(The Turkish Post) – AYŞEM NARLI
İnsanın hayatı hep tek düze değildir. İnişler ve çıkışlar mevcuttur. Bazen amudi olarak yükseldiğinizi düşünürsünüz, bazen de bir anda dipleri yaşarsınız. Kısacası insan iki mutluluk hissini aynı anda yaşayamaz. Zaman içinde iki his durumunun da vaki olması da gayet doğaldır. Ben neden kısa zaman aralıklarında geçiş hisseleri yaşıyorum demenize de gerek yok sanırım. Aslında yaşanan bu geçişlerin perde gerisinde, çoğu zaman seni üzen ve derinden yaralayan şeyler vardır. Bizzat yaşadığımız o olay ya da durumlar, senin bunu yaşamana neden olan temel sebeplerdir.
Hatta çoğu zaman, senin kadar duygusal olmayan çevrendeki kişileri duygusuz ya da umursamaz olarak nitelendirebilirsin. Çünkü benzer durumlar herkeste aynı duygusal yoğunluğu meydana getirmez. Hal böyle iken senin olaylara bakışın ve anlamlandırışın senin tepkilerin üzerinde büyük öneme sahiptir. Olumsuz her durumu kişiselleştirip içselleştiriyorsan hayat senin için alabildiğine zordur. Çünkü hassas kalpler ziyadesiyle yorulmaya, kırılmaya ve hayal kırıklığı yaş amaya mahkûmdur. Yaşamında hayal kırıklıkların, yol ayrımların ve haksızlığa uğradığın dönemler olacak. Sürekli alttan alarak ya da hiç kimseye hayır diyemeyerek bu süreç ten kurtulamazsın. Bilakis ne kadar ulaşabilir olursan o kadar kolay gözden çıkartılırsın ve kıymetsiz olursun. Bu durum senin eksikliğinden süreçteki noksanlığından kaynaklı bir durum değildir. Sadece insan ilişkilerinde duyguları ve düşünceleri konumlandırırken yaşanan süreçle alakalıdır.
Çoğu zaman bir kişiyi ya da bir şeyi kaybettiğinde canın çok yanar, fazlasıyla üzülürsün. Çünkü sen, sadece yokluğa odaklanırsın. Alışkanlıkların ya da rutinlerin zaman zaman senin için ayak bağı olabilmektedir. Bazen alıştığın o şey, çok canını yaksa da zarar verse de senden gitmesine gönlün razı olmaz. Güvende ama mutsuz olmayı, özgür ama bilinmez olmaya tercih edersin. Erken çocukluk döneminde çocuğun bakım veren kişi ve çevresiyle kurmuş olduğu bu bağ, bireyi ileriki yaşantısında da yalnız bırakmayacaktır. Bu durum da bunun göstergesidir.
RUHSAL TEMİZLİK İÇİN ZAMAN GELMEDİ Mİ?
Sürekli yaşamış olduğun değersizlik hissi, yoğun kaygı hali, çoğu zaman kendini açıklamak zorunda hissedişin yüreğine çok ağır gelen duygular biliyorum. Bu yük hem omuzlarına hem de yüreğine taş gibi oturmuş sende yoğun huzursuzluk meydana getirmiştir. Her şeyi işiten kulaklarının biraz da kendi duygu ve düşünenlerini işitmesine neden izin vermiyorsun? Örselenmiş yüreğinin rahat bir nefes almasını istemez misin? Cevabın evet ise; o halde fazlalıklarından ve yüklerinden kurtulmanın, ruhsal ve duygusal manada özgürleşmenin, duygusal temizlik yapmanın vakti gelmiştir. Artık lütfen kendini suçlamayı bırak ve seninle gönül bağı kuramayan kişilerin sana ayak bağı olmasına izin verme! Kaybettim diye üzüldüğün ve telaşlandığın kadar, kurtuldum diye rahatlayamıyorsan duygularını ve düşünceleri tekrardan bir gözden geçirmelisin.
KAPATTIĞIN KAPININ DELİĞİNDEN BAKMA!
Kapattığın kapının, kapı deliğinden bakmamalısın artık. Fazla düşünmek ruhunda derin yaralar açar ve yüreğini çok yorar. Sana iyi gelmeyen, sana kendini iyi hissettirmeyen ortamlardan ve kişilerden uzaklaşman kendi iç sesini duyabilmene yardımcı olacak ve bu şekilde ayağındaki prangalardan daha kolay kurtulabileceksin. Karar almaktan korkma, cesur ol! Ellerin doluyken yeni bir şey tutamazsın. Hayat bazen senin elinden bırakmaya kıyamadığın şeyleri elinden zorla alır ki yerine daha iyisi ve güzeli gelebilsin. Hayatın akışını değiştiremiyorsan hayata bakışını değiştirmelisin. Sürekli hatayı ve kusuru kendinde görmek özüne yapabileceğin en büyük kötülüktür. Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışırsan gün sonunda yorulan ve yıpranan sen olacaksın. Sürekli içine atıp bastırdığın duygular seni hem fiziki anlamda hem de ruhsal manada çok yorup yıpratacaktır. Lütfen kendine haksızlık etme ve kendine çok iyi davran.
























