(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye ekonomisi 2025 yılına, üretimde yavaşlama, işsizlik riski ve eriyen rezervlerle devam ediyor.
Uluslararası kuruluşların büyüme tahminleri düşerken, Merkez Bankası’nın rezervleri son haftalarda ciddi kayıplar yaşadı. Hükümet ise hâlâ günü kurtarma politikalarında ısrar ediyor.
Ekonomideki daralma ve belirsizlik, vatandaşın cebini her geçen gün daha da sıkıştırırken, saray harcamaları ve kamu israfı hız kesmeden devam ediyor.
ÜRETİMDE YAVAŞLAMA VE BÜYÜME TAHMİNLERİ
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin 2025 yılı büyüme tahminini yüzde 2,6’dan yüzde 2,7’ye yükseltti. Ancak bu oran, hükümetin Orta Vadeli Program’da öngördüğü yüzde 4’lük büyüme hedefinin altında kalıyor.
İmalat sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerin üretimi yavaşladı, siparişler azaldı, işçi çıkarmalar başladı. İstanbul Sanayi Odası’nın Nisan verilerine göre, Türkiye İmalat PMI endeksi 47,3’te sabitlendi. Bu rakam, ekonominin üretim tarafında ciddi bir daralmaya işaret ediyor. Ancak hükümetin bu tablo karşısında attığı somut ve etkili bir adım yok.
MERKEZ BANKASI REZERVLERİNDE DÜŞÜŞ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri, 25 Nisan haftasında 5 milyar 506 milyon dolar azalarak 141 milyar 51 milyon dolara geriledi. Bu dönemde brüt döviz rezervleri 5 milyar 55 milyon dolar azalışla 59 milyar 250 milyon dolara indi. Ayrıca, TCMB’nin swap hariç net rezervi 25 Nisan haftasında 16,4 milyar dolara düşerek son 10 ayın en düşük seviyesine geriledi. Bu sayılar, uluslararası piyasalar nezdinde Türkiye ekonomisine duyulan güvenin azaldığını açıkça gösteriyor. Rezervler erirken, hükümet hâlâ sıcak para arayışında.
HÜKÜMETİN POLİTİKALARI VE KAMU HARCAMALARI
Hükümet, kredi genişlemesi ve altyapı yatırımlarıyla ekonomiyi desteklemeye çalışıyor. Ancak, bu politikalar enflasyonist baskıları artırabilir. Ayrıca, kamu harcamalarında tasarruf sinyalleri görülmüyor. Özellikle merkezi yönetim harcamaları ve saray giderleri yüksek seviyesini koruyor.
Ekonomik büyüme konusunda elle tutulur bir yol haritası ortaya koyamayan iktidar, vatandaşın tüketimini körükleyerek ekonomik verileri şişirmeye çalışıyor. Hane halkı borç yükü artarken, enflasyon karşısında maaşlar eriyor. Kredi kartlarına getirilen geçici limit artışları, sorunları halının altına süpürmekten öteye geçmiyor.
EKONOMİK GÖRÜNÜM VE BEKLENTİLER
Ekonomistler, sadece kredi genişlemesiyle ekonominin sürdürülebilir bir şekilde toparlanamayacağını belirtiyor. Para politikası, maliye politikası ve yapısal reformların birlikte uygulanması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye ekonomisinin 2025 yılında karşılaştığı bu zorluklar, yapısal reformların ve mali disiplinin önemini gösteriyor. Ekonomik istikrarın sağlanması için kapsamlı ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.





















