(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Evden işe dolmuşla gidip dönmenin yazı hayatıma bazı katkıları var. Dolmuşlar sıradan vatandaşların kullandığı ulaşım aracı olduğundan ortalama yurttaşın neler yaşadığını gözlemleme imkanım oluyor. Birkaç gün önceki bir dolmuş yolculuğumu birazdan anlatacağım.
Öncelikle şunu ifade edeyim ki mayıs-haziran aylarını seviyorum. Yağmurlu havaları, serin günleri, çiçekli bahçeleri… Geceden yağmur yağmış ve sabah hava açmışsa keyfime diyecek olmaz. Yine böyle bir sabah neşeyle evden çıkıp işe gitmek için dolmuşa bindim. Neredeyse 15 yıldır dolmuşa binerim. Ayakta yolcu almayanı nadir olur.
Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin önüne geldiğimiz zaman 5-6 yolcu ayaktaydı. Polis minibüsü durdurdu. Şoförden ehliyetini alıp, dışarı çıkmasını istedi. Şoför dışarı çıkınca polis aracında oturan diğer polis memurunun yanına gitti. Kapısı kapalı dolmuşta havasız kalan yolcular rahatsız olmaya başladı. Bazı yolcular güneş ışınlarının geldiği tarafta terlemeye başladı. Şoförün gelmesi uzayınca yolcular homurdanmaya başladı.
Yolculardan şöyle diyenler oldu:
-Arkadaş madem ceza keseceksin, ehliyetinin fotoğrafını çek ve gönder. Yolcuları perişan etmenin ne alemi var?
– Boşalan hazineyi doldurmak için böyle cezalar yazıyorlar.
– Ayakta yolcu almayan dolmuş mu var? Neden şimdi bu kadar üzerine gidiyorlar?
Konuşmalar devam ederken şoför koşturarak aracına döndü.
– Kusura bakmayın acemi bir polise denk geldim. Neyi nereye yazacağını bilmiyor. İmza atacağım yeri bile gösteremedi.
Neyse, yolcular işe geç kaldıklarını sitemle söylenirken, kusurun şoförde değil içişleri bakanlığında olduğunu dile getirdi. Dolmuş yoluna devam etti. Ben ineceğim yerde indim. Belli ki Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kasayı doldurmak için böyle bir yola başvuruyor.
Zaten bayramda sohbet konularının bir kısmını da yollarda yazılan trafik cezaları oluşturdu. Polislerin dron uçurarak yazdığı cezalar hayret uyandırdı.
Bir ara haberlere göz attım. Yandaş diye etiketlenen yazar Şamil Tayyar’ın da trafik cezalarından yakındığı açıklamalarını gördüm. Şimdi geriye doğru gidelim. Hazineyi kim boşalttı? Ekonomistler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’tan sonra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın dövizi baskılayabilmek için yaklaşık 40 milyar dolarlık satış yaptığını hesaplamıştı.
Bu olay bana nedense Narkos dizisini hatırlattı. Kolombiyalı Uyuşturucu lordu Pablo Escobar’ın polisten kaçarken bir dağ evine sığındığında kızını ısıtmak için yaktığı 2 milyon doları hatırladım.
Hemen herkes İmamoğlu operasyonunun neden yapıldığını biliyor. Bir hanedanlık kurulması için yapıldığı yönündeki iddialar ortada. Dolayısıyla yakılan dolarlar da hanedanlığın yoluna döşenen taşlar oluyor.
Bakalım daha ne kadar Dolar yakacaklar…





















