(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
1999 Marmara Depremi’nden bu yana geçen 25 yılda, İstanbul için büyük bir deprem ihtimali defalarca dile getirildi. Bilim insanlarının uyarılarına rağmen, Türkiye’nin en büyük metropolü olan İstanbul hâlâ ciddi riskler barındırıyor. Artan nüfus, yoğun yapılaşma, azalan toplanma alanları ve çürük binalar, olası bir depremde yaşanacak büyük yıkımın habercisi.
TOPLANMA ALANLARI BETONLAŞTI
Deprem sonrası halkın güvenli alanlara yönelmesini sağlamak amacıyla oluşturulan toplanma alanlarının büyük kısmı yıllar içinde imara açıldı. İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerine göre, kentin eski toplanma alanlarının yüzde 70’i artık yok. Geriye kalan alanların yerine AVM, rezidans ve otoparklar inşa edildi. Bu durum, olası bir deprem anında halkın nereye sığınacağı sorusunu cevapsız bırakıyor. Zeytinburnu, Gaziosmanpaşa, Fatih gibi yoğun nüfuslu birçok ilçede ise resmi olarak kayıtlı bir toplanma alanı dahi bulunmuyor.
RİSKLİ YAPILAR MÜDAHALESİZ DURUYOR
İBB tarafından yapılan son taramalarda, incelenen 35 bin binanın yarısının “yüksek riskli” kategorisinde olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, kent genelinde 200 binden fazla binanın olası bir depremde yıkılma tehlikesi taşıdığını belirtiyor. Ancak en büyük sorun, mal sahiplerinin izin vermemesi nedeniyle 79 bin binada tarama yapılamamış olması. Bu da kentin büyük bölümünde riskin görünenden çok daha fazla olduğu anlamına geliyor.
İŞ MAKİNELERİ ENKAZLARA ULAŞAMAYACAK
Şehrin birçok bölgesi, özellikle de tarihi ve merkezi ilçeler, dar sokaklarla örülü. Bu yapılaşma düzeni, büyük bir yıkımın ardından arama-kurtarma çalışmalarının yapılmasını zorlaştıracak. Enkaz alanlarına iş makinelerinin ulaşması mümkün olmayabilir. Bu durum, deprem sonrası ilk saatlerde yapılacak müdahaleyi geciktirecek ve can kaybını artıracak.
GSM ŞEBEKELERİ ÇÖKÜYOR
Son yaşanan sarsıntılarda da görüldüğü gibi, deprem anında iletişim altyapısı yetersiz kalıyor. GSM operatörleri, yoğunluk nedeniyle saatlerce hizmet veremedi. Bu durum hem halkın yakınlarına ulaşmasını hem de arama kurtarma çalışmalarının koordinasyonunu engelliyor. Alternatif iletişim sistemleri henüz devreye alınmadı.
YÖNETİCİLER TUTUKLU, KURUMLAR ETKİSİZ
İstanbul’un bazı ilçelerinde belediye yetkilileri çeşitli nedenlerle tutuklu bulunuyor. Bu durum, afet yönetimi konusunda yerel düzeyde bir liderlik boşluğu yaratıyor. Aynı zamanda merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyon da ciddi anlamda zayıf.
İSTANBUL’UN GERÇEKLERİ
İstanbul’un nüfusu 16 milyonu aşıyor. Beklenen depremin büyüklüğü 7.2 ile 7.6 arasında değişiyor. Uzmanlar, bu ölçekte bir depremde 200 binden fazla binanın yıkılabileceğini ya da ağır hasar alabileceğini öngörüyor. Bu senaryoda 50 binden fazla insanın hayatını kaybedebileceği tahmin ediliyor. Ayrıca yüz binlerce kişinin evsiz kalması, sağlık hizmetlerinden barınmaya kadar temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin uzun süreli kesilmesi bekleniyor.
UZMANLARDAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Uzmanlar, İstanbul’da deprem riskini azaltmak için birçok önlemin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. İlk olarak, tüm yapıların zorunlu denetimlerden geçirilmesi ve riskli binaların hızla tahliye edilerek yıkılması gerekiyor. Bu yapıların yerine depreme dayanıklı yeni yapılar inşa edilmeli. Mevcut toplanma alanlarının imara açılması engellenmeli, hatta yeni açık alanlar belirlenerek kamuoyuna duyurulmalı. Deprem anında iletişimi sağlayacak altyapılar güçlendirilmeli, alternatif sistemler hazırlanmalı. Ulaşım ağları, özellikle dar sokaklar, arama-kurtarma çalışmalarını kolaylaştıracak şekilde düzenlenmeli. Son olarak, halkın deprem bilinci artırılmalı; eğitimler ve tatbikatlar yaygınlaştırılarak toplumun afetlere hazır hale gelmesi sağlanmalı.
İstanbul’da büyük bir depremin yaşanması sadece zaman meselesi. Ancak bugüne kadar alınan önlemler, şehrin büyüklüğü ve barındırdığı risklerle kıyaslandığında yetersiz kalıyor. Bilim insanları sürekli uyarıyor, ancak siyasi irade ve toplumsal bilinç eksikliği hazırlıkları engelliyor. İstanbul, büyük bir felakete açık bir şekilde yaklaşıyor. Bu felaketin yaşanması değil, nasıl karşılanacağı belirleyici olacak.





















