(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Washington–Moskova hattında yürütülen ve kamuoyundan gizli tutulan temaslar, Ukrayna savaşının geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Ortaya çıkan 28 maddelik taslak, Rusya ile ABD arasında şekillenen olası barış planının, en çok da Ukrayna’nın aleyhine sonuçlar doğurabileceği yorumlarına yol açıyor. Taslağın varlığı resmen doğrulanmasa da içeriğinin sızması hem Kiev’de hem de Batı başkentlerinde ciddi rahatsızlık yarattı.
UKRAYNA’SIZ BARIŞ ARAYIŞI
Sızan plana göre barışın ön koşulu olarak Rusya’nın ilhak ettiği bölgeler üzerinde de facto kontrolünün tanınması, Ukrayna’nın ise ordusunu küçültmesi ve NATO üyeliğinden vazgeçmesi isteniyor. Bu maddeler, Ukrayna’nın savaş boyunca savunduğu temel güvenlik politikalarının altını oyuyor.
Taslak, “barış” başlığı altında sunulsa da Ukrayna’nın kendi kaderini belirleme hakkını büyük ölçüde devre dışı bırakan bir yapıya sahip. Uzmanlara göre asıl sorun, bu planın Kiev yönetiminin iradesi dışında Washington-Moskova hattında pazarlık konusu haline getirilmesi.
WASHİNGTON–MOSKOVA TRAFİĞİNDE ARTAN ŞÜPHELER
Planın Trump’ın danışmanları ile Rus yetkililerin yıllardır sürdürdüğü temasların bir ürünü olduğu iddia ediliyor. Özellikle eski yetkililer arasında yürütülen bu arka kapı diplomasisi, ABD’nin resmi kurumlarını devre dışı bırakarak yeni bir dış politika zeminine kapı aralıyor.
Bu görüşmelerde Rusya’ya, Ukrayna’nın güvenlik mimarisinde radikal değişiklikler ve Batı’dan uzaklaştırılması karşılığında ateşkes güvencesi verildiği öne sürülüyor. Bu durum, ABD’nin iki başlı dış politika yürüttüğü yönündeki tartışmaları da körüklüyor.
ZELENSKİ İÇİN SİYASİ ÇIKMAZ
Ukrayna’da savaşın etkileri ağırlaşırken, taslağın ortaya çıkması Başkan Zelenski için yeni bir kriz anlamına geliyor. Ordunun yıprandığı, ekonomik desteğin azaldığı bir dönemde Ukrayna’nın Batı’ya bağımlılığı daha da arttı. Ancak bu plan, Kiev’in savaş boyunca savunduğu tüm kırmızı çizgileri yok sayıyor.
Ukrayna kamuoyunda “teslimiyeti paketleyen bir barış planı” şeklinde eleştirilen taslak, Zelenski yönetimini hem iç siyasette hem de uluslararası arenada zor bir pozisyona itiyor.
MOSKOVA İÇİN STRATEJİK AVANTAJ
Planın Rusya açısından ise son derece kazançlı olduğu görülüyor. Ukrayna’nın NATO’dan uzaklaştırılması, ordusunun küçültülmesi ve ilhak edilen bölgelerin tartışma dışı bırakılması, Moskova’nın uzun süredir talep ettiği tüm başlıkları karşılıyor. Kremlin çevreleri bu nedenle planı “gerçekçi” bulurken, Batılı uzmanlar bunun yalnızca Rusya’nın elini güçlendiren bir ateşkes modeli olduğunu savunuyor.
AVRUPA VE NATO’DA DERİN RAHATSIZLIK
Taslak, Avrupa başkentlerinde de ciddi endişe yarattı. Özellikle Doğu Avrupa ülkeleri, Ukrayna’nın zayıflatıldığı bir senaryonun Rusya’nın bölgesel baskısını artıracağı görüşünde. NATO içinde de planın ittifakın güvenlik doktrinini delik deşik edebileceği tartışılıyor.
ABD’nin bu planı ne ölçüde ciddiye aldığı belirsiz olsa da Avrupa ülkeleri Washington’un Ukrayna politikasında büyük bir yön değişikliğinden endişe ediyor.
SAVAŞIN GELECEĞİ İÇİN KIRILGAN BİR DÖNEMEÇ
28 maddelik taslak, savaşın başladığı 2022’den bu yana gündeme gelen en radikal barış çerçevelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak hem içerik hem yöntem açısından planın uygulanabilirliği tartışmalı. Batılı diplomatlara göre Ukrayna’nın masada olmadığı hiçbir model sürdürülebilir bir barış üretmeyecek.
Sızan belgeler, diplomatik kulislerde hâlihazırda devam eden güç mücadelesini görünür kılıyor. Barış arayışının merkezinde artık Ukrayna değil, büyük güçlerin jeopolitik hesapları var.






















