamaz mı? Görmüştür herhalde… Boşalttığı yer hemen dolduruldu. Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ilk kez resepsiyona davet edildi, Erdoğan’ın yanında baş köşede yerlerini aldı. Bahçeli’nin yedeği hazırdı yani. İlla da ‘imtihan’ olarak yorumlanacaksa bu daha mantıklı ve sağlıklı olur. Ben sanmıyorum, Bahçeli’nin milleti bir sınava tabi tutacağını… Onun ifadesiyle ‘geçiniz efendim geçiniz…’.
Bahçeli lafı epey dolaştırdıktan sonra “MHP ile Cumhur ittifakı arasında ne bir görüş ayrılığı ne de siyasi bir ihtilaf asla, kata söz konusu değildir” dedi. “Can ile Canan arasında hadise var…” diyen Fehmi Koru’ya direkt cevap verdi; “AK Parti ile aramızda hadise değil, iki tarafı sımsıkı saran bir hakikat vardır. Akılları ve vicdanları ipotekli olanların bunu anlaması mümkün değildir”. Bahçeli, medyada çıkan haber ve yorumları önemser. Ve de etkilenir, politikalarını buna göre belirler.
Belli ki yine medyayı yakın izlemiş, yorumları satır satır okumuş. Yorumlar bir panik ve politika değişikliği doğurmadı. “İttifaka devam…” dedi. AK Parti veya Erdoğan’dan da beklediği ilgiyi görmedi. Küstüğüyle kaldı. Ve işi şakaya vurmaya kalktı. Ama hayır sözleri ortaklar arasında sorun olmadığı anlamına gelmez. Görüş ayrılığı had safhada… Sadece KKTC seçimleri falan değil. İki parti çözüm süreci başka olmak üzere temel konularda ayrışmış durumda.
Bahçeli Meclis’ten ayrılırken gazetecilere “Hukuki yollar sonuca ulaşmıştır. Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi hayırlara vesile olacaktır” derken ittifakın temellerine dinamit koymuş olmadı mı? Erdoğan ‘Demirtaş’ın tahliyesinin hayırlara vesile olacağına’ inanıyor mu? Al bir tartışma daha… Demirtaş’ın kapısını Bahçeli mi açacak? Erdoğan ne güne duruyor? MHP Liderinin hemen her konuda kendini öne çıkarması rahatsız edici değil mi? İmralı’nın değerlendirmelerinde Bahçeli’ye övgüler dizilirken Erdoğan’ın geçiştirilmesi AK Parti’yi huzursuz etmez mi?
Bahçeli’yi anlamak gerçekten zor. Bir yanda ‘sorun yok, ortaklığa devam’ derken diğer yandan ittifakın temellerine dinamit koyacak açıklamalar yapmak… MHP tarzı siyaset olsa gerek. AK Parti ile MHP arasındaki ittifak ilişkisi üzerine ileride kafa yoracaklar en çok Bahçeli’nin dilini çözmekte zorlanacak. Siyaset çatallı üslup ve söyleme aşinadır fakat herkesin ‘gördüğü ve bildiği ‘var’ı, ‘yok’ diye anlatmaya çalışmak da Bahçeli’ye özgü olsa gerek.
MHP’nin eli eskisi gibi rahat değil. 29 Ekim resepsiyonunda boşalttığı yerin Davutoğlu ve Babacan tarafından doldurulduğunu gören Bahçeli başka ne yapabilirdi…























