(The Turkish Post) – Çay ve kahveyi ağzını yakacak kadar sıcak tüketenleri ilgilendiren araştırmadan dikkat çeken sonuç çıktı. Oxford Üniversitesi araştırmacılarının yaklaşık 977 bin kişinin verilerini inceleyerek yaptığı çalışmada, içeceklerini “çok sıcak” tüketenlerde yemek borusunun belirli bir kanser türüne yakalanma riskinin, ılık içenlere kıyasla 3,17 kat daha yüksek olduğu belirlendi.
Ancak uzmanlar önemli bir ayrım yapıyor: Araştırma, çay veya kahvenin kendisinin kansere yol açtığını göstermiyor. Asıl dikkat çeken unsur, içeceğin aşırı sıcak tüketilmesi.
Yaklaşık 1 milyon kişi 10 yıldan fazla takip edildi
International Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırmada, İngiltere’de 977 bin 282 kişinin sıcak içecek tüketim alışkanlıkları incelendi. Katılımcılar içeceklerini “ılık”, “sıcak” veya “çok sıcak” tüketip tüketmediklerini bildirdi ve sağlık kayıtları 10 yılı aşkın süre takip edildi.
Çalışma süresince 2 bin 348 yemek borusu kanseri vakası tespit edildi. Sıcaklıkla belirgin ilişki ise özellikle yemek borusunun skuamöz hücreli karsinomu olarak bilinen kanser türünde görüldü.
“Çok sıcak” tüketenlerde risk 3,17 kat
Araştırmaya göre içeceklerini “çok sıcak” tükettiğini belirtenlerin yemek borusu skuamöz hücreli kanserine yakalanma riski, içeceklerini ılık tüketenlere göre 3,17 kat daha yüksek çıktı.
Bununla birlikte bu sonuç, bütün yemek borusu kanserlerinin riskinin üç kat arttığı anlamına gelmiyor. Sıcaklıkla ilişki özellikle skuamöz hücreli kanser türünde gözlendi.
Günde 6 ve üzeri sıcak içecek de dikkat çekti
Araştırmada yalnızca sıcaklık değil, tüketim miktarı da ele alındı. İçecek sıcaklığının etkisi hesaba katıldıktan sonra bile, günde 6 veya daha fazla sıcak içecek tüketenlerde söz konusu kanser türünün görülme riskinin, günde 6’dan az tüketenlere kıyasla yüzde 71 daha yüksek olduğu belirlendi.
Kritik eşik 65 derece mi?
Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), daha önce 65 derecenin üzerindeki çok sıcak içecekleri “muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırmıştı.
Ancak yeni araştırmada içeceklerin sıcaklığı termometreyle ölçülmedi. Katılımcılar sıcaklığı kendi değerlendirmeleriyle “ılık”, “sıcak” veya “çok sıcak” şeklinde tanımladı. Bu nedenle 65 derecenin kesin bir biyolojik eşik olduğu söylenemiyor.
Çay ve kahvenin kendisi suçlu değil
Araştırmanın en önemli noktalarından biri burada ortaya çıkıyor. Bulgular, çay veya kahve tüketiminin tek başına kanser riskini artırdığını göstermiyor.
Araştırmacıların üzerinde durduğu ihtimal, çok sıcak sıvıların yemek borusunun iç yüzeyinde tekrarlayan termal hasar ve iltihaplanmaya neden olması. Dokunun sürekli kendini yenilemek zorunda kalmasının zaman içinde kanser gelişimine katkıda bulunabileceği değerlendiriliyor.
En basit önlem: Biraz beklemek
Uzmanların önerisi oldukça basit: Çay veya kahveyi kaynar halde tüketmek yerine içilebilir bir sıcaklığa düşmesini beklemek.
Soğuk süt eklemek içeceğin sıcaklığını azaltabilir ancak içeceğin hâlâ çok sıcak olması halinde riskin ortadan kalkmayacağı belirtiliyor.
Öte yandan uzmanlar, yemek borusu kanseri riskini azaltmada sigara kullanmamak ve alkol tüketimini azaltmanın da önemli olduğunu vurguluyor.























