(The Turkish Post) – TUNA CEVHER YAZDI
Türkiye ekonomisi yapısal sorunlara çözüm ararken, dış kaynak bulma çabaları adaletsizlik atmosferine takılıyor. Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığına dair ciddi endişeler, uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini giderek azaltıyor. Siyasi baskıların yargıya yansıdığı atmosfer, Türkiye’yi yüksek faiz ortamına rağmen güvenilir bir yatırım merkezi olmaktan uzaklaştırıyor.
Yatırımcı nezdinde en büyük endişe ekonomik veriler değil; yargının siyasallaşması, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve kurumsal bağımsızlığın zedelenmesi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan soruşturmalar ve muhalefete yönelik yargı süreçleri, Türkiye’nin dış dünyadaki imajını ciddi biçimde zedeliyor.
Uluslararası sermaye, yalnızca faiz oranlarına değil, sermayesinin güvende olup olmayacağına da bakıyor. Bugünkü koşullarda Türkiye, yüksek risk düşük öngörülebilirlik sarmalından çıkabilmiş değil.
EN YÜKSEK FAİZ TÜRKİYE’DE
Türkiye’nin şu anda dünyadaki en yüksek politika faizlerinden birine sahip olması, teoride yabancı sermaye için cazip bir ortam sunsa da pratikte yeterli değil. Yatırımcılar yüksek faiz oranlarından ziyade yatırımlarının hukuki güvence altında olup olmadığını sorguluyor. Kâr etmeyi değil, haklarını garanti altına almayı önceliyorlar.
LONDRA’DA KRİTİK SUNUMLAR
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin dış kaynak ihtiyacı doğrultusunda yatırımcı temaslarını sürdürüyor. Nisan ayında Washington’da temaslarda bulunan Şimşek, mayıs ayında Brüksel ve Londra’ya giderek yatırımcı güvenini yeniden tesis etmeyi ve sermaye girişini artırmayı hedefliyor. Brüksel’de AB ile ekonomik diyalog toplantısına, Londra’da ise BNP Paribas’ın düzenlediği yatırımcı konferansına ve EBRD’nin yıllık toplantısına katılarak Türkiye ekonomisini anlatacak. Görüşmelerde özellikle hukukun üstünlüğü ve reform mesajlarının öne çıkması bekleniyor.
TÜKETİCİLER YÜKSEK FAİZ NEDENİYLE İHTİYAÇLARINI ERTELİYOR
Yüksek faiz politikası içeride de ciddi sonuçlar doğuruyor. Tüketiciler harcamalarını erteliyor, reel sektör krediye erişemiyor. Esnaf ve üreticiler artan maliyetler karşısında ayakta kalmaya çalışırken, ekonomideki daralma sinyalleri daha belirgin hale geliyor. Bu tablo, yalnızca yatırımcı değil, toplumun tüm kesimlerinin güven ihtiyacına işaret ediyor.
YATIRIMCI GÜVENİNİN ANAHTARI: HUKUK VE REFORM
Bu gelişmelerin doğrudan ekonomik sonuçları da var. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in dış yatırımcılarla temaslarını artırmasına rağmen, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu doğrudan sermaye girişi sağlanamıyor. Şimşek’in Brüksel ve Londra’da yatırımcılarla gerçekleştireceği toplantılar öncesinde, piyasalarda belirleyici unsurun faiz değil, güven olacağı sıkça dile getiriliyor.
Yatırımcılar, yalnızca ekonomik istikrar değil, aynı zamanda öngörülebilir bir hukuk düzeni ve demokratik işleyiş talep ediyor. Ancak Türkiye’de yargı kararlarının keyfi şekilde uygulanması ve muhalefete yönelik davalar, bu güveni ciddi şekilde zedeliyor.





















