(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de çocuklar giderek daha erken yaşta suçun içine çekiliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 verileri, güvenlik birimlerine getirilen suça sürüklenen çocuk sayısının 202 bin 785’e ulaştığını gösteriyor.
Bu tablo, yalnızca artan suç oranlarını değil, çocukların sokak çeteleri ve organize suç yapıları için nasıl “kolay hedef” haline geldiğini de açık biçimde ortaya koyuyor.
SAYILAR ARTIYOR, YAŞ DÜŞÜYOR
Bir yıl içinde on binlerce çocuğun daha suç istatistiklerine eklenmesi, tesadüf ya da münferit vakalarla açıklanamayacak bir durum. 14–17 yaş grubundaki çocuklar, suç zincirinin en kırılgan ama en çok kullanılan halkası haline gelmiş durumda. Bu yaş grubunun özellikle seçilmesi, suç örgütlerinin cezasızlık alanlarından faydalandığını gösteriyor. Çocuklar suçun faili gibi kayda geçiyor, ancak onları bu noktaya getiren koşullar sistematik biçimde görmezden geliniyor.
ÇOCUKLAR SUÇUN PARÇASI DEĞİL, ARACI HALİNE GELİYOR
TÜİK verileri yaralama, hırsızlık ve uyuşturucu bağlantılı suçların öne çıktığını ortaya koyuyor. Ancak bu suçların arka planında, çocukları sahaya süren daha büyük yapılar bulunuyor. Buna rağmen tablo, yalnızca “suça karışan çocuklar” başlığı altında ele alınıyor. Çocukların nasıl ve kimler tarafından yönlendirildiği sorusu ise çoğu zaman cevapsız kalıyor. Çeteler çocukları kullanıyor, devlet ise yalnızca sonucu kayda geçirmekle yetiniyor.
EĞİTİMDEN KOPAN ÇOCUK SOKAKTA SAHİPSİZ
Bu tablonun en temel nedenlerinden biri eğitim sistemindeki kopuş. Okuldan uzaklaşan çocuklar için sosyal destek mekanizmaları neredeyse yok denecek kadar zayıf. Yoksulluk, işsizlik ve aile içi sorunlar derinleşirken, çocukların suça sürüklenmesini engelleyecek önleyici politikalar hayata geçirilmiyor. Sosyal devletin yerini, olay olduktan sonra devreye giren güvenlik refleksi alıyor.
GÜVENLİKÇİ YAKLAŞIM SORUNU ÇÖZMÜYOR
Ortaya çıkan tablo, çocukları korumaktan çok cezalandırmaya odaklanan yaklaşımın iflas ettiğini gösteriyor. Kolluk kuvvetleriyle sınırlı bir mücadele, çocukları suçtan uzaklaştırmak bir yana, onları suçla daha erken yaşta tanıştırıyor. Rehabilitasyon, psikososyal destek ve aile temelli sosyal politikalar ise kâğıt üzerinde kalıyor.
GELECEK ALARM VERİYOR
202 bin çocukluk bu tablo, yalnızca bugünün değil, yarının da alarmı. Suç örgütlerinin çocuklara bu kadar rahat ulaşabildiği bir ülkede, mesele artık bireysel suç değil, toplumsal çöküş riski taşıyor. Çocukları koruyamayan bir sistemin güvenlikten, adaletten ya da gelecekten söz etmesi giderek daha zor hale geliyor.






















