(The Turkish Post) – Türkiye ekonomisi bir kez daha alarm veriyor. Mayıs 2025 itibarıyla hem piyasalar hem vatandaşlar için karamsar bir tablo oluşmuş durumda. Ekonomik güven yerle bir olurken, marketlerdeki fahiş fiyat artışları ve Borsa İstanbul’da yaşanan yabancı çıkışı, krizin sokaktaki yansımalarını gözler önüne seriyor.
YABANCI YATIRIMCILAR KAÇIYOR
Yıllardır “yatırımcının güveni artıyor” propagandası eşliğinde büyütülen Borsa İstanbul’da tablo her geçen gün daha da iç karartıyor. Özellikle Bank of America (BofA) aracılığıyla yapılan yüksek hacimli satışlar, yabancı yatırımcının Türkiye’ye olan inancını büyük ölçüde kaybettiğini gösteriyor.
Sadece 13 Mayıs 2025’te BofA’nın net 6,4 milyar TL’lik hisse satışı yapması, piyasada büyük bir sarsıntı yarattı. BofA’nın bu agresif çıkışı, birçok hisse senedinde sert düşüşleri tetikledi. Yani öyle basit bir “düzeltme hareketi” değil, açık bir güven kaybı söz konusu. Bu tabloya rağmen ekonomi yönetiminden hâlâ ciddi ve yapıcı bir açıklama gelmemesi, kamuoyundaki soru işaretlerini daha da artırıyor.
MARKETLER UÇUŞTA, VATANDAŞIN CEBİ YANIYOR
Marketlerde yaşanan fiyat artışları artık halkın sabrını taşıracak noktada. Mayıs ayında gıda ve temel tüketim ürünlerine gelen zamlar, ekonomik yönetimin fiyat istikrarına yönelik başarısızlığını gözler önüne seriyor. Birçok üründe fiyatlar bir ayda %20’ye varan oranlarda arttı. Gıda fiyatlarının hız kesmeden zam aldığı bir ülkede “enflasyon düşüyor” demek artık vatandaşla alay etmek anlamına geliyor.
SÖZDE REFORMLAR, GERÇEKTE DERİNLEŞEN KRİZ
Ekonomi yönetimi hâlâ “reformlar, yapısal dönüşüm, yabancı yatırımcı ilgisi” gibi klişelere sığınırken, gerçekler bambaşka bir tablo çiziyor. Enflasyon beklentileri yükseliyor, yabancı yatırımcılar kaçıyor, halkın alım gücü düşüyor. Tüm bu göstergelere rağmen iktidarın ekonomik gerçeklikle bağını yitirmiş şekilde “kontrol bizde” söylemini sürdürmesi, ekonomi politikalarına olan güveni sıfırlıyor.
Mayıs 2025, Türkiye ekonomisinin makyajsız halini gösterdi. Yatırımcı nezdinde güven kaybı büyürken, vatandaş en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanıyor.






















