(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN
Şiirin evreni oldum olası büyüdür benim için; bu durumda şairler de büyücü.
Bu sabah, kendilerini İnstagram postlarından tanıdığım ve hayran olduğum şair Akgün Akova’nın güvercin uçurmakla ilgili yazısını okuyarak ayıldım güne. Güneş henüz uyku mahmurluğundaydı, onu dürttüm, “kalk dostum, seninle uyanmayı bekleyen bir dünya var, her zamanki gibi öp kalbimizden” dedim.
Her zaman böyle şairane konuşmuyorum güneş ve gökyüzüyle, ne var ki sabaha bir şairin güvercin kanatlarından dünyaya, dahası karanlığa seslenişiyle gözlerini açtığında, şiir yazmasa bile şair olur insan.
Gökyüzü özgürlük demektir diyor şair, ona güvercin salacaksan iki güvercin kanadının bütün iktidar koltuklarından daha kıymetli olduğunu bileceksin… Sonradan olmalara kendisini tutuklu kılanlar özgürlükten ve özgürlüğün bağrına güvercin salmaktan ne anlar?
…
Zamanın birinde kendimi beyaz bir güvercin olarak gördüydüm düşümde. Kanat altlarımda hazin bir sızı vardı bilemediğim içsel bir yaradan süzülen. Bu yüzden göğün istediğim derinliklerine yükselemiyor, yanımdaki diğer beyaz güvercinin hizasında uçuyordum. Yine de uçmak uçmaktı, gökyüzü de gökyüzü.
Gökyüzü engin haşmetiyle açtığı kapılarını hiçbirimize hiçbir zaman kapatmadı. Mavinin sonsuz tonları gibi özgürlüğün tonlarını barındırmaya devam ediyor bağrında. Ne ki, kendindeki kelepçelerin farkında değilse insan, gökyüzünün derinliklerine dalmayı da özgürlüğü de imkânsız zanneder. Veya özgürlüğü onun bunun şunun sisli dünyasında tecessüm eden oturma yerlerine, yüceltilen kavramlarla etiketlenmeye atfeder. Atfeder de gül goncası gibi iç içe geçmiş hapishanelerinden özgürlük nutukları atacak kadar kendisinden uzaklaşır.
…
Özgürlük hayatımın merkezine oturan temel kavramlardan biri. Gündelik hayatında bu kavramı diline dolamış kişilere dikkatlice baktığımda içim hüzünle dolar. İnsan demine damarına oturmuş, kendiliğinin bir parçası olan şeyi diline pelesenk yapar mı?
Yemek tariflerine en çok dadandığımız zamanları bir düşünün, açken tüllenir yemek tarifleri gözümüzde.
Demir parmaklıkların ardında yakılan özgürlük türküleri hazindir; bu hüzün, türküyü yakanın da parmaklıkları örenin de aynı kişi olmasından kaynaklanır çoğunlukla.
…
Şairler büyücüdür demekte haksız mıyım?
Böyle uyku mahmurluğunda bile doğurturlar insanı.























