(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
2025 yılı itibarıyla Türkiye ekonomisi, sanayi üretimindeki düşüş, zayıflayan talep ve artan siyasi belirsizliklerle birlikte durgunluk sinyalleri veriyor. Son veriler, üretimdeki yavaşlamanın sürdüğünü ve yatırımcı güveninin sarsıldığını gösteriyor.
TÜİK’in Şubat 2025 verileri, sanayi üretiminin yıllık bazda %1,9 oranında azaldığını gösteriyor. Bu oran, yüzeyde küçük görünse de imalat sanayindeki %2,5’lik daralma ve yeni siparişlerdeki düşüş üretimdeki çöküşün habercisi niteliğinde. İstanbul Sanayi Odası’nın son İmalat PMI raporuna göre ise üretim, art arda 13. ayda da daralmaya devam etti. Bu veriler, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yönetimsel bir krizi de işaret ediyor.
HOLDİNGLER BİLE ZARAR EDİYOR
Türkiye’nin önde gelen holdingleri, artan maliyetler ve daralan iç talep nedeniyle zarar açıklamaya başladı. Enerji, otomotiv ve tekstil gibi stratejik sektörlerde faaliyet gösteren birçok büyük firma ya küçülmeye gidiyor ya da yatırım planlarını rafa kaldırıyor. Ancak iktidar, bu tabloyu görmezden geliyor. Ekonomiye dair söylemler hâlâ iyimser, hatta zaman zaman gerçekle bağını tamamen koparmış durumda.
SİYASİ BELİRSİZLİK EKONOMİYİ SARSIYOR
Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde tutuklanması, sadece siyasi değil ekonomik sonuçlar da doğurdu. Türk lirası %12,7 değer kaybederek dolar karşısında rekor düşük seviyeye geriledi, Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ise %8,72 düşüş yaşadı. Merkez Bankası, piyasaları stabilize etmek amacıyla 25 milyar dolar döviz sattı. Bu gelişme, yatırımcılar açısından Türkiye’nin artık öngörülemez ve riskli bir ülke olarak algılanmasına neden oldu.
REFORM YERİNE ALGI YÖNETİMİ
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uluslararası toplantılarda ekonomik dönüşüm programının yolunda gittiğini, işe yaradığını ve sonuç vermeye başladığını söylemesi, sahadaki gerçeklikle bağdaşmıyor. Vatandaş enflasyon altında ezilirken, genç işsizlik yükselirken, küçük işletmeler kepenk kapatırken, ‘algı yönetimi’yle ekonomi kurtarılmaya çalışılıyor. Ancak, iş dünyası temsilcileri, yapısal reformların hızlandırılması ve hukukun üstünlüğünün sağlanması gerektiğini vurguluyor. Babadağlı Sanayi ve İş İnsanları Derneği (BASİAD) Başkanı Doğan Değirmenci, ekonomideki yapısal sorunlara dikkat çekerek reform çağrısında bulundu.
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ OLMADAN EKONOMİK GÜVEN OLMAZ
Ekonomik büyümenin ve yabancı yatırımların ön koşulu olan hukuk devleti ilkeleri, Türkiye’de sistematik olarak ihlal ediliyor. Bağımsız yargı ve güven veren bir düzen olmadan ne içeride ne de dışarıda ekonomi politikalarına güven duyulabilir. Türkiye’nin temel sorunu artık sadece ekonomik değil; demokrasi, şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği, ekonominin önündeki en büyük engel hâline gelmiş durumda.
Türkiye ekonomisi sadece ekonomik araçlarla değil, aynı zamanda siyasi irade ve demokratik kurumlarla toparlanabilir. Ancak bugünkü koşullarda, ekonomik aklın değil, siyasi hırsların öne çıktığı bir dönemdeyiz. Bu durum değişmediği sürece, durgunluk yalnızca başlangıç olabilir.





















