(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Beştepe’ye gitti, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile fotoğraf verdi. Aslında son derece normal bir gelişme… Geç bile kalmış. Yavaş, Erdoğan’a Ankara’nın sorunlarını anlattı. Bundan daha doğal bir şey olabilir mi? Talep Yavaş’tan geldi, takvimi Erdoğan belirledi. Buluşmanın siyasi bir anlamı var mıydı? Ziyaretle birlikte Yavaş, AK Parti yakınlaşmasından söz edilebilir mi?
Bilmece dediğim bu iki soru değil elbette… Mansur Yavaş ne yapacak? CHP’den ayrılmadı. Ama gönlü Yeni Parti’de… İyi Parti ve Zafer Partisi ile de dirsek teması halinde… Erdoğan’a giderken CHP ve Yeni Parti liderlerini bilgilendirdi. İstedi ki ‘medyadan öğrenmesinler…’ Siyasi nezaket de bunu gerektirir. Bir başkanın iki lideri olur mu? Normal şartlarda ‘hayır…’ Koşullar ve iklim olağan mı peki? Hiç de değil.
Herkesin gözü Mansur Yavaş’ta… Ne yapacak? Asıl cevabı aranan soru ‘cumhurbaşkanı adayı’ olabilecek mi? Ekrem İmamoğlu’ndan sonra muhalefetin en güçlü ‘potansiyel adayı…’ Fakat o yol mayın döşeli… İmamoğlu’nun akibeti ortada. Şafak vakti kapısının çalınmayacağını kim söyleyebilir veya garanti edebilir? Ucundan kenarından soruşturma başladı. Henüz Yavaş’a kadar uzanmadı. Fakat zor değil. ‘Bir savcı iki polis’ yeter… Ne yazık ki dönemin ruhu bu.
‘Bu yaşta hapse girmekten korkuyorum’ demiş. Gazetecinin iddiası bu… Yavaş ‘külliyen yalan’ diyerek tekzip etti. İktidara yakın gazetecinin potansiyel adaylık ile hapis kavramlarını yan yana getirmesi manidar. Adaylıktan vazgeçeceğini ileri sürenlere de rastlandı. Bir siyaset yorgunu çünkü… Tüm siyasi tartışmaların odağında… Her akşam ekranlarda o konuşuluyor. Siyasi senaryoların, komplo teorilerinin merkezinde onun adı var. Oysa o sessiz ve sakin bir kişilik… Soyadı bile ‘Yavaş…’ Ailenin karakteri olmalı. İsmiyle müsemma yani.
MHP Lideri Bahçeli, Yavaş’ın bu kadar fazla gündeme gelmesinden duyduğu rahatsızlığı gizlemedi, bir gazeteciye söyledi; “Geçenlerde bir arkadaşı çağırdım ve o kanalları izleyin, kaç kez Mansur Yavaş denildiğini not alın diye görevlendirdim. Tek program özelinde 50’inin üzerinde Mansur Yavaş ismi zikrediliyor. Resmen açık açık PR yapıyorlar…” Yavaş aynı zamanda MHP kökenli bir siyasetçi… İlk belediye başkanlığı bu partiden… Sonrasında Bahçeli yönetimiyle arası açıldı.
Yavaş’ın tartışılması PR mı yoksa tuzak mı? Parlatma kadar yıpratma, korkutma ve sindirme de söz konusu değil mi? Sadece muhalefet kanalları olsa neyse… İktidara yakın ekranlarda da varsa yoksa Mansur Yavaş… Gazeteci ve yazarların yorumları da farklı değil. Bahçeli rahatsız da Yavaş bu denli gündeme gelmekten memnun mu? Pek sanmıyorum. Daha seçimlere epey var. AK Parti’den Şamil Tayyar tarih verdi; 2028’in Nisan’ı diye… İki tura göre hazırlık yapıldığını da söyledi.
Nisan’da yapılacak seçime ‘erken seçim’ denir mi? Normal süresi Mayıs ayında… Bu yönüyle de tartışılacağı kesin. Erdoğan’ın aday olabilmesi için seçimlerin öne alınması şart… Şu aşamada anayasa değişikliği zor görünüyor. Tek çare erken seçim… MHP Lideri ‘erken seçim’ kavramına da karşı… ‘Yenileme’ kelimesinin kullanımından yana… Evet, yasa da geçen tabir ‘seçimlerin yenilenmesi’. Doğru… Ama bir de halkın dili var. ‘Erken seçim’ herkesin ağzına yerleşmiş kavram değil mi? Lüzumsuz tartışma…
Evet, Mansur Yavaş çok bilinmeyenli bir siyasi bilmece…! Erdoğan’ın nasıl aday olacağı da aynı şekilde bilmece değil mi? Hele yeniden seçilebilmesi tam bir muamma… Meclis ‘erken seçim’ kararını kolay alabilecek mi? DEM’in ittifaka eklenmesinden sonra iş kolaylaştı. Fakat sürecin nefesi oraya kadar yetmeyebilir. Ağır aksak yürüdüğü konusundan herkes hemfikir. Erdoğan’ın engelleri aşılamaz değil, aşılır. Aynı şeyi Mansur Yavaş için söylemek zor. Erdoğan’ın tekrar seçilebilmesi için toplum ve sokaktaki olumsuz havayı değiştirmesi şart.





