(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Mecli’sin ‘en uzun günü’ olmadı. Genel Kurul’un mesaisi kısa sürdü. Tarihi oturumda görüşmeler komisyon kadar uzamadı. Gerilimin dozu da düşüktü. Partiler arasında ittifak olmamasına rağmen ‘evet oyları’ rekor kırdı. 467 milletvekili ‘kabul oyu’ kullandı. ‘Hayır’ diyenler 87’de kaldı. Bir nitelikli çoğunluk beklentisi vardı fakat bu kadar yüksek rakam tahmin edilmiyordu. 467 el barış veya huzur umuduna kalktı. Evet, bir umut bu… Barış yolunda en ciddi adım… Yasanın adı çerçeve… İçi boş kalmayacak elbette… Nasıl dolacağını süreç belirleyecek…
Neredeyse her parti fire verdi. MHP’den İzzet Ulvi Yönder oylamaya katılmadı. Teklifin altında imzası da yoktu. AK Parti’den mazeret bildirerek Genel Kurul’a gelmeyenler oldu. Milliyetçi kökenli Tuğrul Türkeş ve Kürşat Zorlu’nun eksikliği dikkat çekti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tereddütsüz destek ve katkı açıklaması CHP’de karşılık bulmadı, ‘red oyu’ veren ve oylamaya katılmayan 14 milletvekili çıktı. Kılıçdaroğlu yönetimi için can sıkıcı bir gelişme… Ayrılanlara rağmen ‘CHP dikensiz gül bahçesi’ değil.
En büyük fire ise Yeni Parti’de yaşandı. Özgür Özel ‘evet oyu’ vereceğini açıklamasına rağmen 54 milletvekili ‘hayır’ dedi. Kabul oyları 35’de kaldı. Partinin bağlayıcı grup kararı yoktu. Özel milletvekillerini serbest bıraktı. “Halkın sesine kulak verin” dedi. Parti neredeyse iki parçalı bir görüntü sergiledi. Hayır oyu verenler arasında sembol isimlere de rastlandı. Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel’in yanında durdu. “Kararının arkasındayım” dedi. Bu bile milletvekillerini ikna etmeye yetmedi. Özgür Özel yalnız kaldı. 35 yalnız adam… ‘Hayır grubu’ daha kalabalık. Bu Özel veya parti yönetimine bir tavır değil.
Her ne olursa olsun böylesine önemli bir konuda Özgür Özel yalnız bırakılmamalıydı. Partinin yeni kurulmuş olmasının mazereti veya bahanesi olamaz. Parti yeni ama milletvekilleri eski… Aynı siyasi çizginin mensupları… Özel’e aynı yöne bakan milletvekili sayısı daha fazla olmalıydı. Evet oyları, hayır oylarının gerisinde kalmamalıydı. Parçalı görüntü parti tabanının da kafasını karıştırmaz mı? ‘Milletvekillerinin iradesi ya da vicdanlarının sesi bu’ denebilir. Doğru fakat Özel’in siyasi görüşüyle irade ve vicdan bu denli ayrı düşmemeliydi.
Yeni Parti’nin iyi sınav verdiğini söylemek zor. ‘Sınıfla kaldığı’ gibi bir hüküm de ağır olur. Fakat görüntünün bir soruna işaret ettiği de aşikar… Özel bunu mesele yapmayabilir. Sonuçta ‘serbestsiniz’ diyen o… Bu manzarayı halka ve tabana anlatmak kolay değil. Ne ‘evet’ diyebildi ne de ‘hayır…’ Veya hem ‘evet’ hem ‘hayır’ dedi. Adı Yeni kendisi de yeni olsa da bir partinin siyasi duruşu olması gerekmez mi? Ortaya karışık parti politikası olabilir mi? Birazdan ondan, biraz bundan… Bu sağlıklı bir tablo değil. Özel’in bu süreci yönetemediği ortada…
Lider dediğin partisini de arkasından sürükler… Yoksa kendisini tartışmalı hale getirir. Tabii normal şartlarda… Şu an siyasette koşulların olağan olmadığı ortada… Yeni Parti’yi de ‘olağanüstü siyasi iklim’ doğurdu. Özgür Özel bir emanetçi olarak koltuğa oturdu. Makamın asıl sahibi İmamoğlu’ydu. Ama koltuğu doldurmasını bildi, genel başkanlığın hakkını verdi. Kendisinden beklenmeyen performans sergiledi. ‘Çerçeve yasa’ konusunda epey zayıf kaldı.
Parti de bunun farkında ki milletvekilleri kamuoyuna açıklama yapma gereği duydu. Şu ifadeler sokaktaki insanın zihninde oluşan soru işaretlerini gidermeye dönük; “Yeni Parti milletvekili grubu olarak, eksiksiz birlikteliğimizi ortaya koyuyor, bu metinle bir kez daha ifade ediyoruz ki, sımsıkı ve kol kola Özgür Özel’in arkasındayız. Milletimize karşı sorumlulukla Özel’in liderliğinde yürümekten, onunla aynı mücadeleyi veriyor olmaktan büyük bir onur duyuyoruz.” Bu açıklama bile sorunun varlığına işaret etmiyor mu? Yoksa milletvekili grubu niye açıklama yapsın? Rakamlar Yeni Parti’nin oylamada yara aldığının kanıtı…
Meclis yaz tatili öncesi rekor oyla çerçeve yasayı kabul etti. İktidardan beklenen somut adım atıldı. Bakalım o yasaya adını veren ‘çerçevenin içi’ nasıl dolacak?






















