(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Tartışma ‘İmralı heyeti’ üzerineydi. CHP oylamaya katılmadı, heyete üye de vermedi. Yeni Yol yan çizdi. İktidar bloku yalnız kaldı. Heyet sadece üç partiden oluştu; AK Parti, MHP ve DEM… Gitti, gitmedi derken akşam saatlerinde görüşmenin gerçekleştiği anlaşıldı. Medyaya sızan bilgilere göre görüşmenin süresi 2 saat 50 dakikaydı. Az bir vakit değil. Yaklaşık 3 saat. Öcalan konuştu, milletvekilleri dinledi ve sorular sordu.
Fotoğraf çektirilmedi. DEM’li üye Gülistan Koçyiğit’in hatıra fotoğrafı çektirmek istediği fakat kabul görmediği söylendi. Ada’dan ‘olumlu intibalarla’ döndüğü ifade edilen heyet üyeleri ayaklarının tozuyla Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a gitti ve buluşmanın içeriğini ayrıntılı biçimde anlattı. Neden Kurtulmuş sorusunun cevabı belli; Çünkü heyet Meclis’i temsil etti. Aslında yürütmenin başı Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmeleri de uygun olurdu.
Kafa karıştıran isim AK Parti adına heyette yer alan Hüseyin Yayman’dı. Akademisyen kökenli Yayman Ada’nın yolunu tuttuğu saatlerde “Ben gitmedim, kim gitti bilmiyorum” dedi. Güvenlik gerekçesiyle heyetin ne zaman, nasıl gideceğinin gizli tutulması doğal. Ama gazetecilerin de haberin peşine düşmesi aynı şekilde tabii. Bir iletişim sorunu yaşandığı ortada. Yayman’ın çelişkili tutumu heyete gölge düşürdü.
AK Partili Şamil Tayyar görüşmeye ilişkin en ayrıntılı bilgi veren isimlerdendi. Tayyar gazeteci kökenli siyasetçi… Merak duygusunu yitirmemiş olması normal. Devletin görüşmeyi kayıt altına aldığı bilgisini o paylaştı. Öcalan’ın Suriye konusundaki mesajını da; “Öcalan, özetle Suriye’deki YPG dahil sürecin önündeki tüm engelleri aşabileceklerini söylüyor. Ama bunun için çizdiği bir yol haritası var…”
Notların devletin zirvesine aktarıldığı ve ‘umut verici’ bulunduğu tespiti de Tayyar’a ait. Pürüzler tümüyle giderilmiş değil. ‘Aşılması gereken ciddi engeller mevcut’ imiş. Tayyar, AK Parti’deki havayı ‘temkinli iyimserlik’ diye niteledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ihtiyatlı olduğu sır değil. Öteden beri biliniyordu. İhtiyatı hiç elinden bırakmadı. Heyet meselesini bile fazla sahiplenmedi.
Komisyon bugün toplanacak görüşmeyi değerlendirecek ve kamuoyunu bilgi verecekti. Toplantı ileri bir tarihe ertelendi. Ne kadar ileri? Haftaya sarkması bile olası. Sıcağı sıcağına devam etseydi iyi olurdu. Kamuoyunda oluşan soru işaretleri cevapsız kalmazdı. Zaten bir kısmı sızdı. Tayyar’ın mesajında içeriğin mimarisini görmek mümkün. Böyle bir görüşmenin sır olarak kalması mümkün değil.
Heyet tartışması üzerine en dikkat çekici çıkış her zaman olduğu gibi MHP Lideri Bahçeli’den geldi. Geçen hafta “Gerekirse 3 arkadaşımı alır ben giderim” demiş ve haftaya damgasını vurmuştu. Bu haftayı da boş geçmedi Bahçeli… Heyetin İmralı’ya gitmesinden hoşnut… Ve bunu kamuoyuyla paylaşmakta da herhangi bir sakınca görmedi. “Bu tarihi bir gelişmedir” dedi. Sürecin de bir ‘dönüm noktası’ olduğunu işaretledi.
Final cümlesini söylemeden önce “Neymiş bizi yargılayacaklarmış…? Bizden hesap soracaklarmış…? Neymiş anayasa ve kanunlara göre suç işliyormuşuz…?” diyerek dikkat çekti. Kimdi kastettiği? CHP mi? Yoksa kendi bünyesinden çıkmış İYİ Parti mi? Müsavat Dervişoğlu heyetin İmralı’ya gitmesine tepki gösterirken “İhanetin zaman aşımı yoktur…” dedi. Bahçeli’nin cevabı bu mesaja olmalı…
MHP Lideri tarihe geçen çıkışını şu sözlerle yaptı; “Şu yaşımda mertçe ve dürüstçe haykırıyorum, yeter ki Türkiye ve Türk Milleti barış, huzur ve sükunet bulsun, yeter ki terör hayatımızdan kalıcı olarak sökülüp atılsın… Bizim sonumuz da varsın darağacı olsun…” İpi meydanlarda Öcalan için atan bir siyasetçinin günün sonunda bu kez kendisi için darağacına gönderme yapması neresinden bakılırsa bakılsın ilginç.
Her türlü risk ve tehlikeyi göze almanın ifadesi bu… Türk siyasetinde ip veya darağacı sık sık dile gelir. Bir Adnan Menderes fotoğrafının yansımasıdır bu. Süleyman Demirel “Darağacındaki görüntüsü hiç gözümün önünden gitmedi” dedi. O görüntü siyasetin üzerine düştü. Turgut Özal da “İdamlık gömleğim hazır” demişti. Bahçeli’nin çıkışı da farklı değil. Mesele siyasi… Siyasi karşılığı olur. Toplum sonuçlarından memnun olursa destek artar, aksi olursa oylar çözülür, iktidar riske girer. Siyasetin kaçınılmaz sonucu bu. Konu çok hassas…
Bahçeli’nin ‘darağacı’ mesajı barış sürecinden dönüş olmayacağının işareti… Heyet de gidip geldiğine göre artık yeni aşamaya geçme zamanı… Selahattin Demirtaş’ın gözü kapıda… Tahliye haberini bekliyor. Sadece o mu? Bütün ülke özgürlük rüzgarlarının esmesinden yana… Umut hakkı ve demokrasi paketi de sırada…
Bahçeli bakalım haftaya hangi manşeti verecek…? MHP Lideri bu ‘bomba’ niteliğindeki çıkışları ve mesajlarıyla bir yandan gündem belirlerken diğer yandan siyaseti de şekillendiriyor.























