(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA GİDAN
Hayatım boyunca olumsuz tabloları tasvir ederek karanlıkta çakılı kalmaktan hep uzak durdum. Çünkü insan hayatında ortaya çıkan bütün tepelerin aşılabilir, bütün karanlık çukurların çıkılabilir olduğuna dair düşüncem hiç sarsılmadı. Bu, insan olmanın büyülü gücüne duyduğum güvene dayanıyor.
Bu hafta, saplanıp kaldığımız kaosun şiddetini bir şiirle irdelemek istedim…
BİLMEZDİM
Bu kadar uzağımda olduğumu bilmezdim
On altı yaşımın esrik tazeliğinden beri, aradığım sadece kendimdi oysa
Nasıl savruldum, neden saklandım diplere
Derinlere diyebilseydim keşke…
On altı yaşlık tarihimde, beni kim neden ve nasıl sakladı?
Her kazıda “işte buldum” dedikten sonra
Düştüğüm kahverengi yanılgılardan maviye ne zaman yol alacağım?
Kendime büyük bir hasret, memnuniyet ve sevgiyle ne zaman sarılacağım?
Tamam.
Sağlamlık, kavilik, devamlılık şartlarından vazgeçtim
Bindiğim kayıklar hep kâğıttan
Kâğıdın kaynağı ağaçtı oysa, orman ülkesi gerçek yurdum
Belki de sorun insanlı karanlığa çakılı kalmakta.
Sahicilik uman yalnızca ben miyim?
Böyle gönülden çağırırken türküsünü
Neden koşup kucaklamadım ana yurdumu?
Neden mahrum bıraktım onu göğsümün sıcağından?
Herkesi yalanla suçlama işte
Her yalanın saçağı söyleyenin ruhuna dolanıyor.
Ey karanlık günlerin gürbüz çocuğu
Ey şiir…
Bırakma bizi
Biz bıraksak
Kapkaranlık ve kaynar çöllerin soğukluğuna terk etsek de kendimizi.
…
Ne kadar uzağımdaymışım meğer kendimin
Meğer ne kadar diplerime kazılmışım.
22.12.2025





















